YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5033
KARAR NO : 2022/5878
KARAR TARİHİ : 19.12.2022
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın esastan reddine yönelik verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince duruşmalı temyiz edilmiştir. Temyize konu karar niteliği gereği duruşmaya tâbi olmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere göre verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2022 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davalı … Ana Statüsünde de belirtildiği üzere; tüzel kişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir İktisadi Devlet teşekkülüdür. Teşekkül; EPK, K.HK. ve bu Ana Statü hükümleri saklı kalmak üzere özel hukuk hükümlerine tabiidir.
Türkiye Elektrik Kurumu (TEK), elektrik sektöründeki yapının yeniden düzenlenmesi amacıyla 1970 yılında çıkarılan 1312 sayılı Kanun ile kurulmuş; özelleştirme politikaları çerçevesinde, Bakanlar Kurulunun 12/08/1993 tarih ve 93/4789 sayılı kararı ile, Türkiye Elektrik Üretim – İletim A.Ş. (…) ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (…) adı altında iki ayrı İktisadi Devlet Teşekkülü olarak yeniden yapılandırılmış ve 1994 yılında tüzel kişiliklerine kavuşmuşlardır.
Davalı …’nın ana statüsünde özel hukuk hükümlerine tabi olduğu açıkça düzenlenmiştir. Açıklanan tüm bu nedenlerle, davacı ile davalının özel hukuk hükümlerine tabi olduklarının tartışmasız olduğu gibi, dosyaya ibraz edilen sözleşme ve protokollerin incelenmesinde, davalının ana statüsünde özel hukuk hükümlerine tabi olacağının açıkça düzenlenmesi ve somut olayda taraflar arasındaki ihtilafin TTK hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, bu nedenlerle davaya bakmakla görevli yargı yerinin adli yargı olduğu, kaldı ki Uyuşmazlık Mahkemesince verilen sonraki tarihli kararlarda emsal uyuşmazlıklarda adli yargının görevli olduğu yönündeki kararları da dikkate alındığında kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyoruz.