Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/4515 E. 2023/3969 K. 28.11.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 24.01.2024 12:30
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4515
KARAR NO : 2023/3969
KARAR TARİHİ : 28.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1549 E., 2022/1534 K.
DAVA TARİHİ : 28.05.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/294 E., 2022/102 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi iken 03/02/2011 tarihinde B blok 8. kat 29 no.lu dairenin davalı kooperatif tarafından müvekkiline satıldığını, 90.076,00 TL olarak belirlenen daire bedelinin 56.076,00 TL'sinin müvekkilinden teslim alındığını, dava konusu dairenin 2011 Nisan ayında teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, teslim edilmemesi halinde daire kira rayiç bedelinin müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, belirtilen tarihte kooperatif tarafından dairenin teslim edilmemesi üzerine müvekkili ile davalı ile arasında ek sözleşme imzalanarak müvekkilinin geriye kalan ödemesi olan 34.000,00 TL'nin kira bedeli borçlarından düşülerek geri kalan bedelin ödeneceğine karar verildiğini, o tarihten bu yana inşaatın devam ettiğini, yapılan sözleşmeye göre müvekkilinin kira borcu bulunmadığı gibi alacaklı konumda olduğunu, davalı kooperatif tarafından aidat borcu olduğu iddiasıyla ihtar gönderildiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, mümkün olmaması halinde dairenin rayiç bedelinin tahsiline, tazminat talebinin de kabul edilmemesi halinde, ödenen bedelin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, kira rayiç bedeli için şimdilik 5.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde kooperatifin hissesinin bulunmadığını, arsa vasfında olduğu, üzerindeki yapının ise kaçak vasıfta olduğu, bu nedenle üçüncü kişi adına kayıtlı bir taşınmazın davacı adına tescilinin mümkün olmadığı, 12/06/2010 tarihli genel kurulunca gerekli yetkilendirilmenin yapıldığı ve yönetim kurulunun taşınmaz satışı konusunda yetkili olduğu asgari fiyatın da belirlendiği, genel kurul asgari bedelle ihale ile yapılmasına, teklifler toplandıktan sonra teklif sahipleri ile pazarlık yapılması usulü ile kooperatifin elinde bulunan konutların satışı konusunda yetki verildiği, bu usul uygulanmaksızın satış sözleşmesi yapılamayacağı, oysa dosya kapsamında satış sözleşmesinin bu şekilde yapıldığına dair özel bir bilgi olmadığı, ilgili yönetim kurulu kararında dava konusu konutun davacı tarafça satışının yapılmasına karar verildiği, bu durumda yetkisiz temsil olduğu, TBK’nın 46/1. maddesinin kıyasen uygulanması halinde; bir kimse yetkisi olmadığı halde temsilci olarak hukuki bir işlem yaparsa ancak onandığı takdirde temsil olanı bağlayacağı, ancak Yargıtayın kararlarına göre yetkisiz olarak yapılan satış sözleşmesine genel kurul tarafından da icazet verilmesi mümkün olmadığından sözleşmenin geçersiz olduğu, satış vaadi sözleşmesi olarak değerlendirilse de şekil şartlarına uygun olmadığı, bu nedenle davacının inşaatlar devam ettiği için henüz bir tescil talebinde ve bedel talebinde bulunamayacağı, yönetim kurulunun kooperatif yönetiminin açıkça yetkisi olmadan kira ödeneceğine dair bir sözleşme yapma yetkisi olmadığından geçersiz olup kira talebinde de bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde: kooperatif yönetim kurulunun, iş bu satışı yaparken, genel kurul kararındaki yetkiye dayanarak yaptığını açıkça belirttiğini, noter kanalıyla alınan bu satış kararın da, satışın nasıl yapıldığının belirtilmediğini, yönetim kurulu kararında satışın yetkiye aykırı olarak yapıldığına dair bir bilgi mevcut olmadığını, 11.05.2011 tarihli kooperatif genel kurul kararında yönetim kurulunun faaliyetlerinin ibra edildiğini, sadece müvekkiline değil diğer kooperatif üyelerine de bu şekilde satışlar yaptığını, hali hazırda, bazı kooperatif üyeleri, kendilerine satışı yapılan dairelerde oturmaya başladıklarını, eşitlik ilkesi gereğince diğer üyelere olduğu gibi müvekkile de, daire tesliminin yapılması gerektiğini, müvekkil tarafından, diğer üyelere de kendisi ile aynı şartlarda daire satışlarının yapıldığı bilindiğini, diğer üyelere daire satışlarının hangi şartlarda yapıldığı, neye göre o üyelere daire teslimatlarının gerçekleştiği kooperatif kayıtlarından anlaşılamadığını, çünkü davalı kooperatifin, kötüniyetli olarak, kooperatif kayıtlarını dosyaya sunmadığını, davalı kooperatifin dava konusu bina ile ilgili başka bir müteahhit firmayla anlaşması olduğu halde, bununla ilgilide mahkemeye bilgi, belge ve beyan vermekten kaçındığını, davalı kooperatifin 03.12.2020 tarihli yazılı beyanında dava konusu taşınmazda sorumluluğunun devam ettiğini belirttiğini, müvekkilinin peşin bedelli kooperatif üyesi olup, davalı kooperatife borcu bulunmadığı gibi, davalı kooperatiften kira alacağı bulunduğunu, 31.01.2011 tarihli daire satış kararıyla müvekkilin peşin bedelli üye olduğunun zımnen kabul edildiğini, satış kararından sonra müvekkile aidat borcu işlemediğini, kooperatif çalışanının, bir kısım evrakların emniyete gönderildiğini belirttiği halde, mahkemece ilgili evraklar istenmediğini, istinaf incelemesi sonucunda davanın reddi kararının ortadan kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi heyet raporundaki tespit, hesaplama ve sair değerlendirmelerin dosya içeriğine ve yürürlükteki mevzuata uygun olduğu, mahkemenin kanıtları takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kooperatif üyeliğine dayalı olarak tapu iptal ve tescil, mümkün olmazsa taşınmaz rayiç değerinin tahsili, bunun da mümkün olmaması halinde ödenen bedelin tahsili ile kira alacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Kooperatif üyeliği halen devam eden davacı taraf çıkma payı da isteyemeyecek olup mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci
fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmayan davalı yararına duruşma vekalet ücreti takdirine yer
olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.