Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/4880 E. 2023/4226 K. 14.12.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 23.01.2024 01:14
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4880
KARAR NO : 2023/4226
KARAR TARİHİ : 14.12.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıfatıyla)
SAYISI : 2015/263 E., 2022/137 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve temyiz incelemesinden geçen azlık tarafından kooperatif yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılmış sorumluluk davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı ... kendi adına asaleten ...'a velayeten vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı kooperatif üyesi, davalıların da 29.06.2003-24.06.2009 arası yönetim kurulu üyesi olduklarını davalıların yönetimde oldukları sürede kooperatifi zarara uğratmalarına rağmen kooperatifin 26.06.2010 tarihli genel kurulunda davalılar aleyhine sorumluluk davası açılmaması yönünde karar verildiğini, azınlık olarak dava açarak davalıların yönetimde kaldıkları sürede kooperatife verdikleri zararın tesbitini talep etmiş, ıslah yoluyla ile şimdilik 5.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsili ile kooperatife ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı ... asil ve diğer davalılar vekili davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.12.2013 tarihli ve 2010/569 Esas, 2013/1155 Karar sayılı kararıyla; azınlık tarafından açılan sorumluluk davasında kooperatifin davalı değil davacı konumunda olması gerektiği, mahkeme tarafından verilen karar uyarınca toplanan genel kurulda sorumluluk kararı çıkmadığı, davanın denetçiler tarafından da açılmadığı gerekçesiyle taraf ehliyeti ve dava şartı noksanlığından, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemiz (Yargıtay kapatılan 23. Hukuk Dairesi) 19.01.2015 tarihli ve 2014/4417 Esas, 2015/289 Karar sayılı ilamıyla; 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 98. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi yönetim kurulunun sorumluluğu ile davaların açılma şartlarını belirlendiği, bunlardan ilkinin genel kurulca dava açılmasına karar verilmesi ikincisinin ise; genel kurulca dava açılmaması yönünde karar verilmesi halinde azınlık tarafından nasıl dava açılacağına ilişkin olduğu, ikinci halde azınlığın denetçiler dışında bir vekil tayin ederek zararın kooperatife ödenmesi talebiyle dava açabileceği, somut olayda kooperatif genel kurulunda yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açılmaması yönünde karar verilmiş azınlık ise aksi yönde oy kullanarak görüşlerini tutanağa yazdırdığı, bu durumda kooperatif denetçilerinin dava açması gerektiği, ancak denetçiler tarafından dava açılmadığı, azınlığın eldeki davayı açtığı, mahkemece verilen mehle rağmen denetçiler tarafından açılan bu davanın takibinin sağlanamadığı sonuç olarak davacı azınlık ile kooperatif arasında uyuşmazlık çıktığı, bu durumda mahkemece dava açmak üzere kooperatife kayyum tayin edilmesi için davacı yana mehil verilmeli, kayyum tayin edilmesi halinde, kayyumun kooperatif adına davacı olarak davada yer alması sağlanarak davaya devam edilmesi gerekirken aksi düşüncelerle davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yöneticilerin sorumlu olabilmesi için her şeyden önce bir zararın varlığı ve yöneticilerin yasal mevzuata aykırı iş ve işlemlerinin tespit edilmesi gerektiği, buna göre davalıların tüm iş ve işlemlerinde kooperatif genel kurulun kararına uygun davrandıkları, genel kurul kararına uyularak gerçekleştirilen arsa payı devirlerinde davalıların ihmal veya kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili ve davalı asıl ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/160 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, bilirkişilerin zarar konusunda araştırma yapmadığını, kooperatif lehine ipotek koymadan tapu devri yaptıklarını, teminat imkanını bilerek ihmal ettiklerini, genel kurul kararları iptal edildiğinden tapu devrine imkan vermediğini, iptal genel kurullar dışında hangi genel kurullara dayalı tapu devrine karar verildiğinin raporda açıklanmadığını, müteahhitin kaçtığını tapuların 3. kişilere devredildiğinden arsayı geri alma imkanları kalmadığını, imalatların ayıplı olduğuna dair raporların dikkate alınmadığını, hukuki konuda bilirkişiye gidilmesinin doğru olmadığını, kararın gerekçeli olmadığını belirterek bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili ve davalı asıl ... temyiz dilekçesinde; kayyım ücretinin davacı azınlık üyelere tahmil edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, azlık tarafından Kooperatif yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılmış sorumluluk davasıdır.
2.İlgili Hukuk
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 62. maddesi
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili ile davalı ... vekili ve davalı asıl ...'nın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.