Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/4396 E. 2023/3917 K. 27.11.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 22:06
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4396
KARAR NO : 2023/3917
KARAR TARİHİ : 27.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1354 E., 2022/1213 K.
DAVA TARİHİ : 16.10.2018
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/404 E., 2020/62 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 22.08.2016 tarihinde eser sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre Halfeti ilçesinde yapılacak olan park yapım işinin 747.000,00 TL bedelle 180 gün içerisinde müvekkili firma tarafından yapılmasının kararlaştırıldığını, müvekkilinin işe zamanında başladığını, hakedişlerinden bir kısmını aldığını, park yapım işini tamamlayarak davalı tarafından geçici kabulünün de yapıldığını, ancak 12.07.2018 tarihli davalı ... tarafından hazırlanan hakediş raporundan da anlaşılacağı üzere müvekkili firmaya personel taahhütnamesi cezası adı altında 402.000,00 TL para cezasının kesildiğini, söz konusu raporu müvekkili firmanın ihtirazı kayıtla imzaladığını, tek taraflı ve haksız olarak yasalara uygun olmayacak şekilde müvekkilinin hakedişlerinden toplam ihale bedelinin yarısından fazlası tutarına denk gelen kısmının personel taahhütnamesi cezası adı altında kesilmesinin ağır bir mağduriyet yaratacağını, bu cezanın kabul edilemeyeceğini beyan ederek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 20.000,00 TL’nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın zamanaşımı yönüden reddine karar verilmesi gerektiğini ayrıca görev yönünden de itirazlarının bulunduğunu, yüklenicinin iş programını yer tesliminin yapıldığı tarihten itibaren 15 gün içinde idarece verilen örneklere uygun olarak hazırlaması gerektiğini, davacı firmanın sözleşmenin 23. maddesi gereğince personel bulundurma yükümlülüğü olduğunun açıkça belirtildiğini belirterek öncelikle ilk itirazlarının kabul edilerek görev, zamanaşımı yönünden davanın reddine, mahkeme aksi kanatte ise esas yönünden haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında Kamu İhale Kanununa tabi Halfeti park yapım işine ilişkin 22.08.2016 tarihli eser sözleşmesi bulunduğu, sözleşme uyarınca, 02.09.2016 tarihinde yükleniciye iş teslimi yapıldığı, sözleşmeye göre işin süresinin 180 gün olduğu, idareden kaynaklı işin durması nedeniyle yüklenici tarafa 61 gün ek süre verildiği, bu ek süreye göre işin bitiş tarihinin 01.05.2017 olduğu, işin bitirildiği tarihin ise 22.05.2017 olduğu ve buna göre 21 günlük gecikme olduğu, sözleşme uyarınca yüklenicinin, teknik personele ilişkin isim ve belgelerini, yer tesliminden itibaren 10 gün içerisinde idareye sunmak zorunda olduğu, buna karşılık yüklenicinin teknik personele ilişkin noterden alınan taahhütnameleri 05.10.2017 ve 09.10.2017 tarihlerinde onaylattığı ve idareye sunduğu, bu kapsamda teknik personele ilişkin bildirimin sözleşme hükümlerine uygun olarak idareye sunulmadığı ve davacı yükleniciye önceki hak edişlerinde teknik personele ilişkin ceza tahakkuk ettirilmemiş olmasının, sözleşmeye aykırılığı ortadan kaldırmayacağı ve davacıya bir hak bahşetmeyeceği bu sebeplerle, davacı yüklenicinin sözleşme hükümlerine göre teknik personele ilişkin ceza tahakkukundan sorumlu olduğu, idarece tahakkuk ettirilip, davacı yüklenicinin hakedilişinden mahsup edilen 402.000,00 TL teknik personel taahhüdüne aykırılık cezasının, sözleşme hükümlerine uygun olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında bulunan eser sözleşmesi nedeniyle tarafların hukuki sorumluluklarının, sözleşmeye ve hukuka aykırı işlemlerinin tespiti ile davalı veya davacı müvekkilinin varsa kusurunun belirlenmesi, buna göre değerlendirme yapılması gerekirken mahkemece değerlendirmenin kurum bilgi ve belgeleri çerçevesinde başkaca delil toplanmadan ispat yükü açısından müvekkilinin sorumlu tutulup delillerin ikamesine de fırsat verilmeden davayı reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşme maddelerinin incelenmesiyle müvekkili firmanın haklılığın ortaya çıkacağını, davalı idarenin sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını, ayrıca ihalenin bedelinin 700.000,00 TL olduğunu, bu bedel üzerinden 400.000,00 TL ceza kesmesinin hiçbir mantığının bulunmadığını, davalının bu anlamda kötü niyetinin açıkça ortada olduğunu belirterek yerel mahkemece verilen kararın kaldırılması yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; özellikle taraflar arasındaki sözleşmenin eki niteliğinde olan Yapım İşleri Genel Şartnamesi uyarınca davacının davasına konu ettiği hakedişden yapılan kesintilere YİGŞ’in 39. ve 40. maddelerinde belirtilen usulde itiraz edilmediğinin anlaşılması karşısında İlk Derece Mahkemesince verilen hükümde usul ve yasaya aykırılık bulunmamış ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b,1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; delillerin ikamesine fırsat vermeden red karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olduğu, YİGŞ'in 19/6 maddesinde; yüklenicinin, sözleşmesine göre işyerinde bulundurulması istenen teknik personelin