YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/404
KARAR NO : 2023/196
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/459 E., 2021/832 K.
DAVA TARİHİ : 08.08.2012
HÜKÜM : Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararı davalı tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, kendisine ait mağaza inşaatının zemin ve duvarlarında davalının ürettiği mermerlerin
kullanıldığını, döşeme işinin bitmesinden birkaç ay sonra mermerlerin yüzeylerinde delinme ve çatlaklar
meydana geldiğini, Eskişehir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/2 D. iş sayılı dosyasında tespit
yaptırdıklarını, alınan bilirkişi raporunda, kullanılan mermer plakaların üretim yerindeyken gözenekli ve
çatlaklı olduğunun, kalitesinin düşük olduğunun, bu haliyle mermer plakaların kullanılmasının mümkün
olmadığının tespit edildiğini, davalıya 03/02/2012 tarihli ihtarname göndererek zararın karşılanmasını ve
yeniden kaliteli malzeme ile yapılmasını ihtar ettiklerini, davalının ihtarname üzerine mağazanın bir
katındaki mermer üzerine dolgu malzemesi sürerek mevcut kusurları kapattığını, ancak aynı sorunların
tekrar ortaya çıktığını iddia etmiş, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 2.000,00 TL tazminatın davalıdan
yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili,davacıya mermer sattığını, mağazaya uygulama işlemi yapmadığını, teslimin 20/04/2011 –
13/06/2011 tarihleri arasında yapıldığını, bu süre zarfında davacının ayıp ihbarında bulunmadığını,
mermerlerin ayıplı olmadığını, davacının mermerlere koruyucu bakım işlemi yaptırmaması nedeniyle
ayıpların oluşmuş olabileceğini, satımdan çok sonra iyi niyetli olarak mermerlerin silinmesi konusunda
davacı ile anlaştıklarını ve mağazanın giriş katını tıraşlayarak bütün yüzeyi epoksi dolgu malzemesi ile
kapladığını, bütün yüzeyi cilaladığını, ancak davacının bu işlemlerden sonra dahi koruyucu bakım
işlemlerini yaptırmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk derece mahkemesi 24/12/2013 tarihli ve 2013/537 Esas, 2013/614 Karar sayılı kararıyla;
mermerlerin davacıya 20/04/2011 ila 13/06/2011 tarihleri arasında teslim edildiği, 6102 sayılı Türk
Ticaret Kanunu’nun 23. maddesi uyarınca davacının, teslimden itibaren 8 gün içinde mermerlerin
muayenesini yaparak ya da yaptırarak ayıplarının bulunup bulunmadığını belirlemek ve davalıya ihbar
etmek zorunda olduğu halde, bunu yapmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar
davacı vekilince temyiz edilmiştir.
2. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2014/2417 Esas, 2015/905 Karar sayılı ve 23/02/2015 günlü
ilamı ile mahkemece eserdeki ayıp miktarının bilirkişi raporuyla hesaplattırılarak ve taleple bağlı
kalınmak suretiyle bir sonuca varılması gerekirken, eser sözleşmelerinde uygulanma imkanı bulunmayan
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesi hükümlerine dayanılarak davanın yazılı gerekçelerle
reddinin doğru olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma kararına karşı davalı vekilinin karar düzeltme talebi Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin (kapatılan)
2016/2322 Esas, 2016/4061 Karar sayılı ve 28/09/2016 günlü kararı ile reddedilmiştir.
4. Bozmaya uyan yerel mahkeme, 2016/927 Esas, 2017/266 Karar sayılı ve 21/03/2017 tarihli kararı ile
davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, talebin kısmi davanın ıslahı niteliğinde olduğu kabul
edilerek bozmadan sonra yapıldığı kabul edilen ıslaha göre davanın, 71.760,64 TL üzerinden kabulüne
karar verilmiştir. Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
5. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2017/1471 Esas, 2017/3192 Karar sayılı ve 28/09/2017
günlü ilamı ile bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı, ıslahla artırılan miktarın reddi ile 2.000,00 TL
üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi ve vekalet ücreti yönünden kararın bozulmasına karar
vermiştir.
