YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/647
KARAR NO : 2023/104
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali, birleşen davada menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı şirketin, davalının mobilya mağazasının dekorasyon işlerini taraflar arasındaki mobilya mağazası dekorasyon sözleşmesi kapsamında yaparak davalıya teslim ettiğini, yine davacının sözleşme dışı bir takım ilave işler de yaptığını, davalının bedel ödeme borcunu ifa etmemesi üzerine Kayseri 3. İcra Dairesinin 2015/1961 Esas sayılı icra takibini başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini bildirerek itirazın iptali ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
2..Birleştirilen 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/183 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında müvekkili davalının açmış olduğu yeni şubelerine mağaza kopsepti uygulanması hakkında sözleşmeler yapıldığını, müvekkili şirketin sözleşmelerle üstlenmiş olduğu edimini eksiksiz yerine getirdiği gibi sözleşme dışında davalı iş sahibi tarafından kendisinden istenilen ek işleri de yerine getirdiğini ve … mobilya kopseptinde yapılıp davalıya teslim edildiğini, davalının müvekkiline karşı borçlu olmasına rağmen Kayseri 8. İcra Müdürlüğünün 2015/11583 Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, oysa müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu olmadığını belirterek, takip dosyasından dolayı müvekkilinin davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine davacının uymadığını, sözleşmede belirtilen işlerin bir kısmının davacı tarafça yapılmadığını, bir kısmının eksik yapıldığını, eksik yapılan ve hiç yapılmayan imalâtların başka firmalara yaptırıldığını, davacıya fazladan 137.360,00 TL ödediklerini, davacının yapmayıp başka firmalara yaptırılan 32.130,86 TL ödemenin tahsili amacıyla Kayseri 8. İcra Dairesinin 2015/11583 Esas sayılı takibini başlattıklarını, takibin kesinleştiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
2.Birleştirilen 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/183 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının yersiz olduğunu, davacı tarafça yarım bırakılan işlerin 3. kişilere tamamlattırıldığını, bu nedenle müvekkilinin davacıdan alacaklı olması nedeni ile hakkında takip başlatıldığını, açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu bildirerek davanın reddine, %20 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan “Mağaza Dekorasyan Sözleşmeleri” ile … Mobilya A.Ş”nin Çorum, Tokat ve Kayseri illerindeki mağazalarının inşaatı işinin yüklenicisi olan … Mobilya firması, … İnş. Dek. Mim. Müh. Ltd. Şti.’ne bu mağazaların boya, elektrik aydınlatma vb. işlerini taşeron olarak yerine getirmesi suretiyle verdiğini, asıl dosyada davacının davalı tarafa sözleşme dışı işler yapıldığını iddia ettiğini, davacının sözleşme dışı ilave işler yapıldığı iddiasını ispata yarar bir sözleşme, davalıdan sadır olan bir belge sunamadığını, davacının bu hususa ilişkin yaptırmış olduğu bir mahkeme tespiti de olmadığını, sadece tanık beyanları ile sözleşme dışı imalat iddiasının ispatının mümkün olmadığını, davaya konu işlerin 26/03/2014 tarihinde başlaması ve 30 Nisan 2014 tarihinde bitirilmesinin kararlaştırıldığını, davacının sözleşme dışı fazladan yaptıklarını iddia ettikleri imalat işlerini somutlaştıramadığını, dinlenen davacı tanıklarının da sözleşme dışı imalat işlerinin hangi işler ve imalatlar olduğu hususunda açık ve net bir beyanda bulunmadıklarını, bu nedenle işlerin yapıldığı iddia edilen Çorum, Tokat ve Kayseri illerindeki mağazalarda keşif yapılmasının uyuşmazlığın esasına bir katkı sağlamayacağını, asıl davada davacının iddiasını ispat edemediğini, birleştirilen davada iş sahibi …’un, davacının eksik ve ayıplı imalatlar yaptığını bu sebeple davacıya fazla ödeme yaptıklarını iddia ederek Kayseri 8. İcra Dairesinin 2015/11583 Esas sayılı icra takibini başlattığını, borçlu … İnşaat Dekorasyon Mimarlık Mühendislik San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin de işbu menfi tespit davasını açtığını, taraflar arasındaki sözleşmelerin … İnşaat Dekorasyon Mimarlık Mühendislik San. Tic. Ltd. Şti. ile … ve ortakları arasında imzalandığını, icra takibini ise sadece …’un başlattığını, adi ortaklık söz konusu olduğundan …’un tek başına icra takibi başlatmasının hukuken mümkün olmadığını, dava takibe karşı açılan menfi tespit davası olduğu için takipteki bu dava şartı eksikliğinin sonradan giderilmesinin de mümkün olmadığını, diğer yandan davalı alacaklının