Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/5197 E. 2023/4249 K. 14.12.2023 T.

Yayınlanma Tarihi: 23.01.2024 01:38


YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5197
KARAR NO : 2023/4249
KARAR TARİHİ : 14.12.2023




İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/828 E., 2022/920 K.


Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Beylikdüzü Gürpınar Mahallesi 1612 ada 1 parselde bulunan davalı kooperatif adına kayıtlı bulunan 7A Daire 15 numaralı daireyi 17.08.2001 tarihinde üyelik sözleşmesi ile teslim aldığı, davalı kooperatif tarafından tahsis ve ferdileştirme yapılan dava konusu dairenin malik sıfatı ile zilyetliği kendisine geçtiği, davacı o tarihten bugüne kadar söz konusu taşınmazda ikamet ettiği, kooperatiften almış olduğu belgeler ile elektrik, su ve doğalgaz aboneliğini kendisi adına yaptırdığı, davalı kooperatife üyelik aidatı ve başkaca giderler ile ilgili ödemeler için 100.000 TL civarında ödeme yapmış olup herhangi bir borcu bulunmadığı, hiçbir borcu olmayan davacının tapu devir işlemini sürekli hiçbir gerekçe olmamasına rağmen erteledikleri, en son 08.03.2009 tarihli genel kurulda kooperatifin tasfiye sürecine gideceği ve bütün üyelerin kat mülkiyet tapularının en kısa süre içerisinde verileceği karara bağlanmasına rağmen aradan geçen yılda davacının tapu devir işleminin yapılarak kat mülkiyet tapusu verilmediğini, bu nedenle tapunun iptali davacı adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1-Davalı kooperatif davaya cevap vermemiştir.
2-Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilin iyi niyetle hareket eden, tarafları tanımayan, birden fazla katılmış olduğu ihale üzerinden taşınmazı edinmiş bir kişi olduğu, ihale satış şartnamesine bakarak satışa katılıp, bu şartlar dahilinde taşınmazı satın aldığını, gazetede ilan edilen, internet üzerinden yayımlanan ve müzayede salonu panosunda askıya çıkarılan satış şartnamesinde taşınmaz üzerinde tedbir olduğu ifadesinin geçmediği, yalnızca “Kooperatif adına kayıtlı bulunduğu, farklı icra müdürlüklerinin haciz ve icrai haciz şerhleri ile B.Çekmece Vergi Dairesinin kamu haciz şerhi olduğu” bilgisinin yer aldığı, dolayısıyla müvekkilin dava konusu mahkeme dosyasına ait tedbirin olduğundan haberdar olmasının mümkün olmadığı, İcra Dairesinin satışı yapmadan evvel mahkemeden satışın yapılıp yapılamayacağı, üzerine konulan tedbirin satışa engel olup olmadığı sorulmuş olup, mahkemece satışa engel olmadığının bildirildiği, icra dairesinin usulüne uygun ihalesini düzenleyip satışı icra ettiğini, böyle bir durumda müvekkilinin dava konusu yükümlülükten sorumlu tutulması düşünülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".. Somut olayda; davacının çekişme konusu taşınmazın mülkiyeti başlangıçta davalı kooperatif adına iken dava dışı başka bir kooperatif üyesinin dair bedeli alacağının tahsili için yapılan cebri ihale ile mülkiyeti kazanımı ve diğer davalıya yapılan temlikin TMK’nun 1025 maddesine uyarınca yolsuz tescil niteliğinde olduğu iddiası 1990/4 – 1991/3 sayılı İ.B.K. uyarınca davalıların mülkiyeti kazanımlarının kötü niyetli olduğu iddiasını da içerdiğinden, davalının kötü niyetle iktisapta bulundukları öncelikle davacı tarafça kanıtlamalıdır. Taraflara bu hususta delil sunmaları istenmiş dinlenen davalı tanıkları dosya kapsamına göre devrin dayanağı olan icra dosyası incelenmiş olup söz konusu alacağın muvaazalı olarak oluşturulup oluşturulmadığı iddiası bakımından ihalenin feshi veya söz konusu borçla ilgili herhangi bir davanın açılmadığı davacının bu yönüyle icra dosyasındaki alacağın muvaazalı olduğunu ispata yarar delil sunmadığı gibi söz konusu B.çekmece 1.