Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/474 E. 2023/153 K. 19.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/474
KARAR NO : 2023/153
KARAR TARİHİ : 19.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/294 E., 2020/49 K.
DAVA TARİHİ : 25.02.2014
HÜKÜM/KARAR : Ret

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacı müvekkiline ait piliçlerin, bakım ve yetiştirme işini yaptığını, müvekkili şirketin girdiği ekonomik sıkıntı nedeniyle 2013 yılı Ocak-Şubat aylarında civcivlerin davalıya satılarak fatura düzenlendiğini, davalının satın aldığı piliçlerin bedelini ödemediğini, bu nedenle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak takibe davalının haksız itiraz ettiğini belirterek, Bandırma 3. İcra Müdürlüğünün 2013/5240 sayılı dosyasındaki davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır davacı şirket adına civciv bakım ve yetiştiricilik işi yaptığını, davacı şirketin ekonomik olarak sıkıntıya girmesi sonrası verilmesi gereken yemlerin verilmediğini, tüm hayvanların telef olma durumuyla karşı karşıya kaldığını, davacı şirketin müvekkiline başının çaresine bakmasını söylediğini, bu nedenle müvekkilinin kendi olanaklarıyla civcivleri yetiştirip zararını gidermek adına başka bir şirkete sattığını, bu satışın dahi masraflarını karşılamadığını, müvekkilinin davacı şirketten alacağının olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2014 tarihli ve 2014/202 Esas, 2014/553 Karar sayılı kararıyla; davalının davacıdan bakım sözleşmesi karşılığı ücretinin ödenmesine ilişkin talebinin olmaması ve piliçleri davacıya dahi sormadan doğrudan satması birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile davalı arasındaki bakım sözleşmesinin sonlandırılarak söz konusu civcivlerin davalıya satıldığı, davalının ise bu satım sözleşmesinden kaynaklanan borcunu ödemediği kabul edilerek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı

1. İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 2015/3704 Esas, 2016/580 Karar ve 01.02.2016 tarihli kararı ile; taraflar arasında piliçlerin satışına ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı, sadece fatura tanziminin ve faturaya itiraz edilmemesinin piliçlerin satıldığına karine olmayacağı, piliçlerin satışına ilişkin olarak davalı ile sözleşme yapıldığının davacının ispatlayamadığı, bu nedenle davacının ispat edilemeyen satış sözleşmesine istinaden piliçlerin bedelini isteme hakkı bulunmadığı, alınan bilirkişi raporuna göre de davalı yüklenicinin yaptığı masrafların, bakım hizmet bedeli karşılığında, piliçlerin satışından elde edilen bedelin mahsubu sonucunda halen zararının bulunduğu, sözleşmenin feshinde, davacının kusurlu olduğu dikkate alındığında yaptığı masraflar ve piliçlerin bedelini davalıdan isteyemeyeceğinin kabul edilmesi gerektiği, bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu anlaşılmıştır.

V- BOZMA SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesinin 2016/294 Esas, 2020/49 Karar ve 04.02.2020 tarihli kararı ile, bozmaya uyularak bozma gerekçesinde belirtilen sebeplerle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığını, faturaya süresi içinde itiraz edilmemesinin fatura içeriğinin kabul edildiği anlamına geldiğini, taraflar arasında satış sözleşmesi olmadığını, ispat yükünün davalıda olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklanan alacağın davalıdan tahsili istemiyle yapılan icra takibine vaki itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatı istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190 ncı maddesi, YARGITAY 04/02/1959 tarih ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı.

3. Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. İlk Derece Mahkemesinin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur. Buna usulî kazanılmış hak denilmektedir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak bozma kararında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olup, davacının temyizde ileri sürdüğü sebepler bozma kararı dışında kalarak kesinleşmiş ve davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşturmuştur. İş bu nedenle davacının temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.