Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/854 E. 2023/2006 K. 24.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/854
KARAR NO : 2023/2006
KARAR TARİHİ : 24.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2007 E., 2021/3173 K.
Araç Kiralama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 10.04.2018
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/255 E., 2019/302 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı … Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Adana İli Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği arasında 25/09/2014 tarih ve 2014/71473 ihale kayıt nolu “Yemek Pişirme Dağıtım ve Sonrası Hizmet Alımı”na ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşme gereği çalışan bir işçinin 01/01/2015 tarihinde aldığı net asgari ücret 949,00 TL iken sözleşmenin bittiği 31/12/2017 tarihinde bir işçinin aldığı net asgari ücretin 1.400,00 TL olduğunu, 3 yıl içerisinde uygulanan seçim ekonomisi nedeniyle yaklaşık %50 olarak olağanüstü bir artış olduğunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre ihale edilen hizmet alımlarında uygulanacak fiyat farkına ilişkin esasların 6-(1) ve 7-(3) maddesindeki düzenlemelere rağmen müvekkili firmanın defalarca şifahi olarak sonrasında dilekçe ile dile getirdiği fiyat farkı talebinin davalı idarece red edildiğini de belirterek fazlaya ilişkin dava, faiz ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL fiyat farkı alacağının fiyat farkı ödemelerinin yapılması gerektiği tarihlerden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 15/02/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile; bilirkişi raporu doğrultusunda taleplerini 228.179,20 TL arttırarak 233.179,20 TL’ye yükselttiklerini bildirerek, kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı ve husumet itirazında bulunduklarını, ülkemizde asgari ücretin her yıl arttığını, bu ücret farkından doğan vergi artışının, mevzuat ve sözleşme gereği davacı firmanın sorumluluğunda olduğu, taraflar arasında imzalanan Hizmet Alım Sözleşmesinin 7. maddesi gereğince vergilerden davacının sorumlu olduğunu olduğunu da belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında “Yemek Pişirme Dağıtım ve Sonrası Hizmet Alımı”na ilişkin sözleşme imzalandığı, 01.01.2015-31.12.2017 tarihleri arasında geçerli olan sözleşme süresince asgari ücrette oluşan artıştan kaynaklı maaş farkı alacağının davalıdan tahsili talepli olarak işbu davanın açıldığı, teknik şartnamenin 5.3 maddesi uyarınca; Sözleşme kapsamındaki iş için 15 işçinin sadece sözleşme kapsamındaki iş yerinde çalışmış oldukları, İşçi sayıları ve niteliklerinin teknik şartnamede belirtilmiş olduğu, “1.08.2013 tarih ve 28751 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 27.06.2013 tarih ve 2013/5215 Karar sayılı “4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Hizmet Atımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslar”ın 6-(l) maddesinde; “İhale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Uyarınca çalıştınlan işçinin idari şartnameye göre ihale tarihi itibanyla hesaplanan brüt maliyeti ile uygulama ayındaki brüt maliyeti arasındaki fark, 5. madde uygulanmaksızın ödenir veya kesilir” ve 7-(3) maddesinde ise; “İhale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanıldığı hizmet alanlarında fiyat farkı hesaplanacağına ilişkin düzenlemeye yer verilmesi zorunludur” hükümlerine yer verildiği, bu hükümler çerçevesinde davacının 2016 ve 2017 yıllarında fiyat farkı talep etme hakkının