Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/4704 E. 2023/4088 K. 05.12.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 24.01.2024 12:31
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4704
KARAR NO : 2023/4088
KARAR TARİHİ : 05.12.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.)
SAYISI : 2021/183 E., 2022/170 K.
DAVA TARİHİ : 17.09.2008
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmasız, davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı kooperatif ortağı olduğunu, eşinin ise 2007 yılında kooperatif yönetim kurulu başkanlığından azledilmiş olduğunu, başkan olduğu dönemde bazı ortaklarla birlikte davalıya kat irtifakı tapusu verildiğini ancak davalı tarafından ödemelerin tam yapılmadığını, eşi İsmet Çınar tarafından yapılmış gibi gösterildiğini ve bu şekilde 61.000,00 TL ödeme ortaya çıkarıldığını, diğer ortakların aidat ve sair gelir ödeme miktarlarının 107.250,00 TL olduğunu, davalının ise 41.480,00 TL ödemesinin bulunduğunu ileri sürerek, davalıya haksız olarak yapılan kat irtifak tapu tahsisinin iptalini mümkün olmadığı takdirde 65.770.00 TL'lik alacağın 17.06.2008 tarihinden işleyecek aylık %3 gecikme faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalının noter aracılığıyla kat irtifak tapusu aldığını ve ödemeleri gerek banka aracılığıyla gerekse de yevmiye defterine yazdırmak suretiyle yaptığını, davacı tarafça yevmiye defterine yapılan ödemelerin geçersizliği öne sürülerek davalının mağdur edilmeye çalışıldığını, davalı gibi ödeme yapan başka ortaklar da olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. YEREL MAHKEME KARARI
Yerel Mahkemenin 19.06.2012 tarihli ve 2008/313 Esas, 2012/223 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve 65.770,00 TL alacağın %3 gecikme faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Birinci Bozma Kararı
1.Yerel Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yerel Mahkeme kararı, Yargıtay Kapatılan Yüksek 23. Hukuk Dairesinin 24.12.2012 tarih, 2012/5464 Esas, 2012/7632 Karar sayılı ilamı ile zamanaşımı iddiasının değerlendirilmediği ve eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğu belirtilerek, bozulmuştur.
B.Yerel Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Yerel Mahkemenin 14.05.2019 tarih ve 2013/323 Esas, 2019/172 Karar sayılı kararı ile, zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalının 41.480,00 TL banka havalesi ile 61.000,00 TL ise nakit olarak ödediği, davacı bir ortağın 107.250,00 TL ödeme yapması gerektiğini ileri sürmüş ise de bu iddiasının genel kurul kararlarında tespit edilemediği, davalı ödemelerinin diğer ortaklarla eşit olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
C.İkinci Bozma Kararı
1-Yerel Mahkemenin kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2-Yerel Mahkeme kararı, Yargıtay Kapatılan Yüksek 23. Hukuk Dairesinin 19.01.2021 tarih, 2019/2740 Esas, 2021/80 Karar sayılı ilamı ile, bozma kararı öncesinde alınan 24.08.2010 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafından elden yapıldığı iddia edilen 61.000,00 TL ödemenin dayanak belgesinin ibraz edilemediği gibi bu dönemde kasa mevcudunun 187.006,21 TL gösterilmesine rağmen aynı dönemde yönetim kurulu tarafından ödenmeyen vergi borçları ile ilgili kararlar alındığı, kasa mevcudunun bu kadar fazla iken vergi borçlarının ödenmemesinin, kooperatif aleyhine icra takibi olmasının kuşku uyandırıcı olduğunun belirtildiği, mahkemece kooperatif hukuku konusunda uzman ve serbest muhasebeci mali müşavirden oluşan üçlü bilirkişi heyetinden, davalının eşi olan eski kooperatf yönetcisi İsmet Çınar’ın yargılandığı Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/69 Esas sayılı dosyadaki tespitler de dikkate alınarak, davalının 61.000,00 TL ödemeyi yapıp yapmadığı hususunda denetime açık, tam kanaat verici nitelikte rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, bozulmuştur.
