YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/422
KARAR NO : 2023/180
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/23 E., 2015/14 K.
DAVA TARİHİ : 15.07.2010
HÜKÜM/KARAR : Onama
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı şikayet olunan … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Şikeyetçi vekili dava dilekçesinde; borçlunun 3. kişi nezdindeki hak ve alacaklarının haczi sonrası Hopa İcra Müdürlüğünün 2010/180 Esas sayılı dosyasında düzenlenen 05.07.2010 tarihli sıra cetvelinde şikayet olunanın geçerli bir haczi bulunmadığı, müvekkili haczinin ilk haciz olup öncelikle müvekkiline pay ayrılması gerekirken şikayet olunana ilk sırada pay ayrılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, anılan sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve şikayet etmiştir.
II. CEVAP
Şikayet olunan vekili cevap dilekçesinde, şikayetin reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince, davalı tarafça koyulan haczin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir
IV. 1. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde şikayetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay ( Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 2011/4577 Esas, 2011/2663 Karar sayılı ilamı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklara ilişkin haczin ne şekilde yapılacağının İİK’nın 89. maddesinde gösterildiği, somut olayda şikayet olunanın 89. maddeye göre bir haciz ihbarnamesinin olup olmadığı ve haciz ihbarnamesinin doğduğu tarihte doğmuş bir alacak olup olmadığı araştırılmadan şikayetin reddine karar verilmesi doğru görülmeyerek bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararı
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu şikayet olunanın İİK’nın 88. maddesine göre borçlunun DSİ nezdindeki hak ve alacaklarına koydurduğu 01.03.2010 tarihli haczin bu tarih itibariyle doğmuş bir alacak bulunmadığından geçerli olmadığı, bu durumda geçerli ilk haczin şikayetçinin İİK’nın 89. maddesine göre düzenlenmiş doğmamış alacakları da kapsayacak nitelikte olan haciz ihbarnamesine dayalı 04.03.2010 tarihli haczi olduğu gerekçesiyle, şikayetin kabulü ile anılan sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir.
V. 2. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 2. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde şikayet olunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay ( Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 2011/4577 Esas, 2011/2663 Karar sayılı ilamı ile hak edişlerin gönderildiği DSİ 26. Bölge Müdürlüğüne yazılar yazılmış olup, karardan önce gönderilen 09.01.2013 tarihli cevabi yazıda 18.12.2009 tarihli hak edişin 24.12.2009 tarihinde ödendiği ve şikayet olunanın İİK’nın 88. maddesi uyarıca gönderdiği haciz müzekkere tarihinde borçlunun hak edişinin bulunmadığı bildirildiği halde, karar tarihinden sonra dosyaya gönderilen 18.01.2013 tarihli cevabi yazıda 18.12.2009 tarihli hak ediş bedelinin gerekli kesintiler yapıldıktan sonra 134.371,59 TL olarak 24.12.2009 tarihinde emanete alındığı açıklanmıştır. Bu durumda, mahkemece, DSİ 26. Bölge Müdürlüğüne yeniden müzekkere yazılarak 18.12.2009 tarihli hak edişin 24.12.2009 tarihinde emanete alındığı 18.01.2013 tarihli cevabi yazıda belirtildiği halde 01.03.2010 tarihinde borçlunun kurumdan hak ediş bedeli alacağı olmadığının 09.01.2013 tarihli cevabi yazıda bildirilmesinin sebebi de sorulmak suretiyle emanete alınan paranın borçlunun hak edişi olduğu hususu gözönünde bulundurulup, şikayet olunanın haciz tarihi olan 01.03.2010 tarihi itibariyle borçlunun DSİ nezdinde hak edişi bulunduğunun 18.01.2013 tarihli cevabi yazıda bildirildiği hususu da değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı belirtilerek bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince 2. Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma sonrası DSİ 26. Bölge Müdürlüğü cevabi yazısına göre; işin 21.12.2009 tarihinde tamamlanma durumunu öngördüğünden paranın kuruma gönderilip emanete alındığı, ancak hakediş bedeli iş yapan tarafından yerine getirilmediğinden, yerine getirilme tarihi olan 29.06.2010 tarihinde icraya gönderildiği, şikayet eden tarafından 04.03.2010 tarihli haciz ihbarnamesinin geçerli olduğu, sadece mevcut alacaklar için haciz konulmasını talep eden 01.03.2010 tarihli haciz yazısı sıra cetvelinde ilk sırayı alamayacağı gerekçesi ile şikayetin kabulüne karar verilmiştir.
VI- TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayet olunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Gerekçeleri
Şikayet olunan vekili temyiz dilekçesinde, bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmediğini, bozma öncesi müzekkereler arasındaki çelişkinin giderilmediğini, şikayetçinin haczinden önce koyulan 01.03.2010 tarihli haczin geçerli olduğunu bu nedenle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1-Uyuşmazlık
Sıra Cetvelinin iptali istemine ilişkindir.
2- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, İİK’nın 88. ve 89. maddeleri.
3- Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Borçlunun üçüncü kişi ile arasındaki bir hukuki ilişkiye dayanan, henüz doğmamış olmakla beraber doğması muhtemel alacakları için İİK.nın 89. maddesine göre haciz ihbarnamesi gönderilebilir. Üçüncü kişilerde hak ve alacakların ne şekilde haczedilebileceği İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 89. maddesinde gösterilmiştir. Bu yola başvurmadan sadece haciz müzekkeresi ile konulan haciz aynı yasanın 88. maddesi kapsamında menkul haczi olarak nitelendirilebilir ve ancak mevcut bir hak ve alacak üzerine konulabilir; bir diğer ifade ile üçüncü kişi nezdinde doğacak (beklenen) alacakların müzekkere yazılması suretiyle haczi mümkün değildir. Şikayet olunan tarafından gönderilen haczin İİK’nın 88. maddesi kapsamında değerlendirilebileceği ve DSİ tarafından gönderilen cevabi yazıya göre bu tarihte henüz doğmuş bir alacak olmadığı dikkate alınarak, Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Şikayet olunan vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunabileceğine,
23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.