Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/861 E. 2023/1736 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/861
KARAR NO : 2023/1736
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2297 E., 2021/1402 K.
İHBAR OLUNANLAR : 1-… 2- … vekili Avukat … 3-… 4-…
5-… vekili Avukat …
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2014/796 ESAS,
2015/729 KARAR SAYILI DOSYADA;
DAVA TARİHİ : 22.05.2014
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/235 E., 2018/423 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleşen davada davacı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı … vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..

Belli edilen günde davacı vekili Avukat … geldi. Tebliğe rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, davalı kooperatifin 2014 yılında müvekkiline gönderdiği ihtarnamede, müvekkilinin devraldığı hissenin tüm mirasçılar tarafından devredilmemesi nedeniyle geçersiz olduğuna değinilerek ortaklık payını devretmeyen mirasçılardan da hissenin kalan paylarını devir almasının istendiğini, müvekkilinin hissesini satın aldığı şahsın kooperatife üye olup olmadığı araştırmaktan başka bir yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkilinin iyiniyetle ortaklık payını devraldığını düşündüğünü, 2009 yılında ortaklık payını devraldıktan sonra tüm genel kurullara davet edildiğini ve aidatlarını ödediğini, ancak davalı kooperatifin 2014 yılı Mayıs ayında yapılan genel kurul toplantısında müvekkilinin üyeliği yok sayılarak kura ile daire paylaşımı kararı alındığını ve müvekkiline isabet eden dairelerin başka bir ortağa verildiğini ileri sürerek müvekkilinin kooperatif üyesi olduğunun tespitine ve dairenin teslimine, mümkün olmadığı taktirde rayiç bedelin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, 2014 yılı Mayıs ayında yapılan genel kurul toplantısında müvekkilinin üyeliği yok sayılarak daire paylaşımına gidildiğini, kura çekme hakkının kullandırılmadığını, müvekkilinin ortaklığına isabet eden dairelerin de bir başka üyeye devredildiğini, müvekkilinin daire seçim hakkının elinden alındığını ileri sürerek 03.05.2014 tarihli genel kurul kararının iptalini istemiştir.

II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kooperatifin 82 nolu üyesinin müteveffa … olup, vefatından sonra mirasçılarının bir kısmı tarafından ortaklık hissesinin … isimli şahsa devredildiğini, silsile yapılan devirler ile hissenin en son davacıya devredildiğini, ancak murisin ortaklık hissesinde tüm mirasçılar iştirak halinde malik olup tüm mirasçıların birlikte ve müştereken hareket etmeden yaptığı tasarrufun geçerli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kooperatifte ilk üye olan kişi Kerim Kerimoğlu’nun ölümü ile kooperatif ortaklığının mirasçılarına kaldığı, Kooperatifler Kanunu ve anasözleşmeye göre kooperatif mirasçılarından herhangi birisine tebligat yapabilecek olmasının Türk Medeni Kanunu’ndaki iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin uygulanmasına engel oluşturmadığı, iştirak halinde mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüşmesini her bir mirasçının Türk Medeni Kanunu usulüne göre isteyebileceği, somut olayda böyle bir müracaat yapılmamış olduğundan mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyetin devam ettiği, bu durumda tüm mirasçıların birlikte hareket etmeden kooperatif ortaklığını veya bir bölümün üçüncü kişiye devretmelerinin mümkün olmadığı, dolayısı ile mirasçılardan … ve …’nun kooperatif hissesini …’ye devretmelerinin geçerli bulunmadığı, buna dayalı olarak daha sonra yapılan devirlerin de geçersiz olduğu, davacının kooperatife ortak olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, ayrıca daire tahsisi veya bu hakka bağlı olarak tashih edilemeyen daire karşılığı tazminat ödenmesinin de söz konusu olamayacağı, davacının ortak olduğu inancıyla ödemiş olduğu paralar ise sebepsiz zenginleşme kurallarına iadeye tabi olacağı gerekçesiyle asıl davada tespit ve tazminat istemlerinin reddine, dava tarihine kadar ödemiş olduğu 6.271,00 TL’nin tasiline, birleşen davada ise; davacının kooperatif ortağı olmadığı yapılan yargılamada tespit edildiğinden genel kurulda alınan kararların iptalini talep etme hakkı doğmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde, kooperatifin zımni olarak müvekkilini üye sıfatıyla kabul ettiğini ve müvekkilini genel kurullara davet ettiğini, müvekkilinin hisse devrinden sonra yükümlülüklerini yerine getirdiğini, tüm mirasçılar tarafından hisse devrinin yapılıp yapılmadığını araştırma yükümlülüğünün kooperatife ait olması gerektiğini, davalı kooperatifin ortak olmak için başvuranların ortak sıfatını taşıyıp taşımadığını araştırması gerektiğini, müvekkiline 5 yıl sonra üye olmadığını söylemenin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, taşınmazın değeri üzerinden harç çıkartılarak vekalet ücreti alınmasının doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ölümle birlikte mirasçıların terekedeki haklara ve borçlara iştirak halinde mülkiyet esaslarına göre malik olacağı, bunun sonucu olarak mirasçıların kalan miras üzerinde tasarruf işlemi yapabilmeleri oybirliği ile karar vermeleri halinde mümkün olduğu, somut olayda, murise ait kooperatif hissesinin mirasçılardan sadece bir kısmı tarafında … isimli kişiye devrinin geçerli olmayıp, hukuki sonuç doğurması mümkün olmadığından davacının kooperatif ortaklığını kazanamadığı, davalı kooperatifin davacıyı ortak olarak kabul etmesi ve işlem yapmasının da sonuca etkili bulunmadığı, bu nedenle mahkeme kararında isabetsizlik bulunmadığı gibi, mahkemece dairenin dava tarihi itibarıyla değeri üzerinden harç ve vekalet ücretine hükmetmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının kooperatif üyesi olmadığı anlaşıldığından genel kurul kararının iptalini talep etme hakkı da bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, kooperatif üyeliğinin tespiti ile daire teslimi mümkün olmaz ise rayiç bedelin tahsili, birleşen dava kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Kooperatifler Kanunu’nun 14’üncü madde, Türk Medeni Kanunu’nun 701 ve 702 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci
fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığında,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.