6.Bozma kararına karşı davacı vekilinin karar düzeltme talebi Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin (kapatılan)
2018/51 Esas, 2019/827 Karar sayılı ve 27/02/2019 günlü kararı ile reddedilmiştir.
7. Bozmaya uyan yerel mahkeme, 2019/122 Esas, 2019/549 Karar sayılı ve 18/06/2019 tarihli kararı ile
davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar vermiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
8. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2019/2753 Esas, 2020/321 Karar sayılı ve 06.02.2020 günlü
ilamı ile vekalet ücreti ve yargılama gideri bakımından kararın düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.
9. Bozma kararına karşı taraf vekilleri karar düzeltme talebinde bulunmuş, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi
(kapatılan) 2020/1810 Esas, 2021/1401 Karar sayılı ve 05/04/2021 günlü kararı ile davalı vekilinin tüm
karar düzeltme istemlerinin reddine, sonradan yapılan kanun değişikliği nedeni ile ıslahla arttırılan
talebin değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek düzeltilerek onama kararının
kaldırılmasına , yerel mahkeme kararının davacı yararına
bozulmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın ıslahla arttırılan
miktarla birlikte kabulüne karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde
bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin satım sözleşmesi olduğunu
ve eser sözleşmesi niteliği bulunmadığını, davacının ıslahla arttırdığı miktar bakımından 21/09/2021
tarihli dilekçeleri ile cevap dilekçelerini ıslah ederek zamanaşımı definde bulunduklarını ancak yerel
mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, davanın belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğunu,
dava konusu mermerler bakımından ayıp iddiasında bulunulamayacağını, yargılama giderleri ve vekalet
ücretinin hatalı olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıp giderim bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 176/2. , 369 uncu maddesinin
birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 360. maddesi.
3. Değerlendirme
1.Davacı vekili vermiş olduğu 28/02/2017 tarihli dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı
ile 2.000,00 TL olan dava değerini bilirkişi raporu doğrultusunda 69.760,64 TL daha artırarak neticeten
71.760,64 TL’ye çıkarttığını ve bu bedele temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini istemiştir.
2.Davalı vekili 06/03/2017 tarihli beyan dilekçesi ile davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının
mümkün olmadığını, davanın kısmi dava olduğunu, davacının iddiasını değiştirmesine ve genişletmesine
muvafakatleri bulunmadığını beyan etmiştir.
3. Davalı vekili, 21/09/2021 tarihli beyan dilekçesi ile davacının ıslah dilekçesine karşı 15/11/2012 tarihli
cevap dilekçesinin ıslahından sonra ikinci kez ıslah yaptığını beyan ile zamanaşımı definde bulunmuştur.
Ancak; belirtildiği üzere davalı vekili ıslaha karşı yasal süresi içinde açıkça zamanaşımı definde
bulunmamış, 15/11/2012 tarihli dilekçesi ile cevap dilekçesini ıslah ederek dava dilekçesinde talep edilen
2000,00 TL bakımından zamanaşımı def’inde bulunmuş, 21/09/2021 tarihli dilekçesi ile ikinci kez ıslah
yaparak zamanaşımı definde bulunmuştur.
4. 1086 sayılı Kanunun 83/1 maddesi ve aynı doğrultudaki 6100 sayılı Kanunun 176/2. maddesine göre;
aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Hal böyle olunca, davanın taraflarından
birinin birden fazla ıslahta bulunamayacağı bulunsa bile kanunun emredici hükmü doğrultusunda bu
ıslahın bir sonuç doğurmayacağının kabulü gerekmektedir.
5. Somut olayda, davalı vekilinin ıslaha karşı yasal süresi içerisinde açıkça zamanaşımı definde
bulunmadığı, 21/09/2021 tarihli dilekçesi ile ikinci kez ıslahla zamanaşımı definde bulunamayacağı,
yargılama gideri ve vekalet ücreti bakımından verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın
ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harcın temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine
23/01/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.