bulunduğu, 01.01.2015 tarihinde asgari işçilik maliyetinin 1.471,84 TL, 01.07.2015 tarihinde asgari işçilik maliyetinin 1.560,04 TL, 01.01.2016 tarihinde asgari işçilik maliyetinin 2.017,58 TL ve 01.01.2017 tarihinde asgari işçilik maliyetinin 2.177,44 TL olduğu, Temmuz-Aralık 2015 tarihinde ödemesi gereken fiyat farkının 7.938,00 TL, Ocak-Aralık 2016 tarihinde ödemesi gereken fiyat farkının 98.233,20 TL ve Ocak-Aralık 2017 tarihinde ödemesi gereken fiyat farkının 127.008,00 TL olmak üzere asgari ücret fiyat farkı alacağının toplam 233.179,20 TL olduğu, gerekçesi ile ispat edilen davacı davasının kabulüne, 233.179,20 TL davacı alacağının 7.938,00 TL’sine 31/12/2015 tarihinden, 98.233,20 TL’sine 31/12/2016 tarihinden, 127.008,00 TL’sine de 31/12/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının asgari ücretteki artış nedeniyle fazla vergi ödediğini iddia ettiğini, vergi oranını belirleyen kurumun idareleri olmadığını, husumetin Maliye Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini, ülkemizde asgari ücretin her yıl arttığını, bu ücret farkından doğan vergi artışının mevzuat ve sözleşme gereği davacının sorumluluğunda olduğunu ve bu sorumluluk uyarınca damga vergisinin firmalarca ödendiğini, kaldı ki bu yılki artışın fazla olmadığını, davacının asgari ücrette artış olduğundan bahisle damga vergisinden kaçmaya çalıştığını, sözleşmenin 7. maddesi gereğince vergilerden davacının sorumlu olduğunu, asgari ücretteki artışın sorumlusunun idareleri olmadığını, bu nedenle damga vergisinden sorumlu tutulmalarının kamu zararına yol açacağını, talep edilen faiz ve faiz oranına da itiraz ettiklerini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf yolu ile kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanması nedeni ile dava konusu talebin TBK’nın 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, hizmet alım sözleşmesinin ”Sözleşme Bedeline Dahil Olan Giderler” başlıklı 7. maddesinin 7.1. bendinde düzenlenen ”Taahhüdün(ilave işler nedeniyle meydana gelebilecek artışlar dahil) yerine getirilmesi ilişkin ilgili mevzuat gereğince yapılacak ulaşım, sigorta, vergi ve resim giderleri isteklilerce teklif edilecek fiyata dahildir, sözleşme bedeline dahildir. İlgili mevzuatı uyarınca Katma Değer Vergisi sözleşme bedeline dahil olmayıp idare tarafından yükleniciye ödenecektir.” hükmü ile İdari Şartnamenin Teklif Fiyata Dahil Olan Giderler başlıklı 25. maddesinin 25.1. bendinde ”Sözleşmenin uygulanması sırasında ilgili mevzuat gereğince yapılacak olan ulaşım, sigorta vergi, resim ve harç giderleri” ile 25.2. maddesinde düzenlenen ”25.1. maddesinde yer alan gider kalemlerinde artış olması ya da benzeri yeni gider kalemlerinin oluşması hallerinde, teklif edilen fiyata bu tür artış ya da farkları karşılayacak payı içerdiği kabul edilir. Yüklenici bu artış ve farkları ileri sürerek herhangi bir hak talebinde bulunamaz.” hükümleri dikkate alındığında teklif fiyata dahil giderler kısmında personelin maaşlarına dair bir düzenlemenin bulunmaması, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olması, eldeki davanın asgari ücrette artış olduğundan bahisle damga vergisi alacağının tahsiline ilişkin bulunmadığı gibi, mahkemece bu yönde bir karar tesis edilmemiş olması, hükmedilen alacak miktarına yasal faiz uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmaması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2018/1437 Esas, 2020/517 Karar sayılı emsal ilamında asgari ücret fiyat farkı talebinin reddine karar verildiğini,

