Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/407 E. 2023/432 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/407
KARAR NO : 2023/432
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/241 E., 2021/2117 K.
vekilleri Avukat …
DAVA TARİHİ : 23.03.2016
HÜKÜM : Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/287 E., 2018/974 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince dava davacının istinaf talebinin reddine, davalının kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davacının istinaf talebinin reddine, davalının kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında davalıya ait taşınmazlar üzerinde mimari proje hazırlanması, yetkili merciilerin onayına sunulması konusunda sözlü anlaşma sağlandığını, proje ve takip işlemlerinin yapılması için müvekkili şirket yetkililerine davalı tarafından vekaletname verildiğini, müvekkilinin projeyi hazırlayarak yetkili makamların onayına sunduğunu, ancak davalının ihtarname ile kendisine tebliğ edilen iş bedeline ilişkin fatura karşılığı bir ödemede bulunmadığını, yapılan icra takibine karşı itirazda bulunulduğunu, bu nedenle haksız itirazın iptali ile alacaklarının ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin işletmeye kapatılan otelinin tekrar işletmeye açılması için davacı şirket yetkilileri ile yaptığı görüşmede davacıların otelin tekrar işletmeye açılabilmesi için gereken projenin yapılması, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulundan geçirilerek onaylatılması ve neticesinde otelin tekrar işletmeye açılması konusunda anlaşma sağlandığını ancak aradan geçen uzun sürede davacının edimlerini yerine getirmediğini, davacının haksız menfaat sağlama çabasında olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın mimarlık projeyi hazırlayıp, 4 no.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu, bu haliyle edimini yerine getirdiğinin anlaşıldığı, projenin onaylanmamış olmasının davacının yaptığı hizmete karşılık ücretini almasını engellemeyeceği, bu itibarla davacının iş bedelini talep etmekte haklı olduğu ve alacağın likit olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, Küçükçemece 2 İcra Müdürlüğünün 2015/9725 Esas sayılı dosyasına vaki itirazın 200.000,00 TL üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren %9’u geçmemek üzere avans faizi ile birlikte takibin devamına, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili katılma yoluyla verdiği istinaf dilekçesi ile, alacağın faturaya dayandığını ve likit olduğunu, bu nedenle lehlerine icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin kanuna aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bu yönden kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacının tanıdıklarına, vekaletname verilmiş olmasının tek başına yazılı delil başlangıcı olduğunu, tanık dinletebilecekken dinletmediklerini, davacı tarafın davasını ve alacağını hukuki anlamda ispat edemediğini, taraflar arasındaki anlaşmanın sözlü olmasına rağmen iki tarafa vecibeler yükleyen bir sözleşme olduğunu, öncelikle davacının temerrüde düştüğünü, müvekkilinin ödemesi gereken bir borcu bulunmadığını, taraftar arasında öngörülen münasip sürede hiçbir proje yapılmadığını ve müvekkiline örneğinin teslim edilmediğini, mahkemeye sunulan projenin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu veya Belediye tarafından herhangi bir onayı olmadığını, hatta CD içinde sunulduğu iddia edilen ve duruşma zabıtlarına geçen örnek projenin bilirkişiler tarafından okunamadığını, CD’nin bozuk çıktığını, hazırlanan bilirkişi raporuna göre bir karar verildiğini, halbuki raporun birçok yönden eksik olduğunu, gelişigüzel örnek bir proje ele alınarak maliyet hesabı yapıldığını, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; özellikle maliyetin bir inşaat projesine göre hazırlandığını, oysaki taraflar arasındaki anlaşmanın, kısmi bir tadilat projesi ile ilgili olduğunu beyan ettiklerini, ancak mahkemenin bu hususu dikkate almadığını, mahkemenin gerekçeli kararında, mahallinde keşif yapıldığından bahsettiğini ancak keşif yapılmadığını, hiçbir delil toplamadan sadece genel anlamda hazırlanmış bir bilirkişi raporuna dayanarak karar verdiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemece davalının yapımını yüklendiği otel binasının tarihi eser niteliği taşıyan hamam kısmıyla ilgili tadilat projesinin hazırlanması şeklindeki ediminin içine, hazırlanan projeye ruhsat alınması ve projeye Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulundan resmi onay alınmasının da dahil olduğu, bu yükümlülük çerçevesinde davacı yüklenicinin, işin ifası sırasında her türlü önlemi almakla yükümlü olup, esasen özen borcunun gereği olarak bu sorumluluğun varlığının da açık olduğu, yüklenici davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmek zorunluluğun bulunduğu, bu itibarla otelin hamam kısmının tarihi eser niteliği taşıdığını göz önüne alarak projeyi bu doğrultuda hazırlaması gerektiği gözetilip, davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmaksızın hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK’nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu ve iş bedelini hesapladığını, müvekkilinin ediminin proje hazırlanması ve onaya sunulması olduğunu, projenin onaylatılıp ruhsat alınması, otelin işletmeye açılması gibi hususların müvekkilinin ediminin kapsamında olmadığını, mimari projenin hazırlanması ile iş bedeline hak kazanıldığını, bir an için proje onayının da müvekkilini sorumluluğunda olduğu kabul edilse dahi projenin hazırlanması kısmının tamamlanması nedeni ile tamamlanan edim için bir iş bedeline hükmedilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı hususundadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 476. maddesi İİK’nın 67. maddesi,

