Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/4156 E. 2023/246 K. 25.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4156
KARAR NO : 2023/246
KARAR TARİHİ : 25.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
HÜKÜM/KARAR : Red

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iflas davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine, birleşen dava bakımından bozma olmadığından bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı asıl davada taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin dava dışı Ukrayna Savunma Bakanlığı Girişimi Ukrayna Kargo Hava Yolları Şirketi ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle işbu yabancı şirkete 352.043,56 USD borçlu olduğunu, buna ilişkin Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Ticari Arbitraj Mahkemesinin Hakem Kararının Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesince tenfizine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, bu karar üzerine borçlu-davalı şirket aleyhine ilamlı icra takibine geçildiğini, kesinleşen takibe rağmen borcun ödenmediğini, müvekkilinin gerek Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin dava dosyasındaki gerekse Adana 3. İcra Müdürlüğünün takip dosyasındaki tüm alacakları takip ve dava hakları ile gayri kabili rücu olmak üzere noter huzurunda temlik aldığını, temlik sözleşmesinin icra dosyasına bildirilip, davalı borçluya da tebliğ edildiğini, davalının herhangi bir itirazın söz konusu olmadığını, temlik alacağının yaklaşık 13 yıldan beri ödenmediğini, ileri sürerek, davalı … Tic. Ltd. Şti. İİK’nın 177. maddesi gereğince iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; Isparta 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/524 Esas sayılı dosyasında verilen tedbir kararlarının davalı bankaların görevlileri tarafından yerine getirilmediğini ileri sürerek, davalı bankaların görevlilerine HMK’nın 398. maddesi uyarınca 6 aya kadar disiplin hapis cezası verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Asıl davada davalı … … Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın yerinde olmadığını, davaya konu alacağın zaman aşımına uğradığını, davacının iflas talep etme yetkisi olmadığını, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, davacının temlik ilişkisini ispat edemediğini, takibin baştan beri yetkisiz vekil tarafından başlatıldığını, bu nedenle takibin yok hükmünde olduğunu, İİK 177/1 maddesinde aranan iflas şartlarının da bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2019 tarih ve 2018/524E., 2019/116 K sayılı kararı ile ilamlı icra emrinin borçluya tebliğ edildiği ve takibin kesinleştiği, kesinleşen takibe rağmen borçlu tarafça ilama konu borcun ödenmediği, daha sonra bu icra dosyasına konu alacağın davacıya temlik edildiği, her ne kadar temlikin sıhhatli olmadığına dair savunmalarda bulunulmuş ise de; dosya kapsamında temlik eden şirket yönüyle temlikin sahteliğine ilişkin herhangi bir iddia ve talep bulunulmadığı, somut davada İİK’nın 177/4 maddesinde düzenlenen iflas nedeninin gerçekleştiği gerekçeleriyle, asıl davada davalının iflasına; birleşen dosya davalılarının infazının ne şekilde olacağı belli olmayan, soyut bir müzekkere doğrultusunda ihtiyati tedbire muhalefet ettiklerinin söylenemeyeceği gerekçeleriyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna başvuranlar :
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih sayısı belirtilen kararına karşı asıl davada davalı şirket vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

C.Gerekçe ve Sonuç
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 10.07.2020 tarih ve 2019/1720 Esas 2020/821Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunda bulunan davalı borçlunun icra emri tebliğine rağmen takip tarihinden temlik tarihine kadar ve temlik tarihinden sonra da ilama bağlı alacağı ödemediği, İİK’nın 177/4. maddesinde düzenlenen iflas nedeninin gerçekleştiği, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1-Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 10/07/2020 tarih ve 2019/1720 Esas 2020/821Karar sayılı kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2-Milletlerarası hakem kararlarının icra edilebilmesi için, hakem kararının kesinleşmesinden sonra, mahkemeden icra edilebilirlik belgesinin alınması gerektiği, (MTK m.15/B) MTK m. 15/A’da ise, “iptal davasının açılması kendiliğinden hakem kararının icrasını durdurur” hükmünün öngörüldüğü Bu madde uyarınca, milletlerarası hakem kararları, kesinleşmeden ilâmlı icraya konu olamayacağından tenfiz kararı kesinleşmeden Türkiye’de infazı kabil olmadığı, Somut olayda, hakem kararının tenfizine ilişkin Isparta 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/566 E., 2006/301 K. Sayılı kararı, 29.12.2006 tarihinde verilmiş olup, karar 07.06.2007 tarihinde kesinleştiği, alacaklı tarafından gönderilen icra emrinin ise 11.03.2007 tarihli olduğu ve henüz tenfiz kararı kesinleşmeden ilamın icraya konulduğu dosya kapsamından anlaşıldığından tenfiz kararı kesinleşmeden icra emri gönderilmesi M.T.K. hükümlerine aykırı olup, mahkemece bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi ve karara karşı istinaf isteminin esastan reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüş, kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu milletlerarası hakem kararlarının, kesinleşmeden ilâmlı icraya konu olamayacağı, dava konusu tenfiz kararı kesinleşmeden ilamın icraya konulduğu anlaşıldığından asıl davanın reddine, birleşen dava bakımından bozma olmadığından bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B.Temyiz Sebepleri
A-Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde;davalı müflis şirket yetkilileri ve vekili haklarında Fetö/PDY terör örgütü ile iltisakının bulunup bulunmadığı yönünde devam eden soruşturma dosyaları bulunduğu, dosyaya sunulan vekaletnameler ve dayanak belgelerin dosyanın içerisinden çalındığı, bu hususta suç duyurusunda bulunulmuş ve soruşturma yürütülmeye başlandığı, Ukrayna Savunma Bakanlığı Ukrayna Kargo Hava Yolları Şirketi vekili olan dava dışı Abbas Soner Soyyiğitin vekaletnamesinin sahte olduğu, anılan sahte vekaletnamenin de yine davalı müflis şirket yetkilileri ve vekilinin iştiraki ile düzenlendiği, davalı şirket vekili yapılan takibe ilişkin ödeme emrini aldıktan sonra borcu kabul ettiğini beyan ettiği, Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesinin takibin iptaline ilişkin kararı ile aynı mahkemenin şikayetin kabulüne ilişkin karaı ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra sunulmuş olup iddia veya savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğunu, davalı şirket vekili tarafından, ilk iflas davasının açıldığı tarihten karar tarihine kadar iflasa konu icra dosyasının dayanağı olan tenfiz kararının kesinleşmediği hususunda herhangi bir itiraz yahut gerekçe öne sürülmediği, asıl davada reddi hakim talebinin geri çevrilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunduğu, bu reddi hakim talebiyle ilgili istinaf yargılaması devam ettiğini ileri sürerek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

B-Asıl Davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece iflas davasının Yargıtay bozma ilamına
uyulduktan sonra reddedildiği, kararda daha önce verilen tedbirlerin durumu ve iflas idaresinin görevi ile ilgili bir açıklamaya yer verilmediği, İflas kararının bozulmasına ilişkin karara uyulması halinde bozma kararı kesinleşmiş olacağından, hükmün 6100 sayılı HMK’nın 305/A maddesi uyarınca tamamlanarak iflas idaresinin görevinin sona erdiğine, dava sırasında konulan tedbirlerin sona erdiğine, iflasın açıldığının bildirildiği yerlere iflasın sonuçlarının kalktığının bildirilmesine yönelik müspet veya menfi bir karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

C. GEREKÇE
1.Uyuşmazlık ve Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK’nın 177. maddesi uyarınca kesinleşen iflas takibinde borçlunun iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK 177. ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplere;
Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.