eksik ve ayıplı imalatlar iddiasını ispata yarar yazılı bir delil yahut bir tespit dosyası sunamadığını, uyuşmazlığa konu mağazalar da bu imalatların tamamlandığının da dosya kapsamı ile sabit olduğunu, bu aşamada yüklenicinin ayıp ve eksik imalat yaptığını iş sahibinin ispat edemediğini, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Birleşen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/183 Esas sayılı dosyasında davalı vekili birleşen dosyada verilen davanın kabulü kararının usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, bu karara karşı istinaf yoluna başvurduklarını, taraflar arasındaki sözleşmelerin davacı şirket ile davalı müvekkili … ve ortakları arasında imzalandığını, icra takibini ise müvekkili …’un başlattığını ancak adi ortaklıkların tüzel kişiliklerinin bulunmadığını, adi ortaklıkta bütün ortakların ortaklığı yönetme hakkına sahip bulunduğunu, ancak yönetimin, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılabileceğini, TBK’nın 367.maddesine göre kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortağın bu kişiye karşı bizzat kendisinin alacaklı ve borçlu olacağını, kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisinin varsayıldığını, nitekim dava dosyasına sunulan Kayseri 1. Noterliğinin 25/02/2018 tarihli 2134 yevmiye sayılı “Adi Ortaklık Devir ve Tadil Sözleşmesinde” davalı müvekkili …’un hiçbir kısıtlama olmaksızın temsil ve ilzama yetkili olduğunun açıkça görüldüğünü, bu sebeplerle ilk derece mahkemesinin müvekkili Fikret’in tek başına icra takibi başlatmasının hukuken mümkün olmadığı yönündeki değerlendirmesinin yerinde olmadığını, kaldı ki davacının da bu yönde bir iddia ve savunmasının bulunmadığını, cevap ve aşamalardaki beyan dilekçelerini aynen tekrar ettiklerini, davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında imalatları eksik ve ayıplı yaptığını, yine süresinde teslim etmediğini, ayıplı ve eksik imalatların başka firmalara bedeli karşılığında yaptırıldığını, davacının eksik ve ayıplı işleri sebebiyle davalı iş sahibi tarafından davacıya yapılan ödemelerin fazla olduğunu, bu sebeple fazla ödemelerin iadesinin davacıdan ihtarname ile talep edildiğini, bu ödemelerin yapılmaması üzerine Kayseri 8. İcra Müdürlüğünün 2015/11583 Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin usul ve yasaya uygun olarak davacı şirkete tebliğ edildiğini, açılan menfi tespit davasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı müvekkilinin, davacı şirkete yapmış olduğu imalat bedellerini aşacak şekilde ödeme yaptığının sabit olduğunu, müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde de davacıya fazla ödeme yapıldığının anlaşılacağını, taraflar tacir olduğu halde ticari defterler üzerinde bir bilirkişi incelemesinin yapılmamasının doğru olmadığını, davacı şirket tarafından düzenlenen faturalar toplamının 178.040,00 TL olduğunu ve bu imalatların da eksik yapıldığını, buna karşılık davalı müvekkilinin davacıya 315.400,00 TL ödeme yaptığını, yine davacı tarafından eksik bırakılan imalatlar da bulunduğunu, bu eksikliklerin giderilmesi için müvekkili tarafından üçüncü kişilere ve firmalara toplam 32.130,86 TL ödeme yapıldığını, davacıya yapılan toplam ödemelerden yapılan işler tutarı mahsup edildiğinde davacı yükleniciye fazla ödenen tutarın 169.490,86 TL olacağının anlaşılacağını, bu bedelin tahsili için davacı hakkında icra takibi başlatıldığını, bu sebeple birleşen davada açılan menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, tüm bu sebeplerle birleşen davada istinaf taleplerinin kabulü ile davalı müvekkili aleyhine açılan menfi tespit davasının kabulüne dair verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesince de, birleşen dosyada eser sözleşmesinin tarafı olan … ve Ortakları adi ortaklığına ait eksik ve ayıplı işler nedeniyle fazla ödenen iş bedeli alacağının tahsili konusundaki icra takibinin adi ortakların tamamı tarafından yapılan bir takip talebi ile başlatılabileceği, menfi tespit istemine konu icra takibinin ise adi ortaklardan sadece biri tarafından yapıldığı, bu ortağa takip tarihi itibariyle sözleşmeyle veya alınan yönetim kurulu kararı ile takip yapılması konusunda verilmiş bir yetkinin bulunmadığı, bu sebeple davacı yüklenici hakkında yapılan ve kesinleşen icra takibinin geçerli bir icra takibi niteliğinde bulunmadığı kabul edilerek davacının menfi tespit davasının kabulüne dair karar verilmiş olmasında usul ve yasa hükümlerine ve dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan delillere aykırı bir durum görülmediğinden birleşen dosyada davalı vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen dava davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.TBK m. 637 uyarınca kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortağın, bu kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olur dendiğini, kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayıldığını, nitekim dava dosyasına sunulan Kayseri 1. Noterliğinin 25/02/2018 tarih ve 2134 yevmiye sayılı “adi ortaklık devir ve tadil sözleşmesinde” de davalı …’un hiçbir kısıtlama olmaksızın temsil ve ilzama yetkili olduğunun açıkça görüldüğünü,