2. Davacının davaya konu ettiği miktarların davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımına uğradığını,

3. İdari şartnamenin “Fiyat farkı” başlıklı 46.1. maddesi, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeler Kanunu’ nun Fiyat Farkı Verilebilmesi başlıklı 8. maddesi, sözleşmenin “Fiyat farkı ödenmesi ve hesaplanması şartları” başlıklı 14. maddesi hükümleri ile ihale konusu iş göz önünde bulundurulduğunda ihale konusu işin doğrudan personel çalıştırılmasına dayalı bir hizmet alımı olmadığının açık olduğunu, teklif fiyata dahil olan giderler ile fiyat farkına ilişkin hükümlerden de açıkça anlaşılacağı üzere davacı şirketin çalıştırmış olduğu kişilerle ilgili Bakanlığın sorumluluğu olmadığını, ayrıca dava ile talep edilen asgari ücretin artışı nedeniyle talep edilen alacaktan da Bakanlığın sorumluluğu bulunmadığını,

4.İhale dokümanı içerisinde yer alan şartnameler ve sözleşmede işçi ücretlerinin yükleniciye ait olduğuna dair hükümler yer almakta olup; davacı şirket tarafından bu hususlar kabul edilerek sözleşme imzalandığını, davacı şirketin ihaleye teklif fiyatını ihale konusu işin süresinin yıllara sari bir iş olduğunu dikkate alarak asgari ücrete gelebilecek artışların göz önünde bulundurarak teklif fiyatını oluşturması gerektiğini, bu durum basiretli bir tacir gibi davranma sorumluluğu bulunan davacı şirket açısından öngörülmeyen ve öngörülmesi mümkün olmayan bir durum olmadığından ve ihale dokümanında işçilik maliyetinde bir değişiklik olması halinde fiyat farkı ödeneceğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmaması karşısında davacının asgari ücrete gelebilecek artışa yönelik talebinde hukuka uyarlık bulunmadığını,

5.Davacı tarafından İdarece düzenlenen hakedişlere usulüne uygun itiraz edilmediğini, yapılan ödemelere de itiraz edilmediğini, ödemelerin ihtirazı kayıtsız olarak kabul edildiğini, hakedişin kapsamının kesinleştiğini,

6.Dava dilekçesi ve bilirkişi raporunda belirtilen Kamu İhale Kurulu kararının davaya emsal teşkil edecek nitelikte olmadığını, zira “idarelerce imzalanan personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalelerine ilişkin sözleşmelerin bir kısmında, istihdam edilen bazı işçilerin ücretinin asgari ücretin belirli bir oranda fazlası olarak ödenmesi yönünde düzenleme yapıldığı”na dair hükümler yer almakta olup işbu davaya konu olan sözleşmede böyle bir düzenleme olmadığını,

7.Borçlar Kanunu m.138 uyarınca sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin şartların gerçekleşmediğini,

8.Asgari ücret artışındaki olağanın dışındaki artışın tamamından davalı Bakanlığın sorumlu tutulamayacağı, kabul anlamına gelmemekle birlikte hesaplanan değer üzerinde indirim yapılması gerektiğini,

9.Davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla faiz başlangıç tarihine ve faiz oranına itiraz ettiklerini, dava tarihi itibariyle temerrüde düşüldüğünden faiz başlangıç tarihinin de dava ve ıslah tarihi olması gerektiğini, ayrıca Bakanlık kamu kurumu olup, kamu hizmeti verdiğini, ticari iş olmayan söz konusu alacakta yasal faiz yerine avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet alımı sözleşmesinden kaynaklanan asgari ücret fiyat farkının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369, 370 ve 371. maddeleri, 6098 sayılı TBK 470-486 maddeleri,

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Taraflar arasında 25/09/2014 tarih ve 2014/71473 ihale kayıt no.lu “Yemek Pişirme Dağıtım ve Sonrası Hizmet Alımı”na ilişkin sözleşme imzalanmış olup davacı vekili 01.01.2015-31.12.2017 tarihleri arasında geçerli olan sözleşme süresince asgari ücrette oluşan artıştan kaynaklanan maaş farkı alacağının tahsilini talep etmektedir.

3.Asgari ücret kanunla belirlenmekte olup kamu düzenine ilişkindir. Belirlenen asgari ücret altında işçilere ödeme yapılması mümkün değildir. İşçiye asgari ücretten az ücret ödenmesi halinde devlet kamu gücünü kullanarak ücretin asgari ücret seviyesine çıkartılmasını sağlamalıdır. Tarafı kim olursa olsun sözleşmelerde asgari ücret fiyat farkı ödenmesinin önüne geçen hükümler konulması veya bir takım gerekçelerle bunun önüne geçmeye çalışılması asgari ücretin kamu düzeni niteliğiyle bağdaşmaz. Bu durumda mahkemece davacının asgari ücret fiyat farkı alacağı talebinin kabulüne karar verilmesi hukuka uygun olmuştur.

4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.