YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/528
KARAR NO : 2023/209
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/528 E., 2021/1217 K.
DAVA TARİHİ : 28.12.2016
HÜKÜM/KARAR : Onama
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/367 E., 2018/257 K.
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı borçludan olan alacaklarının tahsili amacıyla takip yaparak borçlunun 3.kişilerdeki hak ve alacaklarına haciz koyduklarını, davalının da borçlu şirketten olan alacakları nedeniyle haciz ihbarnamesiyle aynı alacaklara haciz koyduğunu ancak davalının alacağının muvazaalı olduğundan bahisle sıra cetvelinden çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın haczinin kesinleşmediğinden bahisle davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını ve kendi alacaklarının cari hesaba ilişkin olduğundan bahisle gerçek olduğunu öne sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile borçlu şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan kişinin davalı şirkette uzun süre yönetim kurulu üyesi ve ortak olduğunu, bu kişinin davalı şirketle resmî irtibatı kesilmesine rağmen davalı şirketin internet bankacılığı şifresini aktif şekilde kullandığı, iki şirket arasında banka vasıtasıyla para alıp verme ve çek senet giriş çıkış işlemlerinin yapıldığı, mal ve hizmet satışına ilişkin kayda rastlanmadığı, iki şirket arasındaki alacak ilişkisinin muvazaalı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, iki şirket arasında uzun yıllardır devam eden yoğun bir işlem haczi olduğunu, alacaklarının gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürerek verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dağıtıma konu paraların icra kasasına girdiği tarih itibariyle kesinleşmeyen ihtiyati haciz alacaklısının sıra cetvelinde yer alması mümkün olmadığından davacının muvazaaya dayalı işbu davayı açmaya hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; icra müdürü tarafından tanzim edilmiş sıra cetvellerinin kendilerine tebliğ edildiğini böylece hacizleri kesinleşmese bile itiraz haklarını bulunduğunu, bu hususun kendileri bakımından kazanılmış hak doğurduğunu öne sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muvazaa iddiasına dayalı olarak sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-h ve 115/2 inci maddeleri ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 142 inci maddesinin birinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava tarihi itibariyle davacının kesin haczi bulunmadığından bahisle Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.