İcra Müdürlüğü'ndeki takibin de dava tarihinden önce (2014 yılı ) başlatıldığı görülmüş ve takibin dayanğının kooperatif üyesi başka bir üyenin dairesinin başka bir icra dosyasında satılması sonucunda dairesinin tapusunu alamaması üzerine emsal daire bedeli esas alınarak kooperatife karşı daire bedelinin ilamsız icra takibi yoluyla tahsili talebinden ibaret olduğu ve davalı kooperatifçe söz konusu takibe itiraz edilmemesi üzerine takibin keşinleştiği anlaşılmıştır. Davalı kooperatifin danışıklı şekilde itiraz etmediği hususunda somut delil elde edilememiş olup bu husu aynı zamanda böyle bir durum var ise kooperatif yöneticisinin sorumluluğu davasında gündeme gelebilecek bir mesele olup söz konusu iş bu davada bu hususun tartışılması olanağı yoktur.Taşınmazın satış aşamasındaki ihale şartname tutanağı incelendiğinde sadece kamu haczinden bahsedilmiş mahkememizce konulan ihtiyati tedbirden bahsedilmeden ilan yapıldığı dikkate alındığında tedbirlerin tapunun şerh kısmında gösterildiği gözetildiğinde davalı yönünden asıl olan ilana çıkarılan ihale şartnamesindeki kayıtlardır ihale alıcısı davalının taşınmazın davalı olduğu hususunu bilememe ihtimalinin olduğu kanaatine varılmış olup öte yandan ihaleye birden fazla kişinin katılımı ile açık artırma usulü ile taşınmazın davalıya satıldığı anlaşılmış olup davalının bu aşamalarda kötü niyetini ispata yarar delil sunulmadığı gibi kötü niyetin resen araştırılacağı ilkesi de dikkate alındığında mahkememizce takibe konu alacağın muvaazalı olduğu kooperatifin bu bilinçle takibe itiraz etmedikleri iddialarını ispatlar şekilde delil bulunmadığı anlaşılmış olup yukarıda anılan gerekçelerle ihale alıcısı davalının kötü niyeti ispat edilemediği " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, dava konusu bağımsız bölüm üzerinde mahkemece verilen tedbir kararının bulunduğu, kooperatife ait olmayan bir taşınmazın danışıklı şekilde ilgili kooperatifin kendisini borçlandırıp anlaşmalı olduğu üçüncü kişiler aleyhine icra takibi yaptırıp sonrasında davalı tarafından dava konusu taşınmazın satın alınması sağlandığı, oysaki satış işlemine konu bağımsız bölümle ilgili olarak tapu ve tescil davası olduğu ve ayrıca ihtiyati tedbir kararı verildiğinin bilindiği, Büyükçekmece 1. İcra Dairesi 2017/1461 Esas sayılı icra dosyasındaki alacağın somut bir belgeye dayanmadığı ve kooperatifin icra takibine itiraz etmeyip takibin itirazsız kesinleştiği, takip konusu alacağın varlığını şaibeli olduğu, davalının taşınmaz alım satım işi ile uğraştığını iddia ettiği ancak buna ilişkin herhangi bir belgeyi mahkemeye sunmadığı, adres kaydına göre davalının kooperatifle birlikte yakın adreste ikamet ettiği ve daha önce başka üyelerin de bu konularla ilgili olarak mağdur edildiği, uyuşmazlık konusunun kötü niyetli kooperatifin borcundan dolayı davalıya satılmış olmasının hakkaniyete aykırı olduğu belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Tapu Sicil Müdürlüğü'nce yargılama aşamasında mahkemeye gönderilen 06.12.2016 tarihli müzekkerede 15 nolu bağımsız bölümün cebri satış yoluyla satıldığı ve ekinde yer alan belgelerde Büyükçekmece 1. İcra Dairesi'nin 2014/1761 Esas sayılı dava dosyasında davalı kooperatifin borcundan dolayı taşınmazların yapılan açık artırma neticesinde davalı ...'e ihale edildiği, ihalenin kesinleştiği, satış tarihinin 05.10.2016 ve satış bedelinin 141.500 TL olarak belirtildiği, davaya konu somut olayda her ne kadar muvazaa iddiasında bulunulmuş ise de tanık beyanları ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde istinafa konu iş bu davada muvazaanın bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki davalı tarafça davaya konu taşınmaz icra ihalesinden satın alınmış olup, ihalenin usulsüzlüğüne dair açılmış sonuçlanmış bir dava olmadığı gibi davalı ile davalı kooperatif arasında usulünce iddia edilmiş ve ispatlanmış olan bir muvazaa olgusu söz konusu olmadığı, taşınmazın kooperatiften alacağı olan dava dışı ilama dayalı alacağı için icrai satış yaptıran kişinin talebi üzerine yapılan ve teminat yatıran herkese açık icra ihalesi ile sahip olunan bir taşınmaz yönünden dile getirilmiş olan muvazaa olgusunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 nci maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,


Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.