Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/459 E. 2023/1233 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/459
KARAR NO : 2023/1233
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esas hakkında yeniden hüküm / Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında danışmanlık hizmeti sözleşmesi akdedildiğini, davalı firmanın satın almayı düşündüğü taşınmazın finansmanına yönelik bankalar nezdinde davalının talebi doğrultusunda kredi tutarının hazır hale getirildiğini, müvekkili şirket tarafından sözleşme konusu edimin yerine getirilmiş olması nedeniyle sözleşmede yazılı olan 750.000 USD tutarındaki başarı primine hak kazandığını, başarı primine hak kazanmasının davalının bu krediyi almasına değil davalı adına tahsis edilmesine bağlandığını ileri sürerek 10.000,00 USD başarı primi tutarının davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslahla talebini 403.000 USD’ye artırmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dahil olduğu bir muamele ile müvekkilinin kredi kullanmadığını, danışmanlık sözleşmesine göre başarı primine hak kazanabilmek için mutlaka finansmanın müvekkili tarafından fiilen kullanılması yani bankadan alınması şartına bağlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kredi tahsisi sağladığı ancak davalının krediyi kullanmadığı, krediyi kullanmamanın ücrete hak kazanma noktasında öneminin olmadığı, davalı tarafça haklı bir sebebe dayanarak krediyi kullanmadığına dair cevap dilekçesinde bir iddia bulunmadığı, davalının krediyi kullanmaması kendi tercihi olup davacının edimini yerine getirdiği gerçeğini ortadan kaldırmadığı, bu nedenle davacının sözleşmeye göre ücrete hak kazandığı, davalı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürdüğü gibi davacının talep ettiği 750.000 USD tutarın kredi temini için verilen emek ve mesaiye göre oldukça yüksek olduğu, TBK’nın 525 nci maddesine göre borçlunun istemi üzerine aşırı simsarlık ücreti tutarlarının hakkaniyete uygun olarak indirebileceği, kullanılmamış bir kredi için ödencek 750.000 USD nin güncel ekonomik koşullara göre davalının ekonomik mahvına da sebebiyet verebileceğinden fahiş olan bu tutarın %50 oranında takdiren indirilmesinin uygun görüldüğü gerekçesiyle 350.000,00 USD üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kredinin tahsis değil teklif aşamasında kalındığını, cevap dilekçesi ekinde sunulan ihtarda kredinin matluba uygun olmadığından kullanılmadığının belirtildiğini, sözleşmede belirlenen asgari limitin altında kredi teklifi yapıldığını, faiz oranının ise teamüllere aykırı şekilde fazla olduğunu, bu halde ise başarı primine hak kazanılamayacağını, ücrete hak kazanma koşulu olarak davacının sözleşme koşulları uyarınca edimini ifa edip etmediğinin incelenmediğini, dava dışı bankanın müzekkere cevabına göre müvekkilinin krediyi kullanmadığı ve bunun için bankaya başvurmadığı sabit olmakla birlikte bunun nedenin kredinin sözleşme şartlarına uygun olmaması olduğunu, sözleşme hükümleri uyarınca başarı priminin temin edilen ve kullanılan kredi için kararlaştırıldığı ve ödeneceğini, davacı tarafça bankanın krediyi mutlak olarak vereceği garantisi de verilmediğini, ayrıca kredi tahsisinden söz edebilmek için tahsisi edilen kredinin sözleşme şartlarına uygun ve müvekkili şirket tarafından imzalanabilir vaziyette olması gerektiğini, aksi ihtimalde herhangi bir banka tarafından rastgele yapılan bir kredi teklifinin dahi tahsis sayılabileceğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sözleşme bütün olarak değerlendirildiğinde davacının ödevinin asıl ticari faaliyetine uygun olarak danışmanlık hizmeti vererek sözleşmede kararlaştırılan miktar ve mahiyette, piyasa koşullarına ve davalıya en uygun kredi seçeneklerini tespit edip davalıya bildirmesi, akabinde davalı ile dava dışı finans şirketi arasında kredinin kullandırılması için gerekli anlaşma koşullarının hazırlanıp taraflar arasında anlaşmanın kurulması sağlanmak suretiyle kredi limit tahsis işleminin başlatılması halinde ücrete hak kazanacağının anlaşıldığı, davacı tarafından dava dışı bankada bulunan kredi teklifinin, kredi tahsis işlemi mahiyetinde olmadığı, bankanın teklifinin TBK’nın 3 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve davalı tarafından kabul edilmeyen bir öneri niteliği olduğu, teklifin yani önerinin tahsis işlemi sayılabilmesi için TBK’nın 2 nci maddesi uyarınca tarafların en azından kredinin esaslı koşullarında mutabık kalmalarının gerektiği, somut olayda davadan önce davalının, davacının kendisine ilettiği teklif koşulların kendisine uymadığını davacıya ihtaren bildirdiği, bu durumda davalı tarafından kabul edilmeyen teklif nedeniyle gerek sözleşme koşullarına göre gerekse TBK’nın 520 ve 521 nci maddeleri uyarınca davalının sözleşmeyle kararlaştırılan ücreti hakkettiğinden bahsedilemeyeceği, diğer taraftan davacının sözleşme koşullarına göre hizmet bedeli talep edebilmesi için öncelikle kendisinin sözleşmeye uygun aracılık hizmeti verdiğini kanıtlaması gerektiği, somut olayda sözleşmenin 4 üncü maddesindeki miktar ve mahiyette kredi bulduğunu ve tahsise hazır hale getirdiğini ispat edemediği, bu nedenle de sözleşmenin 5.b. maddesi uyarınca başarı primine hak kazandığından bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kredinin temine hazır hale getirildiğini, davalı tarafın krediyi alma hususunda bankaya başvurmadığını, müvekkilin sözleşme gereği edimini yerine getirdiğini ve başarı primine hak kazandığını, kredinin neden çekilmediğinin davalı tarafça cevabi ihtarda ve yargılama sırasında açıklanmadığını, müvekkilin yerine getirdiği işlemin teklif değil tahsis olduğunu, bankacılık sektöründe kredi tahsisinin kredi verilme aşaması olarak tanımlandığını, istinaf mahkemesi kararında bahsedilen aşamanın ise tahsis ve kredi aşaması olduğunu, davalının krediyi almamasında davacının bir dahli olmadığını, sözleşmenin hatalı olarak yorumlandığını beyanla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan danışmanlık sözleşmesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 2, 3, 19, 520 ve 521 nci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.