YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4226
KARAR NO : 2023/232
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1627 E., 2022/1096 K.
DAVA TARİHİ : 16.03.2016
HÜKÜM/KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/110 E., 2019/41 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar …, …, …, …, … tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Belli edilen günde davalı … vekili Avukat … ve yine duruşma isteyen bir kısım davalılar vekili Avukat … ile temyiz talebinde bulunan davacı vekili Avukat … … sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mirasçısı olduğu …ile davalı yükleniciler arasında,….mevkii, 177 pafta, 934 ada, 24 parselde kayıtlı arsa üzerine inşaat yapılması için Kadıköy 4. Noterliği 28.01.2002 tarih 06031 yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Mal Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, 28.01.2002 tarihinde ek sözleşme yapıldığını, …’ın sözleşmenin 8.maddesi uyarınca 02.05.2002 tarihli işlemle maliki bulunduğu arsanın 5/10 payı kendisinde ipka ile kalan 5/10 hissesini davalılar adına tapuda tescilinin yapılması ile üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, davalıların edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığı gözetilerek, sözleşmenin feshi ile, müvekkilinin murisi tarafından sözleşme gereği davalılara devredilen … ili, … ilçesi, … Mh., … mevkii, 177 pafta, 934 ada, 24 parselde kayıtlı taşınmazın 5/10 hissesinin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına isabet eden miktarın kayıt ve tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalılar vekili, cevap dilekçesinde, sözleşmenin yapıldığı tarihte taşınmazın tüm imar planlarında “kısmen park-kısmen açık spor alanı” olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin imzalanmasından sonra resmi kurumlarda gerekli işlemleri yaptığını, davacının ve murisinin tüm bu durumları bildiğini, davacının projenin gerçekleşmesini engelleyip akitten dönmeye çalışmasının kabul edilemeyeceğini, inşaat süresinin henüz başlamadığını ve müvekkillerinin temerrüde düşmediğini, Nisan/2016 tarihinde müvekkili tarafından arazide çevre düzenlemesi işlerinin yapıldığını, sözleşmenin 10/c maddesindeki 24 aylık sürenin Belediye tarafından verilecek temel üstü ruhsatından itibaren başlayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davalı … vekili; müvekkilinin öz annesi olan davacının, davanın açılmasına muvafakat etmediğini, müvekkilinin 28.01.2002 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığını, …’ın vefatı ile murisin sözleşmeden kaynaklanan haklan üzerinde 3/4 oranında pay sahibi olduğunu, kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu parselin 10 seneyi aşkın bir sure sonra imar parseline dönüştüğünü, ruhsat alma aşamasına gelindiğinde sözleşmenin feshinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “taraflarca imzalanan sözleşmenin, sözleşme tarihinde mevcut olan objektif imkansızlık sebebiyle BK’nın 20. maddesine göre batıl olduğundan ve hukuki sonuç doğurmayacağından ifasının talep edilmesinin mümkün olmadığı; ifa imkânsızlığının borcu sona erdiren nedenlerden olduğu; BK. md. 117/1 ‘e göre davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanması ve yükleniciye devrettiği tapunun iadesini istemesi karşısında, davalı müteahhitlerin inşaat faaliyetlerine başlamayarak temerrüde düştüğü, aradan geçen çok uzun süreye ve tahammül sınırlarını fazlasıyla aşmasına rağmen inşaatın halen başlamadığı, başlanmamasının ise Yargıtayın istikrarlı içtihatları uyarınca geriye etkili fesih (dönme) koşullarını sağladığı anlaşılmakla davanın davacı vekilince sınırlanan tescil ve fesih talepleri yönünden kabulü gerektiği; davacının sözleşmeyi feshetmesinin bilirkişi heyeti tarafından haksız olduğu şeklinde mütalaa verilmiş olsa da bu görüşe iştirak edilmediği; bu gibi davalarda yükleniciyle arsa sahipleri arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğu; zorunlu