Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/556 E. 2023/679 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/556
KARAR NO : 2023/679
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul-Kısmen Ret

Taraflar arasındaki alacak-tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmasız, davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı iş sahibi vekili dava dilekçesinde; müvekkil ile davalı arasında düzenlenen 27.05.2003 tarihli sözleşme ile buharlı ısı kazanı yapımının kararlaştırıldığını, iş süresinde tamamlanmadığından sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek, ödenen bedelin iadesi ile menfi zararın tahsilini talep etmiş, terditli olarak ise menfi tespit, ödenen bedelin iadesi ile menfi zararın tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde; davacı sözleşme gereği yapması gerekenleri yapmadığından işin zamanında bitirilemediğini, tamamlanan kısmın da ayıplı ya da eksik olmadığını, kalan işlerin tamamlanıp teslim edilebileceği halde sözleşmenin haksız şekilde feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.09.2017 tarihli ve 2005/557 Esas, 2017/818 Karar sayılı kararıyla; davacı feshinin haksız fesih niteliğinde olduğu, diğer ayıp iddialarının ise varit olmadığı, ayrıca imalatın tamamlanmasındaki gecikmede davalının kusurunun bulunmadığı, dava konusu kazanın montajının davacıdan kaynaklanan sebeplerle tamamlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2020 tarihli ve 2018/71 Esas, 2020/238 Karar sayılı kararıyla; mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

VI. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 02.06.2021 tarih ve 2020/1752 Esas, 2014/2176 Karar sayılı kararı ile, buharlı ısı kazanının taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye uygun şekilde üretilmediği, iş sahibince hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı olduğu, davacının sözleşmeden dönmede haklı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak davalının kusuru ve işin hakkaniyete göre davacı tarafından kabulünün beklenilemeyecek kadar ayıplı ve eksik olması nedeniyle davacının sözleşmeden dönebileceği ve dönme nedeniyle verdiği bedelin iadesini ve yapılan işin kal’ini isteyebileceği, buhar kazanının zamanında yapılmaması nedeniyle ödenen 802.175,24 TL fazla yakıt bedelinin ise her ne kadar menfi zarar olarak nitelendirilmiş ise de, müspet zarar niteliğinde olup, sözleşmeden dönme halinde aksi kararlaştırılmış olmadıkça, talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 169.950 Euro karşılığı 305.910,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müspet zarar taleplerinin reddine karar verilmiştir.

VII. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı iş sahibi vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde ödenen bedelin iadesinin Euro para birimi üzerinden ve TCMB’nin dövize uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte tahsili istendiği halde mahkemece Türk parası üzerinden tahsil kararı verildiğini, buharlı ısı kazanının zamanında yapılmaması nedeniyle ödenen fuel oil bedelinin menfi zarar niteliğinde olduğu halde mahkemece yanılgılı şekilde müspet zarar olarak nitelendirildiğini ve talebin reddine karar verildiğini, müspet zarar olarak nitelendirilse dahi talebin olumlu zarar niteliğindeki kâr kaybı olarak kabul edilmesi gerektiğini, sözleşmeden haklı nedenle dönülmesi halinde hem müspet ve hem de menfi zararların talep edilebileceğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

Davalı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde; buharlı ısı kazanının sözleşmeye uygun şekilde imal edildiğini, davacı yükümlülüklerini yerine getirmediğinden işin tamamlanamadığını, kazanın davacı işyerinden sökülmesinin mümkün olmadığını ve değer kaybı oluştuğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir

2. İlgili Hukuk
Borçlar Kanunu’nun 106, 108, 355. ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2- Taraflar arasında düzenlenen 27.05.2003 tarihli sözleşme ile buharlı ısı kazanı yapımı işi kararlaştırılmış olup, davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. İlk derece mahkemesince hükmüne uyulan Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 02.06.2021 tarih ve 2020/1752 Esas, 2014/2176 Karar sayılı kararında davacının sözleşmeden dönmede haklı olduğu kabul edilerek sonuca gidilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davacı dava dilekçesinde buharlı ısı kazanının zamanında teslim edilmemesi nedeniyle fuel oil kullanmaya devam ederek daha fazla yakıt bedeli ödemesi sebebiyle oluşan zararının tahsilini talep etmiştir. Olumsuz zarar (menfi zarar); sözleşmenin, karşı tarafça yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan eylemli zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı, uğranılmayacak olan zarardır. Dolayısıyla, karşı tarafın malvarlığına girsin veya girmesin, sözleşme nedeniyle alacaklının cebinden (malvarlığından) çıkan ve yasal olarak harcanan paradır. Doktrinde hakim olan görüşe ve Yargıtay uygulamasına göre, burada oluşan zarar menfi (olumsuz) zarardır. Kısaca bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların (giderlerin) tamamı, başka bir anlatımla karşı tarafın malvarlığına girmese bile o sözleşme nedeniyle cepten çıkan paradır. Müspet zarar ise, sözleşme nedeniyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi nedeniyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği, müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Diğer bir ifadeyle müsbet zarar, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarar şeklinde de tanımlanabilir. (Binaların bitirilmiş olması halinde getirmesi beklenen eksik işler bedeli, kâr kaybı, gecikme tazminatı müspet zarar; inşaatın yapımı süresince oturulacak ev için ödenmesi gereken kira bedeli, sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler, sözleşmenin yapılması dolayısıyla uğranılan zarar, binanın kal bedeline yönelik talepler menfi (olumsuz) zarar kapsamındaki alacak kalemlerindendir). Olumsuz zarar, sözleşmeden dönen alacaklının haklı olması halinde, kusurlu borçludan isteyebileceği, diğer anlatımla, borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeniyle sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkan zarardır.

Bu hususlar dikkate alındığında, davacının zamanında fen ve tekniğine uygun olarak buharlı ısı kazanı teslim etmemesi nedeniyle fuel oil yakıtı kullamaya devam ederek daha fazla yakıt gideri harcadığı iddiası ve talebi menfi zarara girer. Davacı sözleşmeden döndüğünden menfi zarar olarak yakıt bedeli farkını talep hakkı da bulunmaktadır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde mahkemece yapılması gereken iş; 6100 sayılı HMK’nın 266. maddesi uyarınca oluşturulacak konusunda uzman teknik bilirkişi kurulundan rapor alınıp, davacının buharlı ısı kazanının zamanında teslim edilmemesi nedeniyle fuel oil kullanmaya devam ederek daha fazla yakıt bedeli ödemesi sebebiyle oluşan menfi zarar miktarı hesaplattırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, bozmaya uyulmasına rağmen bozma gereği yapılmamak suretiyle yanlış ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde menfi zarar talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.

VIII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1.Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.