YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/457
KARAR NO : 2023/563
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/382 E., 2021/1585 K.
DAVA TARİHİ : 16.03.2018
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/267 E., 2018/1187 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …’nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından, dava dışı yüklenicinin … … Hipodromu Gece Yarışları Aydınlatma ve Enerji Sistemleri kurulması işini teminen, davalı muhatapa 1.447.500,00 TL tutarında kesin ve süresiz teminat mektubu verildiğini, davalının dava dışı yükleniciye yönelik 15.11.2017 tarihli yazı ile; kesin kabule engel olmayan eksik ve kusurların giderilmesi şartıyla kesin kabul işlemlerinin yapıldığı ve ayrıca kesin kabulde 440.000,00 TL nefaset kesintisi uygulanmasına karar verildiği ve bu tutarın 2 gün içinde ödenmesi, ayrıca ek tutanakta kesin kabule mani olmayan eksik ve kusurlu işlerin giderilmesi için yükleniciye 7 gün süre verildiği, söz konusu sürede giderilmeyen eksik ve kusurlu imalatların giderilmemesi halinde 689.550,00 TL’nin yükleniciden tahsili için gerekli işlemlere başlanacağının bildirildiğini, ancak yüklenicinin söz konusu nefaset bedelini ödemediği ve kesin kabul eksik ve kusurlu işleri de gidermediği gerekçesiyle kesin kabulde belirlenen bedel kadar teminat mektubunun tahsilini 19.12.2017 tarihli yazı ile müvekkilinden talep ettiğini, talep üzerine teminat mektubunun tazmin edilmek durumunda kalındığını, ancak teminat mektubunda belirtilen riskin gerçekleşmediği gerekçesiyle haksız tazmin edilen 1.129.550 TL’nin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı yüklenicinin kesin kabulde belirtilen eksik ve ayıplı işleri gidermediği gibi nefaset giderini de ödemediğini, bu nedenlerle teminat mektubuna konu risk gerçekleştiğinden, mektubun nakde çevrilmesi işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
09.11.2017 tarihli kesin kabul ve ek tutanağı ile, eksik ve ayıplı işlerin giderilmediğinin dava dışı yüklenici ve davalı iş sahibince kayıt altına alındığı ve verilen sürede bu eksikliklerin giderilmediği, riskin gerçekleşmesi üzerine nakte çevrilme işleminin yapıldığı, davacının iade talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi için davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Nedenleri
Tek taraflı olarak düzenlenen bir yazıdan kesin kabul ek tutanağı olarak bahsetmenin mümkün olmadığından, buna istinaden teminat mektubunun nakde çevrilmesini talep etmenin de hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, eksik olduğu belirtilen tutarın ne olduğunun dahi belli olmadığını, riskin gerçekleşmiş olması durumunda sadece gerçekleşen risk tutarı kadar tazmin talebinde bulunulabileceğini, oysa kesin kabul ek tutanağı olduğu iddia edilen yazıda bu tutarın da belli olmadığı gerekçesiyle kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Teminat mektubunun incelenmesinde, yüklenicinin taahhütlerini ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine kısmen veya tamamen yerine getirmediği takdirde, teminat mektubu tutarının ilk yazılı talep üzerine derhal ve gecikmeksizin ödeneceğinin taahhüt edildiği, davalı ve dava dışı yüklenici tarafından imzalanan 09.11.2017 tarihli kesin kabul ve ek tutanağında; “ekte yer alan kusurların giderilmesi şartıyla” işin kesin kabulünün yapıldığı, tutanakta 6 kalem eksik ve kusurlu iş ile 43 kalem kusurlu iş bulunduğunun tespit edildiği, bir kısmının kusurun giderilmesinin mümkün bulunmadığının belirlendiği, kesin kabulün yapılmasının riskin gerçekleşmediğini kabule yeterli olmadığı, yüklenici tarafından davacıya riskin gerçekleşmediği yönünden likit deliller