dava arkadaşlığının varlığı durumunda, hem yüklenicinin hem de arsa sahiplerinin aynı davada taraf olmaları gerektiği; davalı Baki’nin sözleşmenin tarafı olup zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olduğu, bu davalının itirazlarının yerinde olmadığı” gerekçesi ile; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar …, …, …, …, … vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde dava konusu talebin tam bir çelişkili davranış yasağı ihlali, hakkın kötüye kullanılması örneği olduğunu, idari ve hukuki tüm engellerin davalılarca yıllarca süren mesailer sonunda kaldırılıp, proje gerçekleştirilebilir bir hale geldikten sonra diğer müteahhitlerin projeye göz diktiğini, arsanın tarihsel gelişiminin dikkate alınması gerektiğini, davacının davalıların tüm çabalarına karşın projenin gerçekleşmesini engelleyip bir yandan da akitten dönmeye çalışmasının kabul edilemeyeceğini, inşaat süresinin henüz başlamadığını, davalıların temerrüde düşmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “sözleşme yapıldığı tarihte, imar planları nedeniyle taşınmaz üzerinde inşaat yapılmasına ilişkin engel bulunmakta olup, taraflar bu durumu bilerek sözleşme yapmıştır. İmkansızlık nedeniyle askıda olan sözleşmenin avan projeye onay verilmesi nedeniyle 16/11/2015 tarihinde geçerli hale geldiği ve … Belediye Encümeni tarafından imar planına uygun şekilde yeşil alan ve yol için gerekli terklerin yapılmasının istenmesi üzerine, yükleniciler tarafından arsa maliklerine 13/10/2014 ve 30/10/2014 tarihli mailler ve 25/12/2015 tarihli yazı ile yola terk işlemlerinin yapılmasının bildirildiği; davacı tarafın, sözleşmenin imzalanmasından sonra davanın açıldığı 16/03/2016 tarihine kadar makul sürenin dolduğuna dair bir ihtarının bulunmadığı; davacı tarafından, dava tarihinden sonra Gebze 11. Noterliğinin 08.04.2016 tarih 08103 yevmiye nolu ihtamame ile sözleşmeden dönme kararı verildiği ve dava açıldığı belirtilerek arazide başlatılan hafriyat çalışmasının durdurulmasının talep edildiği; askıda geçersizliğin geçerli hale gelebilmesi için istikrarlı Yargıtay kararlarında makul bir sürenin beklenilmesi aranmakta ise de, davaya konu olayda imar sorununun çözülmesinden sonra dava açılması karşısında davacının iyi niyetli olduğunun kabul edilmesine imkan olmayıp, sözleşme geçerli hale geldiğinden tarafların sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında, davacının sözleşmenin uygulanması için yola terk işlemlerini yapmak yerine sözleşmenin feshini talep etmesi ve mahkemenin de davanın reddi yerine, bu talebi yerinde görerek davanın kabulüne karar vermesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.” gerekçesiyle bir kısım davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK’nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, sözleşmenin imzalanmasından ve tapuda davalılara ferağın yapılmasından itibaren yaklaşık 20 seneden beri taşınmazla ilgili olarak davalılar tarafından hiçbir ameliye yapılmadığını, inşaatla ilgili tek çivi çakılmadığını, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, sözleşmenin 10. maddesine bakıldığında, hem inşaata başlamadan önce tamamlanacak idari sürecin hem de inşaat süresinin azami bir süreyle sınırlandığının görüleceğini, 6 ay içinde taşınmazın imar durumunu konut inşa etmeye uygun hale getirmeyi ve azami 30 ay içinde ise anahtar teslimi şeklinde bağımsız bölümleri teslim etmeyi taahhüt eden davalı müteahhitlerin, üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmediklerini, sözleşmenin yapıldığı sırada ifa objektif olarak imkansız olmasına rağmen, taraflar ifanın sonradan mümkün hale geleceği düşüncesiyle sözleşme yapmışlarsa, bu durumda belli bir tahammül süresi içinde ifanın mümkün hale gelip gelmeyeceğine göre değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanmış olup, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, …
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.