YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/533
KARAR NO : 2023/364
KARAR TARİHİ : 01.02.2023
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı işbedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı yüklenici vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı yüklenici vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde; akdedilen 01/10/2015 tarihli sözleşme gereğince üstlenilen edimin yerine getirildiğinin Aksaray Organize Sanayi Müdürlüğü dosyasından belli olduğunu ancak işbedelinin ödenmediğini belirterek, davalı tarafça ödenmeyen iş bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin organize sanayi bölgesinde bina yaptırmak istemesi nedeniyle müdürlüğün resmi şart ve prosedürleri gereğince müteahhitlik sözleşmesi istendiğini, şirket temsilcilerinin arkadaş olması nedeniyle resmi prosedürlerin yerine getirilmesi için sözleşmelere imza atıldığını, sözleşmenin iki nüsha olarak düzenlendiğini ve esas sözleşmede sözleşmenin bedelsiz olduğu kararlaştırılıp imza altına alındığını, organize sanayi müdürlüğünün bedelsiz sözleşmeyi kabul etmemesi nedeniyle diğer nüshaya bedel yazıldığını, binanın tamamen kendisi tarafından yaptırılıp bitirildiğini, davacının hiç bir şekilde inşaat yapmayıp malzeme ve işçilik de temin etmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu raporunda tespit edildiği üzere takibe dayanak sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmaması, dava konusu faturaya davalı tarafından itiraz edilmesi ve faturanın davacıya iade edilmesi, davacı tarafça malzemeye ve imalata ilişkin bir belge sunulmamasına rağmen işin davalı tarafından yapıldığı yönündeki tanık beyanları ve davalı yanca sunulan imalat ve malzeme faturaları dikkate alındığında işin davacı tarafından yapıldığı ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı yüklenici vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı yüklenici vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ticari kayıtlarında söz konusu işe ilişkin faturanın bulunduğunu, karşı tarafın sözleşme ilişkisine karşı çıkmamış olmasına rağmen sözleşmedeki imzaya ilişkin davacı yönünden imza incelemesi yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, kimsenin kendi muvazaasına dayanamayacağını, işin davacı yanca yaptırıldığının müdürlük kayıtlarından anlaşıldığını, aksinin yazılı belgeyle ispatlanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf davacının dayandığı sözleşmenin prosedür gereği yapıldığını ileri sürmüş olup aynı nitelikte davacının kaşesininde bulunduğu başka bir sözleşmeyi ibraz ettiği, her iki sözleşmedeki yüklenici adına atfen atılı imzaların davacı yüklenici temsilcisine ait olmadığı tespit edilmiş olup, davacının ileri sürdüğü bedelli eser sözleşmenin varlığına ilişkin taraflar arasında ihtilaf bulunduğundan taraflar arasında takibe dayanak iş bedeline ilişkin tarafların gerçek bir sözleşme yapma iradesinin bulunduğuna, sözleşmenin varlığına ve eserin davacı tarafça meydana getirildiğine ilişkin ispat yükünün davacı yüklenici üzerinde olduğu ancak davacı tarafça gerçek sözleşme ilişkisi ve dolayısıyla eserin kendisi tarafından meydana getirildiği geçerli bir delille ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı yüklenici vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ticari kayıtlarında söz konusu işe ilişkin faturanın bulunduğunu, karşı tarafın sözleşme ilişkisine karşı çıkmamış olmasına rağmen sözleşmedeki imzaya ilişkin davacı yönünden imza incelemesi yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, kimsenin kendi muvazaasına dayanamayacağını, işin davacı yanca yaptırıldığının müdürlük kayıtlarından anlaşıldığını, aksinin yazılı belgeyle ispatlanması gerektiğini, bölge adliye mahkemesi kararında yer alan karşı oy gerekçesinin yerinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı işbedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 200 ncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Eser sözleşmesi, taraflara karşılıklı haklar ve borçlar yükleyen bir iş görme akdidir. Yüklenici yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye teknik ve sanatsal kurallara ve amaca uygun olarak imal edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle mükelleftir. Eser yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren emek sarfıyla gerçekleştirdiği bir sonuçtur. Yazılı şekil şartına tabi olmamakla birlikte, akdi ilişkinin varlığı değere göre ispat kurallarına bağlıdır. 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü, 6100 sayılı HMK’nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesi ise “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.” hükmünü havidir.
Davacı yüklenici işbu davada bedel karşılığı yapım işini üstlendiğini ve işi teslim ettiğini ancak işbedeli alacağının ödenmediğini iddia etmiş olup, davalı ise taraflar arasında akit yapma iradesi bulunmadığını, resmi prosedürün tamamlanması için 100.000,00 TL bedelli sözleşmenin yapıldığını, esas sözleşmenin bedelsiz olarak düzenlendiğini, işin yüklenici tarafından yapılmadığını savunmuş ve aynı nitelikte davacının kaşesininde bulunduğu sözleşmeyi ibraz etmiş olup, ilk derece mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde her iki sözleşmedeki yüklenici adına atfen atılı imzaların davacı yüklenici temsilcisine ait olmadığı tespit edildiğinden, davacının ileri sürdüğü bedelli eser sözleşmenin varlığına ilişkin taraflar arasında ihtilaf oluştuğu, bu durumda taraflar arasında takibe dayanak iş bedeline ilişkin tarafların gerçek bir sözleşme yapma iradesinin bulunduğuna, sözleşmenin varlığına ve eserin davacı tarafça meydana getirildiğine ilişkin ispat yükünün davacı yüklenici üzerinde olduğu ancak davacı tarafça gerçek sözleşme ilişkisi ve dolayısıyla eserin kendisi tarafından meydana getirildiği geçerli bir delille ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilin tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle ;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01/02/2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı dava dilekçesinde iddiasının dayanağı olan vakıaları (HMK 119/1-e), davalı da cevap dilekçesinde savunmasının dayanağı olan vakıaları (HMK129/1-e) gösterir. Taraflar dilekçeler aşamasında iddia ve savunmalarını serbestçe değiştirebileceklerinden (HMK 141/1) ikinci dilekçelerinde yeni vakıalara dayanabilirler. İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı (HMK 141/1) başladıktan sonra taraflar karşı tarafın açık muvafakatı olmadıkça yeni vakıalara dayanamazlar. Çünkü yeni vakıalara dayanmak iddia veya savunmanın değiştirilmesi anlamına geleceğinden bu yasak başladıktan sonra yeni vakıalara da dayanılması mümkün değildir.
