Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/4191 E. 2023/3704 K. 07.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4191
KARAR NO : 2023/3704
KARAR TARİHİ : 07.11.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/444 E., 2022/454 K.
İHBAR OLUNAN: Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 25.07.2011
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davalı vekili Avukat Servinaz Cengiz Yardım ile davacı vekili Avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının kusuru nedeniyle inşaata geç başlanmasından kaynaklanan maliyet artışı ile gecikmeye dayalı üyelerine ödenen kira bedelleri ve mahrum kalınan kira gelirinin tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 2011/311 Esas, 2013/71 Karar ve 19.03.2013 tarihli kararıyla özetle; davanın kısmen kabulü ile 680.010,24 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. BİRİNCİ BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını, süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2013/3734 Esas, 2014/3185 Karar ve 20.05.2014 tarihli kararı ile özetle; davalı vekilince yargılama sırasında 15.03.2013 tarihli dilekçe ekinde sunulan, Konya Büyükşehir Belediyesi Encümeni’nin 04.12.2012 gün 965 sayılı kararında dava konusu olan 17900 ada 6 nolu parsele ilişkin tahsis amacı dışında kullanıldığının tespit edildiği ve 775 sayılı Kanunun 25 ve 27. maddelerindeki şartlar yerine getirilmediğinden bahisle davacı kooperatife olan tahsis iptâl edilerek ana gayrimenkul ve üzerinde kurulu olan tüm kat irtifaklı taşınmazların belediye adına tesciline kararı verildiği, ancak bu kararın kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti yönünde dosyada bilgi ve belge bulunmadığı belirtilerek söz konusu encümen kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmiş ise davacı kooperatifin mülkiyet hakkı sona ereceği ve inşaata devam etmesi mümkün olmayacağından, davanın konusuz kalacağı gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak eksik incelemeye dayalı kısmen kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu anlaşılmıştır.

V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İKİNCİ KARARI
İlk derece mahkemesinin 2015/29 Esas, 2017/602 Karar ve 19.07.2017 tarihli kararı ile özetle; davanın konusu kalmadığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. İKİNCİ BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını süresi içinde, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2017/2208 Esas, 2018/2641 Karar ve 21.06.2018 günlü kararı ile özetle; söz konusu tahsisin iptâli ile ilgili olarak davacının Konya 2. İdare Mahkemesinin 2013/347 Esas, 2013/1224 Karar sayılı dosyasında açtığı davanın 26.12.2013 tarihinde verilen red kararı ile kesinleştiği, ancak belediyece sonradan 24.05.2016 tarihinde alınan encümen kararıyla tahsisin iptâli ile ilgili encümen kararının iptâl edilerek yeniden davacı kooperatife tescile muvafakat kararı verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda mahkemece işin esasının incelenerek karar verilmesi gerektiği, kabule göre de davalı yararına nispi yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu anlaşılmıştır.

VII. İLK DERECE MAHKEMESİNİN ÜÇÜNCÜ KARARI
İlk derece mahkemesinin 2018/809 Esas, 2020/56 Karar ve 22.01.2020 tarihli kararı ile özetle; davanın kısmen kabulü ile 138.783,27 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.