2.Ayrıca davacının da temsil yetkisini davada hiç ileri sürmediğini,
3.Adi ortaklıklarda ortaklardan herhangi birinin de ortaklık adına takip yapabileceğini, dava açabileceğini, kaldı ki, bir an için bu yönde bir eksikliğin olduğu düşünülecek olsa bile adi ortaklıklığın diğer ortaklarının takibe katılmaları yahut muvafakat vermeleri konusunda eksikliğin giderilmesi için süre verilmesi gerektiğini,
4.Delillere göre davacı şirketin sözleşme uyarınca yerine getirmesi gereken edimleri yerine getirmediği, imalatları eksik bıraktığı, bu imalatların davalı tarafından tamamlandığı, davalının davacı şirkete yapmış olduğu imalat bedellerini aşacak şekilde ödeme yaptığının sabit olduğunu,
5.Davalının ticari defter ve kayıtlarına göre fazla ödeme yapıldığının ortada olduğunu, taraflar tacir olduğu ve delil olarak dayanıldığı halde tarafların ticari defter ve kayıtlarında herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmamasının doğru olmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından tarafların ticari defter ve kayıtlarında bilirkişi incelemesi yaptırılmalı ve sonuca göre karar verilmesi gerektiğini,
6.Davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların toplamının 178.040,00 TL olduğunu, davacı tarafından davalıya ait mağazalar için yapılan imalatların toplam değerinin 178.040,00 TL olduğunu, kaldı ki bu imalatların da eksik yapıldığını, buna karşılık davalının davacıya 315.400,00 TL ödeme yaptığını, davacı tarafından 178.040,00 TL bedelli imalatların da eksik bırakıldığını, sözleşmeye konu bu işlerin davalı tarafından tamamlandığını, bu imalatların tamamlanması, eksikliklerin giderilmesi için davalı tarafından 3. kişi ve firmalara toplam 32.130,86 TL ödeme yapıldığını, bu durumda fazla ödenen tutarın 169.490,86 TL olduğunu, açıklanan nedenlerle birleşen dava için kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada, eser sözleşmesi uyarınca ilave iş bedelinin tazmini, birleşen davada eser sözleşmesi uyarınca borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. Her iki dosyada da davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369, 370 ve 371. maddeleri ve 7251 sayılı Yasa ile değişik HMK 353/1-b/2 maddesi , 6098 sayılı TBK 470-486 maddeleri, m. 637, 638 maddeleri
3. Değerlendirme
1. İlk derece mahkemesi, birleşen davada davanın kabulüne karar verirken, hem davalı …’un adi ortaklık söz konusu olduğundan tek başına icra takibi başlatmasının mümkün olmadığı, hem de aynı zamanda davalı takip alacaklısının eksik ve ayıplı imalatlar iddiasını ispata yarar yazılı bir delil ya da tespit sunamadığı, bu iddiasını ispatlayamadığı gerekçesine dayanmıştır.
2.Bölge adliye mahkemesince, sadece eser sözleşmesinin tarafı olan … ve Ortakları adi ortaklığına ait eksik ve ayıplı işler nedeniyle fazla ödenen iş bedeli alacağının tahsili konusundaki icra takibinin adi ortakların tamamı tarafından yapılan bir takip talebi ile başlatılabileceği gerekçesi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
3.Bu durumda bölge adliye mahkemesi ilgili hukuk dairesinin istinaf incelemesi neticesinde mahkeme gerekçesini değiştirmesine rağmen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verdiği anlaşılmıştır. Ancak 7251 sayılı Yasanın 35.maddesi ile değişik HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kararın gerekçesinde hata edilmiş olması halinde istinaf incelemesi yapan daire tarafından kararın düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekir. İstinaf dairesince yerel mahkeme kararının gerekçesi düzeltilmesine karşın esas hakkında hüküm kurmak yerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmadığından bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
4. Bölge Adliye Mahkemesi kararı 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendine aykırı olduğundan, 6100 sayılı Kanun’a uygun şekilde karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın da kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.