Ön inceleme duruşmasında hakim tarafların anlaştıkları veya anlaşmadıkları hususları tek tek tespit edip (HMK 140/1), bunlar üzerinden sulhe teşvik eder (HMK 140/2) ve sulh faaliyetinden sonuç alınamazsa anlaşmadıkları hususların neler olduğunu tutanağa geçirir (HMK 140/3). Hakimin uyuşmazlığın yol haritası olarak tespit ettiği bu hususlar dayanılan vakıalardan hangilerinde tarafların uyuşmadığının belirlenmesi olup bununla uyuşmazlıkta ispatı gereken vakıaların neler olduğu da tespit edilmiş olmaktadır.
İddia ve savunmaların birlikte incelendiği aşama olan tahkikat aşamasında (HMK 143) tarafların varlığında uyuşamadığı vakıalar incelenecek ve bunların ispatı için gösterilen deliller değerlendirilecektir.
Bu kurallardan da anlaşıldığı üzere, hukuk davası vakıalar üzerinden incelemeyi gerektirir. Tarafların iddia ve savunmalarında ne derece haklı oldukları dayandıkları vakıalara göre belirlenecek ise de bu vakıaların ispatlanması gerekir. Vakıaların ispatında dayanılan delillerin de ispata elverişli olması gerekir. Bu nedenle ispat yüküne ilişkin kurallar ile somut uyuşmazlıktaki önemi nedeniyle senet (yazılı delil) ve ikrar deliline ilişkin kurallara da bakmak gerekir.
İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. (HMK 187/1) Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz. (HMK 187/2) İspatı gereken vakıalar, somut uyuşmazlığın çözümü bakımından kendisine hukuki sonuç bağlanan olaylardır.
İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (HMK 190/1) Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. (TMK 6/1)
Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (HMK 200/1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. (HMK 201/1)
Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez. (HMK 188/1) Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz. (HMK 187/2) Bu hükümlerin sonucu olarak ikrar kesin delillerden olup ikrar olunan vakıanın başkaca delillerle ispatı gerekmez.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde mahkemece; davacı tarafın sunduğu faturada sarf malzemeli işçilik bedeli olarak alacak nedenini göstermiş ise de inşaatta hangi malzemeleri kullandığı, bunları nereden temin ettiğine dair bir açıklamada bulunmadığı, davalı tarafın hizmeti nereden aldığına dair faturaları dosyaya sunduğu, davacı tarafça takibe dayanak sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığı, faturaya davacı tarafından itiraz edilmesi, faturanın iade edilmesi, davacı tarafça malzemeye ilişkin bir belgenin sunulmaması, işin davalı tarafından yapıldığı yönündeki tanık beyanları dikkate alındığında, işin davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de hükmün gerekçeleri ispat kurallarına uygun olmamıştır.
Şöyle ki; davacının dayandığı sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığı kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de bu sözleşmenin varlığına ve bu sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığına dair davacının bir itirazı bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı bizzat bu sözleşmeye dayanmış ve davalı tarafça da bu sözleşme resmi işlemlerde kullanılmış olup imzanın davacıya ait olup olmadığı uyuşmazlık konusu olmadığından imzanın aidiyeti konusunda bir inceleme yapılmasına gerek olmadığı gibi buna rağmen araştırma yapılmış olmasıyla imzanın davacıya ait çıkmaması nedeniyle sözleşme bulunmadığı sonucuna varılması da mümkün değildir.
Davalının gerçek sözleşmenin bedelsiz olduğu yönündeki savunmasına davacı karşı çıkmış ve imzanın da davacıya ait olmadığı belirlenmiş olduğundan bedelsiz sözleşmeye değer verilerek sonuca gidilemez. Varlığı uyuşmalık konusu olmayan ve davalı tarafından da varlığına itiraz edilmeyen sözleşme ile davacı akdi ilişkinin varlığını ispatlamıştır. Sözleşmeye konu yerde bina da yapılmış olduğundan binanın bu sözleşmeye dayalı olarak davacı tarafından yapıldığının kabulü gerekir. Artık davacının ispatladığı bu hususların aksini davalı taraf ispatlamalıdır. Tanık beyanları bu sözleşmenin aksini ispatlamaya yeterli değildir .
Bu durumda varlığı ispatlanan sözleşme hükmüne göre uyuşmazlığın değerlendirilip bir karar verilmesi gerekirken sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığı kabul edilerek tanık beyanlarına üstünlük tanınarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı halde bölge adliye mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan hükmün onanması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.