VIII. ÜÇÜNCÜ BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını süresi içinde, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2020/2179 Esas, 2021/2638 Karar ve 10.06.2021 günlü kararı ile özetle; mahkemece hükme esas alınan 05.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda; sözleşme uyarınca davalı MEDAŞ’ın edimlerini yerine getirebilmesi için öncelikle davacı kooperatifin edimini yerine getirmesi gerektiği, davacı kooperatifin sözleşmeyle üstlendiği öncelikli edimini sözleşmede yer alan 31.12.2007 tarihinde yerine getirmediği, 09.10.2008 tarihinde dava dışı El-Ko firmasından monoblok trafo satın aldığı ve bilahare 11/10/2008 tarihinde sevk irsaliyesi düzenlendiği ve trafoyu yerine monte ettiği, davacının bu edimini yerine getirdikten sonra davalıya 29.03.2010 tarihine kadar bir bildirim ve uyarıda bulunmadığı, 29.03.2010 tarihli ihtarname ile arsasında inşaata başlayacağını, bu nedenle eski trafonun kooperatif arsasından kaldırılmasını davalıdan istediği, bu durumda davalının, kooperatifin inşaat yapımına başlamadaki gecikmesi nedeniyle sorumlu olacağı sürenin ihtarname tarihi olan 29.03.2010 tarihi ile MEDAŞ’ın edimini yerine getirdiği (eski trafo binasını davacı kooperatif arsasından kaldırdığı) 13.11.2010 tarihleri arasındaki süre olduğu sonucuna varıldığı, bu tarihler arasındaki süre yönünden davacı zararı 138.783,27 TL olarak hesaplandığı, mahkemece bu miktarın hüküm altına alındığı anlaşılmış ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı MEDAŞ’ın zarardan sorumlu olacağı tarihin başlangıcı davacı kooperatifin gönderdiği 29.03.2010 tarihli ihtarname tarihi olarak belirlenmiş ise de, davacının ihtarından makul bir süre sonra davalının sözleşmede yer alan edim yükümlülüğünü yerine getireceğinin açık olduğu, başka bir anlatımla, davalının, ihtarname tarihi itibariyle davacıya ait arsadaki eski trafo binasını kaldırmasının beklenemeyeceği, bunun için davalıya makul bir süre tanınması, makul sürenin bitim tarihi ile davalı tarafından trafo binasının fiilen kaldırıldığı (davalının sözleşme ile üstlendiği edimi gecikmeli olarak yerine getirdiği) 13.11.2010 tarihi arasındaki süre bakımından oluşan zarardan davalının sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu anlaşılmıştır.

IX. İLK DERECE MAHKEMESİNİN SON KARARI
İlk derece mahkemesinin 2021/444 Esas, 2022/454 Karar ve 29.06.2022 tarihli kararı ile özetle; davacı kooperatifin davalıya gönderdiği noter ihtarının 30/03/2010 tarihinde tebliğ edildiği, trafonun kaldırılması için gereken makul sürenin 37 gün olduğu, yani trafonun normal şartlarda 07/05/2010 tarihinde kaldırılması gerektiği, buna karşılık 13/11/2010 tarihinde gerçekleşen fiili kaldırma sebebiyle arada geçen süre kadar davalının inşaata geç başlaması sebebiyle 85.178,79 TL maddi zararının doğduğu ve bu bedelin davalıdan tazminin gerektiği, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin 07/05/2010 tarihinden önceki dönemde davalının bir kusur ve sorumluluğunun bulunduğu yukarıda yer verilen bozma kararları ve mahkememiz kararlarında belirtildiği üzere ispat edilemediğinden reddinin gerektiği, davalının trafonun kaldırılması için gerekli sürenin bitiminde temerrüde uğradığı kabul edildiğinden 07/05/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden de davalının sorumlu olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 85.178,79 TL’nin 07/05/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

X. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını süresi içinde, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekilinin temyiz dilekçesinde özetle, sözleşme gereği davalının edimini 31.12.2007 tarihine kadar yerine getirmesi gerektiği, ihtarın tebliğ tarihinin tazminat hesabında dikkate alınmamasının doğru olmadığı, davacının davalıya ihtar gönderme yükümlülüğünün bulunmadığı, edimin ne zaman yerine getirileceği belli olduğundan kesin vade söz konusu olduğu, kira alacağına hükmedilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.
2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinde özetle; raporda tespit edilen monte süresinin ve inşaat maliyetlerinin nasıl tespit edildiği yönünde somut veri bulunmadığı, davacının kendi üzerine düşen edimi yerine getirmediğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının kusuru nedeniyle inşaata geç başlanmasından kaynaklanan maliyet artışı ile gecikmeye dayalı üyelerine ödenen kira bedelleri ve mahrum kalınan kira gelirinin tahsili istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Yargıtay 04/02/1959 tarih ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 437 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

XI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda “Değerlendirme” bölümünün “2.” bendinde açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin tüm temyiz
itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın ONANMASINA,

17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak Yargıtay duruşmasında vekille
temsil olunan taraflara verilmesine,

Aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

07.11.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.