YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/753
KARAR NO : 2023/794
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Red
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yanlar arasında imzalanan sözleşme ile müvekkili şirket tarafından sözleşmede belirtilen arsa üzerinde yapılan inşaatın beton işlerinin yapımının davalı şirket tarafından üstlenildiğini, inşaat ile logarlar arasındaki kanalizasyon borularının davalı şirket tarafından döşendiğini ancak döşenen boruların üzerine beton konulmadan toprak dolgusu yapılması nedeniyle toprağın yaptığı baskı sonucunda alttaki boruların kırılarak müvekkili şirketin zarara uğradığını, yaptırılan tespit sonucu zararın 30.986,00TL olarak belirlendiğini ileri sürerek, tespit edilen zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dayandığı sözleşmenin taraflarının … … ile … olduğu hâlde davanın şirket tarafından açıldığını, sözleşmenin konusunun beton kalıp işçiliğine ilişkin olduğunu ve kanalizasyon borularını döşeme işini içermediğini, …’ün sözleşmedeki beton kalıp işinin yüklenicisi olup edimini yerine getirdiğini, kanalizasyon borusu döşenmesinin beton kalıp işinin tesliminden sonra yaptırıldığını ancak söz konusu işin müvekkili şirket ve … tarafından yapılmadığını, husumet itirazında bulunduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sunduğu sözleşmenin altında yüklenici olarak …’ün isim ve imzası, başlık kısmında yüklenici olarak davalı şirketin ismi bulunduğu, davalının sunduğu sözleşmenin altında ise …’ün isim ve imzası olduğu, davacının akdi ilişkiyi ispat etmesi gerektiği, davalı şirketin temsilcisi … ise de sözleşmenin altında … ismi ile imzası olduğu, şirketi temsilen sözleşmeyi imzaladığı da yazmadığından bu sözleşmeye göre taraflar arasında akdi ilişki kurulduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
1.İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.İlk derece mahkemesi kararı,Yargıtay (Kapatılan) 15.Hukuk Dairesinin 02.06.2015 tarih, 2015/2301 Esas, 2015/3004 Karar sayılı ilamı ile, sözleşmenin başlığında yüklenici olarak … … İnşaat Sanayi ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin gösterildiği, sözleşmenin … tarafından imzalandığı, tespit dosyasında da aynı sözleşmenin olduğu, sözleşmenin davalı şirket adına … tarafından imzalandığının tespit raporuna itiraz dilekçesi içeriğinden de anlaşıldığı, davanın şirketi temsilen … hasım gösterilerek açıldığı gerekçesiyle davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
3.Bozma ilamına karşı süresi içinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 18.05.2016 tarih ve 2015/4993 Esas,2016/2895 Karar sayılı kararı ile, dosya üzerinde tekrar yapılan incelemede iki sözleşmenin sunulduğu, davalı vekilinin sunmuş olduğu ve dairenin bozma ilâmında davacı vekili tarafından fotokopisi mahkemeye sunulan tarihsiz sözleşmenin başlığında yüklenici olarak davalı şirketin gösterildiği, diğer sözleşmenin aslının ise davalı tarafından mahkemeye sunularak emanete alındığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için fotokopisi olan belge asıllarının sunulması ve her iki belgenin karşılaştırılması ve sıhhatinin tartışılarak sonuca varılması gerektiği gerekçesiyle, dairenin 02.06.2015 günlü bozma kararı kaldırılarak açıklanan bu gerekçeyle ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. Direnme Kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Direnme Üzerine Verilen Karar
1.İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı vekilinin sunduğu sözleşme örneğinin başlık kısmında, yüklenici olarak davalı şirketin unvanı ve adresinin el yazısı ile yazılı olduğu, sağ alt tarafında ise yüklenici olarak …’ün isim ve imzası, sol alt tarafında işveren olarak davacı şirketin kaşesi ile üstünde imza bulunduğu, davalı vekilince aslı sunulan sözleşmenin başlık kısmında, yüklenici isim ve adresi yazılı olmayıp sözleşmenin sağ alt tarafında yüklenici olarak …’ün ve işveren olarak … Karamıkoğlu’nun isim, soy isim ve imzası bulunduğu, …’ün davalı şirketin yetkilisi olmasına rağmen şirket adına bu imzayı attığına dair herhangi bir kayıt veya kaşe bulunmadığı, bu durumda, davacının sözleşmenin davalı şirket adına yetkilisinin imzaladığını ispat edemediği, akdi ilişkinin … ile kurulduğu gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.
2.İlk derece mahkemesince verilen direnme kararı üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.04.2019 tarihli, 2017/15-2334 Esas, 2019/443 Karar sayılı kararı ile, dosya içinde iki farklı sözleşme sureti bulunduğundan, sözleşme aslının sunulması hâlinde 6100 sayılı HMK’nın 208. maddesi uyarınca araştırma yapılarak her iki sözleşmede bulunan imza ve yazılara ilişkin tarafların da isticvap edilmek suretiyle beyanları alınarak sözleşmelerin geçerliliği tartışılmak suretiyle sıfat konusunun açıklığa kavuşturulması gerektiğinden direnme kararı bozulmuştur.
C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sözleşmeler incelenerek tarafların isticvabı neticesinde, davacı tarafın sunmuş olduğu sözleşmede, yüklenici kısmında davalı şirketin ünvanı ve adresi el yazısı ile yazıldığı, sözleşmenin … tarafından imzalandığı, davalı tarafın sunduğu sözleşmede yüklenici kısmı boş olup, sağ alt tarafında … isim ve imzası bulunduğu, davacı şirket yetkilisi ile … bir arada olduğu anda davacı şirket yetkisinin …’te kalan sözleşme yönünden şirket ile sözleşme yapıldığını sözleşme evrakında belirtir şekilde düzenleme yapmamış olması nedeni ile sözleşmenin davalı şirketle değil … ile yapıldığı kabul edilerek, davanın pasif husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sözleşme esnasında bulunan tanıklar dinlenmeden karar verildiğini, sözleşmede bir nüshada davalı şirket kaşesinin basılmaması sözleşmenin davalı şirketle yapılmadığı anlamına gelmediğini, tespit raporuna itiraz dilekçesinde de sözleşmenin şirket yetkilisi … tarafından imzalandığının anlaşıldığını, ayrıca husumetten ret kararı verildiği halde nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesi kapsamında akdi ilişkinin ispatı ile husumetten ret kararı verilmesi halinde hükmedilecek vekalet ücretine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470. vd. maddeleri, 6098 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 208. maddesi, 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/II. maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dairemizce yeniden yapılan incelemede; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeler ile mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Avukatlı Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/II. maddesi gereğince husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur. Buna göre nispi miktarı geçmemek üzere maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 438 nci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2 Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının beşinci bendinde yer alan ” 4.647,90 ” rakamının çıkartılarak yerine “3.400,00” rakamının yazılması suretiyle kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.