sunulmadığı, muhatap tarafından sunulan evrakların ise tazmin koşullarının gerçekleştiği yönünde olduğu dikkate alındığında, davacının tazmin ettiği bedelin iadesi talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Sözleşme konusu işin hem kesin kabulünün yapılmasının hem de bankadan teminat mektubunun tazmininin talep edilmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mektup tazminini gerektirir bir sebep bulunsa dahi tazmin edilecek tutarın belirlenmesi için doğmuş zararın ya da eksik işin noter ya da mahkeme kanalıyla tespitinin sağlanması ve sonrasında bu tespit ile bankaya tazmin talebinde bulunulması gerektiğini, bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek duruşma istemli olarak kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız şekilde nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 128 inci maddesi
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Hukukumuzda pozitif bir düzenleme mevcut olmamakla birlikte teori ve uygulamada genel olarak banka teminat mektupları üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olması sebebiyle bir tür garanti sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. Üçüncü kişinin fiilini taahhüdün düzenlendiği Türk Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre, “Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.” Banka teminat mektubunda da banka, üçüncü kişi konumunda olan lehdarın edimini ifa etmemesi veya teminat mektubunda belirtilen diğer risklerin ortaya çıkması halinde, muhatabın uğrayacağı zararları karşılamayı taahhüt etmektedir. Teminat mektubu banka ile muhatap arasında bir garanti sözleşmesi oluşturduğundan, borçlar hukukunun tüm diğer sözleşmeleri gibi, sözleşme tarafı banka, kendisine ait def’ileri -mektubun sahteliği, bankayı borç altına sokan kişilerin yetkili olmadığı, riskin sona erdiği veya gerçekleşmediği, teminat mektubunun ahlaka, adaba, kamu düzenine aykırılığı- muhataba karşı ileri sürebilecektir.
Bir banka ancak likit, kesin bir delil varsa muhataba ödeme yapamaz, öderse zarara kendisi katlanır. Likit, kesin deliller riskin sona ermesi-örneğin garanti edilen borcun ödenmiş olduğunun veya garanti edilen verginin yatırıldığının belgelenmesi-veya risk doğsa da tazmin talebinin hakkın kötüye kullanılması ile ilgili olabilir.
Söz konusu açıklamaları somut uyuşmazlığımız bakımından değerlendirdiğimizde; davalı ile dava dışı yüklenici arasında imzalanan 16.01.2015 tarihli sözleşmenin 29. maddesinde kesin kabulün nasıl yapılacağı düzenlenmiş olup, buna göre, kesin kabul tutanağında belirtilen eksik ve ayıplı işlerin giderilme imkanı yoksa nefaset bedeli olarak yüklenicinin teminatından kesileceği, ayrıca yükleniciye verilen süreye rağmen eksik ve ayıplı işler tamamlanmadığı takdirde de yapılmayan işin karşılığında gösterilen iş bedellerinin yüklenicinin alacaklarından ve/veya kesin teminatından kesilerek kesin kabul yapılacağı belirtilmiştir. Davalı ile dava dışı yüklenici arasında 09.11.2017 tarihinde kesin kabul ve kesin kabul ek tutanağı düzenlenmiş, bu tutanaklarda belirlenen eksik ve ayıplı işlerin verilen sürede yüklenici tarafından giderilmediği ve nefaset kesintisi bedelinin de yüklenici tarafından ödenmediği gerekçesiyle davalı, kesin kabul tutanağında belirtilen tutar kadar 1.129,550 TL’nin tahsilini davacı bankadan talep etmiş, davacı banka da bu nedenle 21.12.2017 tarihinde bedeli tazmin etmiştir. Davacı banka, kesin kabul ve ek tutanağındaki imzanın yükleniciye ait olmadığını iddia etmiş ise de; ispat külfeti kendisine düştüğünden mahkemeye buna dair likid, kesin delil ibraz edememiş olup, bu nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.