Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/604 E. 2023/168 K. 19.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/604
KARAR NO : 2023/168
KARAR TARİHİ : 19.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 19.10.2021
SAYISI : 2020/373 E., 2021/984 K.
DAVA TARİHİ : 02.06.2015
HÜKÜM/KARAR : Esastan Reddine
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
İLK DERECE MAHKEMESİ : Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 23.01.2020
SAYISI : 2019/52 E., 2020/32 K.

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların Burdur 1. Noterliğinin 18.12.2014 tarihli 12572 yevmiye nolu düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdettiklerini, davacının sözleşmenin tarafı konusunda açıkça yanıltıldığını, bu durumun bir hile olduğunu, sözleşmenin sakatlığına kesin bir delil olduğunu, sözleşmede davacı aleyhine birçok madde bulunduğunu, ana hususların teknik konular olduğunu, özel bir bilgi ve deneyim gerektirmekte olduğunu, ancak davacının bu tarz konularda son derece bilgisiz ve tecrübesiz olduğunu, sözleşmenin imzalanma tarihinin üzerinden 4 ayı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen ruhsat için başvuru yapılıp yapılmadığı, davacının yapılacak olan inşaat ile ilgili işlemlerin hemen başlatılacağı inancı ile hali hazırda binada oturmakta olan 7 kiracısının tahliyesini sağlamış olduğunu ve sözleşme tarihinden bu yana kira gelirlerinden de mahrum kalmış bulunduğunu beyan ile taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmesinin haklı sebeple feshini, mahrum kalmış oldukları kira gelirlerinin tespiti ile davalı taraftan tahsiline ve sözleşme sebebiyle uğramış oldukları zararların fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, gayrimenkul üzerine konulan şerhlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin bizzat davacının vekili tarafından kaleme alındığını ve sözleşmenin tamamından en ince ayrıntısına kadar davacının haberi olduğunu, sözleşmenin noterde tarafların hür iradeleri ile okunarak ve gerçek isteklerinin aynen yazıldığının belirtilmesi ile imzalanıp onaylandığını, bu hususun aksi ancak aynı veya eş değer bir yazılı belge ile ispat edilebileceğini, davaya konu sözleşmenin yapılmasından hemen sonra yapı denetim hizmet sözleşmesi imzalandığını, kentsel dönüşüm risk analiz çalışması yapılarak rapor tanzim edildiğini, mimari, statik, zemin etüt, elektrik tesisat, harita aplikasyon ve tesisat projeleri için sözleşmelerin tanzim edilerek ödemelerin yapıldığını, ancak inşaatın ruhsatlandırılması aşamasına gelinemeden davacının sözleşmeden caydığının bildirildiğini, davalı tarafından gönderilen yıkım ruhsatı talebi dilekçesinin imzalanıp Burdur Belediyesine teslim edilmediği için sözleşmeye konu işe devam edilemez olunduğunu ve çalışmaların arz edilen seviyede kaldığını, bu seviyede kalmasının sebebinin davacı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Burdur 1. Noterliğinin 18/12/2014 tarih 12572 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin usulüne uygun olarak yapıldığı, taraf iradelerinin fesih noktasında iradelerinin birleşmediği, davacı tarafça sözleşmenin güvensizlik ortamında ve hile ile akdedildiğine ve cezai şartın fahiş belirlendiğine dair iddialarını ispatlayacak delil ibraz edemediği, sözleşmenin tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu anlaşılmakla; davacının sözleşmenin iptaline ve tazminata hükmedilmesine yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Tanık beyanları nazara alındığında, davacının sözleşmeyi … ile yapacağı inancı ile hareket ettiği ve fakat sözleşmenin noterde tasdiki sırasında …’ ün taraf olarak yazıldığı ve bunun da güvensizliğe yol açtığı iddiaları doğrulanmıştır.
2. Bizzat noter katibi olan tanık …’ ın beyanlarında ” tarafların sözleşmeyi flash bellek içinde getirdiklerini ve kendilerinin onayladığını… taraflardan kastının bir tarafta … beyanından, özü itibariyle sözleşmenin düzenleme şeklinde yapılmadığının açıkça anlaşıldığını,
3.Yerel mahkemenin 2015/261 Esas, 2017/367 Karar sayılı ilk kararı davacı …’ın istinaf başvurusu üzerine kaldırılmıştır. Davalı tarafın istinaf başvurusu yoktur. Bu nedenle davacı yararına usuli müktesep hak oluşmasına rağmen ikinci kararda davacı aleyhine 26.398,81 TL vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin istinaf incelemesine konu kararında, dairelerinin 23/01/2019 tarih ve 2018/153 Esas, 2019/62 Karar sayılı kararı ile ortadan kaldırılmasına karar verilen ilk derece mahkemesinin 14/12/2017 tarih, 2015/261 Esas ve 2017/367 Karar sayılı kararında hüküm altına alınan vekalet ücretinin kararın ortadan kalkmış olması nedeniyle davacı lehine kazanılmış hak oluşturmasının mümkün olmamasına ve ayrıca davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle dava değeri üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife gereğince nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı HMK 355. maddesi kapsamında yapılan istinaf incelemesi sonucu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Sözleşmenin hile ile akdedildiğinin tanık beyanları ile ispatlandığını,
2.Yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden lehlerine usuli müktesep hak oluşmasına rağmen bu husus dikkate alınmadan karar verildiğini, mahkemenin 2015/261 Esas, 2017/367 Karar sayılı ilk kararının davacı …’ın istinaf başvurusu üzerine kaldırıldığını, davalı tarafın ise istinaf başvurusu olmadığını, bu nedenle davacı yararına usuli müktesep hak oluşmasına rağmen ikinci kararda davacı aleyhine 26.398,81 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, hile hukuki nedenine dayalı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmenin feshi ve kira tazminatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuku

1. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunu’nun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
2. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafın iddiasını yazılı belgelerle ispat edemediği, dinlenen davacı tanıklarının davacının kandırılması sonucu sözleşmeyi imzaladığına dair yeterli beyanda bulunmadıkları anlaşıldığından ve bölge adliye mahkemelerinin kaldırma kararı ile usuli kazanılmış hak doğmayacağından davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı harcın ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.