Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/869 E. 2023/701 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/869
KARAR NO : 2023/701
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen menfi tespit davasında verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile 07/06/2014 tarihinde müvekkiline ait 1909 ada 14-15 no.lu parselde bulunan 24 adet dairenin alüminyum malzeme yapım işi konusunda anlaşmaya vardıklarını, anlaşma karşılığında davalı şirkete 3 adet senet verdiklerini, davalının işi tamamen bitirip teslim etmediğinde senetlerin geçersiz olacağına davalı tarafından davacıya teslim edileceğini, 3. kişilere devredilemeyeceği konusunda karşılıklı anlaşma yaptıklarını, yüklenilen işin tamamlandıktan sonra ancak yazılı olarak müvekkiline teslimi halinde tamamlanmış sayılacağının açıkça belirtildiğini, davalı şirketin işini yapmadığını, verilen süre içerisinde tamamlamadığını, bu sebeple müvekkilinin başka firma ile anlaştığını, davalının iade etmesi gereken senetleri iade etmediğini, 07/06/2014 tanzim tarihli senetlerdeh 20/01/2015 vade tarihli 31.000 TL bedelli senedin takibe konu edildiği, 20/02/2015 vade tarihli 31.000,00 TL bedelli senet ile 20/03/2015 tarihli 32.000,00 TL bedelli diğer iki adet senedin de önce şirket yetkilisi olan … …’a daha sonra diğer davalı … isimli kişiye muvazaalı bir şekilde devrettiğini, senetleri devir alan davalının müvekkil aleyhinde takip başlattığını, bu sebeple borçlu olmadıklarının tespitini, kötü niyet ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı şirket ve … vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu bu sebeple görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilinin dava konu işi tamamladığını, sözleşmenin 15. Maddesinde işin yazılı olarak teslim alınacağının kayıtlı olduğunu, ancak kooperatif yetkililerine ulaşılamadığını, müvekkilinin bahsi geçen dairelerin alüminyum korkuluklarını imal ve monte ettiğini, davacı tarafın işi teslim almaktan ve teslime ilişkin belge vermekten kaçındıklarını, dava konusu işin yapım esnasında kullanılan işin yapıldığı şantiyeye teslim edilen mamüllerin fatularının bulunduğunu, bu evrakların incelendiğinde işin yapıldığının ortaya çıkacağını, bahsi geçen senetlerin tamamının dava konusu işi için verilmediğini, davacının müvekkiline olan geçmiş borçlarından mukabil olduğunu, dava dışı kaldığını, işi yaptığı iddia edilen şirketlerin sözleşme konusu işle ilgilerinin bulunmadığını, müvekkil şirketin diğer müvekkili …’den borç almış olduğunu ve karşılığında dava konusu senetleri verdiğini, bu sebeplerle davanın reddine, %20’den aşağı olmamak üzere tazmitana mahkum edilmesini talep etmiş, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararıyla; keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde davalı şirketin sözleşme gereğince alüminyum profilleri tamamına yakınını bitirmiş olduğu toplam bedelin ise bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 32.025,22 TL olduğunun anlaşıldığı, sözleşmede bu işin yapımı için 34.000,00 TL anlaşıldığı, sözleşmenin devamı maddelerinde 3 adet senet verildiği, senetlerin toplam miktarının sözleşmede belirlenen iş yapım bedelinin üzerinde olduğu işin yapılıp teslim edilmemesi halinde senetlerin geçersiz olacağının belirlendiği ancak, davalı şirket tarafından sözleşme doğrultusunda işin yapıldığı bu sebeple küçük bir kısmın yapılmadığı buranında bedeli 672,60 TL olduğunun tespit edildiği, muvazaalı olarak diğer davalıya verildiği iddia edilen senetlerin sadece isimlere dayanılaraktan muvazaalı olarak devredildiği iddiasının davacı tarafça ispatlanamadığı, kaldıki işin bitirilmesi halinde 3 senedin de sözleşme bedelinin üzerinde olmasına rağmen davalı şirkete verileceği davacı tarafça kabul edildiği bu sebeple diğer senetlerin başka bir işten dolayı verilmiş olduğu iddiasının doğrulandığı, davacı tarafın sadece bu iş için senetlerin verildiği iddiasının yersiz olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilerek 20/01/2015 vade tarihli 31.000,00 TL bedelli bono yönünden 672,60 TL borçlu olmadığının tespitine diğer davalıya ciro edilen senetlerin ise muvazaalı olarak devredildiği iddiasının ispatlanamaması sebebiyle bu senetler ve geriye kalan bedel yönünden davanın reddine, davacı ve davalı tarafın kötü niyet ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde ; davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle davaya konu bonoları müvekkiline iade etmesi gerekirken teslim etmediği, müvekkil aleyhinde icra takipleri başlatıldığını, bilirkişi raporuna göre müvekkilin 672,60 TL bedel kadarıyla borçlu olmadığı tespit edildiği ve rapora göre hüküm kurulduğunu kararın yasaya aykırı olduğunu, sözleşmeye göre işin tamamlandığının ancak yazılı şekilde yapılabileceğini, davalının işin tamamlandığına dair bir belge sunamadığını, bunun dışında 2 adet bononun davalı şirket tarafından önce şirket yetkilisi ardından diğer davalıya devredilmesinin sözleşmeye açıkça aykırılık olmasına rağmen bu hususu dikkate almadığını, keşifte dinlenen tanıklar tarafından davalının işi yarım bıraktığının beyan edildiği, davalıların sözleşmeye açıkça aykırı hareket ettiklerini, davalı tarafın iş alanını haklı nedenlerle terk ettiğini ispat edemediğini beyanla ve re’sen göz önüne alınacak sebeplerle verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428 nci maddesi, 438 nci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470-486 ncı maddeleri ve ilgili hükümleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, diğer ilgili mevzuat.

3. Değerlendirme
1.6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/4 maddesindeki düzenleme ile yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez, asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder. Taraflar arasındaki hukuki ilişki eser sözleşmesi niteliğinde olduğundan uyuşmazlığın bu çerçevede çözümlenmesi gerekir. Eser sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, mahkemece ve bilirkişilerce anılan hükümler dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Davalı yüklenici şirket tarafından sözleşme gereği yerine getirilen ve davacı iş sahibi şirkete teslim edilen imalât miktarı ve değeri bilirkişi aracılığıyla belirlenmiş, mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde davalı şirketin sözleşme gereğince alüminyum profilleri tamamına yakınını bitirmiş olduğu, toplam bedelin 32.025,22 TL olduğu tespit edildikten sonra sözleşmede bu işin yapımı için 34.000,00 TL işbedeli belirlendiği, sözleşmenin devamı maddelerinde 3 adet senet verildiği, senetlerin toplam miktarının sözleşmede belirlenen iş yapım bedelinin üzerinde olduğu, işin yapılıp teslim edilmemesi halinde senetlerin geçersiz olacağının belirlendiği ancak, davalı şirket tarafından sözleşme doğrultusunda işin yapıldığı bu sebeple küçük bir kısmın yapılmadığı gerekçesi ile yapılmayan kısmın bedeli belirlenerek, menfi tespit hükmü kurulmasında bir hata görülmemiştir. Eser sözleşmelerinde aksi ispatlanmadığı sürece işin yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerekir. Aksinin iş sahibince ispatlanamadığı, işin bitirilmesi halinde 3 senedin de sözleşme bedelinin üzerinde olmasına rağmen davalı şirkete verileceğinin davacı tarafça kabul edildiği anlaşıldığından mahkeme kararı yerindedir.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,

Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,

22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.