isimleri ile belgelerini Teknik Personel Bildirimi ile birlikte yer tesliminin yapıldığı tarihten itibaren beş gün içerisinde idareye bildirmek zorunda olduğu, idarenin, bu personel hakkında gerekli incelemeyi yaptıktan sonra kabul edip etmediğini on gün içinde Yükleniciye bildirmesi gerektiği, idare tarafından bu süre içerisinde herhangi bir bildirim yapılmadığı takdirde Teknik Personel Bildirimindeki teknik personelin kabul edilmiş sayılacağı, teknik personelin iş başında olmadığı iddiası hak ediş raporuna kadar dile getirilmediği, buna yönelik tutanak tutulmadığı, idarece kontrol memurları tarafından kontrol edilmesine rağmen ihale süresi olan 180 gün boyunca tabiri caiz ise belediye kontrol memurlarının görevlerini ihmal edip kontrol yapmadıkları, ceza hesabının neye göre hesaplandığının belli olmadığı, itirazı kayıt ile cezanın kabul edilmediği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup sözleşme gereği kesilen personel bulundurmama cezasının iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenen ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verebilecektir. (HMK m. 353/1-b/1) Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma yapılmaksızın istinaf başvurusunun reddine karar verilebilmesi için dosyanın tekemmül etmiş bulunması, başka bir anlatımla, İlk Derece Mahkemesi tarafından toplanan delillere göre, istinaf başvurusunda bulunan taraf ya da tarafların itirazının incelenip denetlenerek bir kanaate varılmasının mümkün bulunması zorunludur. Bir başka deyişle, ilk derece mahkemesi kararında hiç bir eksiklik veya yanlışlık olmadığı duruşma açılmaksızın anlaşılabilecek kadar açık ve netse, bu kapsamda bir değerlendirme yapılabilecektir. Ayrıca, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebilecektir.
Diğer taraftan, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/3 bendi kapsamında delil olarak bir eksiklik tespit edilmesi ve bu eksikliğin duruşma yapılmadan tamamlanmasının mümkün olması halinde, bu eksikliğin giderilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde de, istinaf başvurusunun b/1 bendi kapsamında reddine karar verilebilecektir.
Bu üç halde Bölge Adliye Mahkemelerine duruşma yapmaksızın davanın esası hakkında karar verebilme hak ve yetkisi verilmiş bulunmaktadır.
Bu anlatımlar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince, yüklenicinin, teknik personele ilişkin isim ve belgelerini, yer tesliminden itibaren 10 gün içerisinde idareye sunmak zorunda olduğu, buna karşılık yüklenicinin teknik personele ilişkin noterden alınan taahhütnameleri 05.10.2017 ve 09.10.2017 tarihlerinde onaylattığı ve idareye sunduğu, bu kapsamda teknik personele ilişkin bildirimin sözleşme hükümlerine uygun olarak idareye sunulmadığı ve davacı yükleniciye önceki hak edişlerinde teknik personele ilişkin caza tahakkuk ettirilmemiş olmasının, sözleşmeye aykırılığı ortadan kaldırmayacağı ve davacıya bir hak bahşetmeyeceği bu sebeplerle, davacı yüklenicinin sözleşme hükümlerine göre teknik personele ilişkin ceza tahakkukundan sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş iken Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi, taraflar arasındaki sözleşmenin eki niteliğinde olan Yapım İşleri Genel Şartnamesi uyarınca davacının davasına konu ettiği hakedişden yapılan kesintilere YİGŞ’nin 39. ve 40. maddelerinde belirtilen usulde itiraz edilmediği şeklinde değiştirilerek HMK'nın 353/1-b/3. maddesindeki koşullar oluşmamasına rağmen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
HGK’nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "..Yasa’nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çekişmesiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir...”. Kararın gerekçesi ile hüküm sonucu çelişkili ise tarafları, adalete uygun karar verildiği ve yargılamanın adil yapıldığına ikna edebilecek, mantıksal tutarlılık taşıyan kanuna uygun verilip, yazılmış yasa yolu denetimine elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.
Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması; Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine aykırılık teşkil eder (Örnek Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi 11.01.2017 Tarih 2016/4164 Esas 2017/118 Karar). Belirtilen nedenlerle gerekçesi ile sonucu arasında çelişki yaratılmaksızın hüküm kurulmalıdır.
Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin hukuka uygun olmadığı tespit edilerek yeni gerekçe oluşturulmasına rağmen HMK 353/1-b/1 bendine göre hüküm verilmesi gerekçe ile hükmün çelişkisini ortaya çıkarmıştır. Gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılarak HMK 353/1-b/1 maddesine göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesi ve kabule göre de tüm sözleşme ve ekleri getirtilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş; tüm sözleşme ve ekleri ilgili idareden temin edilerek gerekçe ile hüküm çelişkisi yaratılmadan Yargıtay denetimine elverişli hüküm kurmaktan ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Davacı Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmadığından, lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.