D.Yerel Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının o dönem kooperatif başkanı olan eşi hakkında Ağır Ceza Mahkemesince kooperatif ortaklarının zararına neden olduğu belirtilmek suretiyle görevi kötüye kullanma suçunun işlendiğinin tespit edildiği, nakden ödendiği ifade edilen toplam 61.000,00 TL'nin kooperatifi temsile yetkili kimseler tarafından kooperatif adına davalıdan tahsil edildiğine dair somut herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının 61.000,00 TL'lik davacı kooperatife olan borcunun 17.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Yasanın 1, 2/1. maddeleri uyarınca hesaplanacak yasal temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yerel Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kooperatifçe genel kurullarda alınan faiz oranı kararları uyarınca faize hükmedilmesi ve bu oranın ancak TBK'nın 120. maddesindeki sınır dikkate alınarak düşürülmesi gerektiği nedeniyle, Yerel Mahkeme kararının faiz oranı bakımından düzeltilerek onanması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili, davacı kooperatifin uygulamasında tahsilat fişi tanzim edilmeyen ödemelerin alışılagelmiş olduğu, başkaca ortakların da aynı suretle ödeme yaptıkları, davacının sırf eski yöneticinin eşi olmasının aleyhe değerlendirilemeyeceği, ilk bozma kapsamında da diğer ortakların ödeme şekillerinin araştırılması gerektiğinin değerlendirildiği, karar ile eşitlik ilkesinin ve kazanılmış hakların yok sayıldığı, ceza davasındaki tespitlerin kesinlik kazanmadığı, parasının ödenip belgesinin alınmadığı giderler olduğunun denetçilerce açıklandığı, kooperatifin maliyet hesapları, ortakların ödemeleri ve inşaat seviyesi dikkate alınarak hesap yapılması gerektiği, ceza davasında harcamaların inşaata yapıldığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, ortak ödemelerinin yalnızca yevmiye defterine kaydına yönetim ya da genel kurullarca itiraz edilmeyerek icazet verildiği sebepleri ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Yerel Mahkeme kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı kooperatifin ortağı olan davalı aleyhine açılmış tapu iptali ve tescil mümkün olmaz ise aidat ve sair ödeme miktarlarının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesi, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 23, 42, 60 ve 89 uncu maddeleri ile Konut Yapı Kooperatifi Tip Anasözleşmesinin 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının 6. bendi ve 46 ncı maddesi, Kooperatifler, Kooperatif Birlikleri, Kooperatif Merkez Birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliği Muhasebe Yönetmeliğinin 6 ncı maddesi, YİBBGK 12.11.2021 tarih ve 2020/2 E., 2021/3 K. sayılı ilamı.
3. Değerlendirme
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazları bakımından:
Kooperatif genel kurullarında alınan kararlar kooperatif ile ortağı arasında yapılan sözleşme hükmündedir. Türk Ticaret Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında, tacirlerin ticari işlerde faiz oranını serbestçe belirleyebileceği hükme bağlanmıştır. Türk Borçlar Kanununun 88 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 120 nci maddesinin ikinci fıkrası sadece adi işler bakımından emredicilik arz eder, anılan madde hükümleri ticari işler bakımından uygulanamaz. Kooperatifler 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir sayıldığından (YİBBGK 12.11.2021 tarih ve 2020/2 E., 2021/3 K.) kooperatifin genel kurulunda Türk Borçlar Kanununun 88 ve 120 nci maddelerinde belirtilen sınırlama ile bağlı olmaksızın faiz belirleyebileceği kabul edilmelidir.
6100 sayılı HMK’nın 26/1. maddesi hükmünce, hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar vermesi mümkün değildir. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan mahkemece ve temyiz halinde Yargıtay'ca kendiliğinden göz önünde tutulması gerekir. Uygulama ve doktrinde buna taleple bağlılık ilkesi denilmektedir.
Tüm bu açıklamalar dikkate alındığında somut olayda, her ne kadar davacı kooperatif vekilince dava dilekçesinde, tahsili talep edilen alacak tutarına, genel kurul toplantıları ile karar altına alınan oran itibariyle, aylık %3 gecikme faizi uygulanması talep edilmiş ise de, 26.09.2022 tarihli temyiz dilekçesi kapsamında bu talep " 3095 sayılı Yasanın 1 ve 2/1. maddeleri uyarınca 17.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek ve yasal faizin 2 katından fazla olmamak üzere temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili" olacak şekilde sınırlandırılmıştır.
Bu durumda mahkemece; tespit edilen asıl alacak miktarına, 17.06.2008 tarihinden itibaren kooperatif genel kurul kararları uyarınca belirlenen aylık %3 gecikme faizinin, 3095 sayılı Yasanın 1 ve 2/1. maddelerine göre belirlenen yasal faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşmayacak şekilde uygulanmasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ise de, hüküm fıkrasında yapılan yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.06.2022 tarih, 2021/183 Esas ve 2022/170 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının 1. bendindeki "işleyecek ve 3095 sayılı Yasanın 1, 2/1. maddeleri uyarınca hesaplanacak yasal temerrüt faizi ile" ibarelerinin karar metninden çıkarılmasına, yerine "kooperatif genel kurul kararları uyarınca belirlenen aylık %3 temerrüt faizinin, 3095 sayılı Yasanın 1 ve 2/1. maddelerine göre belirlenen yasal faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşmayacak şekilde uygulanacak faiziyle" ibarelerinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekil ile temsil olunan davacıya verilmesine,
İstek halinde peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.