Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/712 E. 2023/947 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/712
KARAR NO : 2023/947
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1-Davacı arsa maliki vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve diğer arsa sahipleri ile dava dışı yükleniciler Hasan Ergen ile İbrahim Çınar arasında 08.03.1993 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, yapı ruhsatı 24.03.1994 tarihinde alınmasına rağmen inşaatın bitirilmediğini, bunun üzerine sözleşmeyi devralan davalı kooperatifle 19.06.2004 tarihli protokol düzenlendiğini, buna göre 30.08.2005 tarihine kadar konutların teslim edilmemesi halinde 08.03.1993 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki tüm hükümler ve cezai şartların geçerli olacağının kararlaştırıldığını, müvekkiline teslim edilmesi gereken 9 adet bağımsız bölümden beşinin müvekkili adına tescil edilmediğini ileri sürerek, sözü edilen bağımsız bölümlerin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tescilin mümkün olmaması halinde bağımsız bölümlerin rayiç bedelinin tespit edilerek 10.000,00 TL’nin, teslimde gecikilen her ay için her bir daire başına dava tarihi itibariyle rayiç aylık kira bedelinin tespiti ile 5.000,00 TL’nin, eksik imalatlar ve sair alacaklar için 10.000,00 TL’nin reeskont avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davacı vekili 06.04.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile, tapu iptali ve tescil ile eksik imalat bedeli taleplerinden vazgeçerek, 61.040,54 Euro kira bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı arsa maliki vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşme gereği teslim edilmesi gereken 12 adet bağımsız bölümün davacıya teslim edildiğini, bunlardan beşinin davacı yükümlülüklerini yerine getirmediğinden tapusunun devredilemediğini, 25.03.2014 tarihinde iskanın da alındığını, davacının diğer taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu 3, 5, 12, 13, 49 no.lu bağımsız bölümlerin davacı tarafından ferdileşme yoluyla 17/08/2017 tarihinde temlik alındığı, bağımsız bölümlerde 01/11/2010, 12/11/2010, 05/01/2011, 15/06/2011, 26/09/2011 tarihlerinde davacı ve mirasçılarının elektrik kullanımının başladığı, sözleşmede iskan ruhsatının yüklenici tarafından alınması gerektiği hükmünün bulunmadığı, 31/01/2017 dava tarihinden 5 yıl öncesine kadar gecikme tazminatı talep edilebileceği, buna göre teslim edilmesi gereken tarih 30.08.2005 ile 31.01.2012 tarih aralığı için gecikme tazminatı talep edilebileceği, bu tarih aralığı bakımından alacak zamanaşımının gerçekleşmesi sebebiyle gecikme tazminatı bakımından davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescil talebi bakımından karar verilmesine yer olmadığına, eksik imalattan kaynaklanan alacak talebinin ve geç teslimden kaynaklanan kira mahrumiyeti talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı arsa maliki mirasçıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; 09.10.2009 tarihli ihtarla kira alacağının talep edildiğini, dava tarihi itibariyle tapuların devredilmediğini, sözleşmede ise anahtar teslimin kararlaştırıldığını, iskan tarihi dikkate alındığında da zamanaşımı süresinin dolmadığını, elektrik aboneliğinin yapılmasının teslim anlamına gelmediğini, iki adet bağımsız bölümün hiç kullanılmadığını, bilirkişi raporlarının dikkate alınmadığını belirterek kararı istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderinin hatalı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilince zamanaşımı defi’nin yasal süre içinde ileri sürüldüğü, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri, eser sözleşmesi niteliğinde olduğundan, TBK’nın 147/6. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, sürenin edimin yasal olarak yerine getirilmesi gereken tarih veya fiilen teslim edildiği tarihten itibaren işlemeye başladığı, davacı tanık beyanlarında davaya konu bağımsız bölümlerden üç adet bağımsız bölümün 2008, 2009 ve 2012 yıllarında kullanımının başladığı, celbedilen elektrik abonelik kayıtlarına göre ise davacı ve mirasçı olan çocukları tarafından 01/11/2010, 12/11/2010 ve 05/01/2011 tarihlerinde abonelik oluşturulduğu, diğer iki bağımsız bölümlere ilişkin kullanım bulunmadığı tespit edilmiş ise de bu iki dairenin de aboneliklerinin 15/06/2011 ve 26/09/2011 tarihlerinde yapıldığı, taşınmazlara ilişkin fiili teslimin en geç bu tarihlerde yapıldığının kabulü gerektiği, belirlenen bu tarihlerle dava tarihi olan 31/01/2017 tarihine göre beş yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, 20/08/2021 tarihli ek kararla harç ve yargılama giderine ilişkin yeniden karar verildiği, taraflara tanınan haklar ve borçlar tavzihle daraltılıp genişletilemeyecek ise de mahkemece gerekçeli karardan farklı olarak davacı aleyhine tavzih kararı verilmiş ve karar davacı vekiline de tebliğ edilmiş olup, davacı tarafın ek karara karşı açıkça bir istinafı bulunmadığı, bu halde davalının talebi doğrultusunda tavzih kararı verildiği ve davalı tarafın bu karardan sonra istinaf isteminde bulunmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Türk Borçlar Kanununun 147. maddesi, 470. ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Davacıların murisi … ve diğer arsa sahipleri ile dava dışı yükleniciler Hasan Ergen ile İbrahim Çınar arasında 08.03.1993 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlenmiş, yine arsa malikleri ile sözleşmeyi devralan davalı kooperatifle 19.06.2004 tarihli protokol düzenlenmiştir.
Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi, eser sözleşmesi ile birlikte satış vaadi sözleşmesinden oluşan karma bir akit olup eksik işler ve ayıplı imalâtların giderim bedeli, gecikme tazminatı ve cezai şart alacaklarında zamanaşımı süresi genel kural olarak sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu 126/4 ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 147/6. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Gerek eksik ve kusurlu işlerin giderim bedeli, gerekse gecikme tazminatı ve cezai şart alacakları teslim ile istenebilir hale geleceğinden zamanaşımı süresi teslim tarihinde başlayacaktır. Eser sözleşmesi feshedilmediği sürece arsa sahibi, gecikme tazminatını alarak ifayı bekleyebileceğinden eser teslim edilmediği ve sözleşme ifa ile sonuçlanmadığı sürece teslimi gereken tarih geçmesine rağmen zamanaşımı süresi işlemeye başlamayacaktır. Önceki döneme ait olsa dahi gecikme tazminatıyla ilgili zamanaşımı süresi, eserin teslimi ve sözleşmenin ifayla sonuçlandığı tarihten itibaren başlayacaktır.
Somut olaya gelince; iskan ruhsatının alınmadığı müddetçe sözleşmeye uygun bir teslimden bahsetmek mümkün değil ise de dava konusu bağımsız bölümlerin tespit edilen elektrik abonelik tarihlerinin fiili teslim tarihi kabul edilerek, fiili teslim tarihi ile dava tarihi arasında geçen sürede zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmış olup, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.

Davalı vekilinin talebi üzerine hükmün tavzih edildiği, davacının tavzih kararına ilişkin temyizinin bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden taraflardan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.