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.

Davalı tarafından da kabul edildiği üzere, taraflar arasında kurulan eser sözleşmesinin konusu, davacının edimi mimari projenin hazırlanması, sürecin takibi ve projenin ilgili makamlar onaylatılmasıdır. Dosya kapsamındaki İstanbul 4 no.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğünden gönderilen 18/01/2018 tarihli cevabi yazıda, davacı firma adına … … …’ın müellifliğini üstlendiği 2 ayrı projenin gönderildiği, bu projelerin Kurulca uygun bulunmadığı, söz konusu projelerin … Belediye Başkanlığının 08/10/2013 ve 27/08/2014 tarihli yazılar ile Müdürlüğe iletildiği, 119 parselin kısmen hamam alanında kalan kısmında tescilli anıt eser kaydı bulunduğu bildirilmiştir.

Söz konusu idare yazısına göre davacı yüklenicinin hazırladığı projelerin, idarece uygun bulunmadığı ve onaylanmadığı anlaşılmaktadır.

Yüklenicinin ediminin kısmen ifası sonucu yapılan işin bedelinin, iş sahibinden istenebilmesi için kısmen de olsa yapılan eserin tamamlanmış olması ve bu kapsamda eserin objektif ölçüler içinde amaca uygun olarak iş sahibi tarafından kullanılabilir durumda olduğunun belirlenmesi zorunludur. Somut olayda, yüklenici tarafından hazırlanan mimari projenin ilgili idarece onaylanmadığı, davalı tarafından yüklenicinin belirtilen nitelikteki ediminin kısmi ifası kabul edilmediği gibi projelerin onayının da yapılmadığı, davalı tarafa fayda sağlayacak nitelikte bir proje de söz konusu olmadığından projeler tamamlanmış eser sayılamaz.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 476. maddesine göre;

“MADDE 476- Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz.”

Türk Borçlar Kanunu’nun 476. maddesi uyarınca, davacı yüklenicinin üstlendiği proje çizimi ve onaya sunulma işlemi bakımından, davalı iş sahibinin talebi üzerine hazırlanan projenin bu hali ile ilgili idare tarafından onaylanamayacağına yönelik açık bir ihtarı da bulunmamaktadır.

Anılan nedenlerle davacının hak kazandığı bir iş bedeli mevcut olmayıp, Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine dair verilen hükümde hukuka aykırı bir husus bulunmamaktadır.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı harcın temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

06.02.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.