Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/909 E. 2023/843 K. 02.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/909
KARAR NO : 2023/843
KARAR TARİHİ : 02.03.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Usulden Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında yol yapımına ilişkin 03.08.2012 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, davalının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, müvekkilinin şantiyeyi terk ettiğine dair gerçeğe aykırı tutanak düzenlendiğini öne sürerek sözleşmenin haksız olarak fesih edildiğinin, bu nedenle müvekkil firmanın uğramış olduğu maddi zararların ve sözleşmenin haksız feshi nedeni ile mahrum kalınan kârın tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yer tesliminden sonra işe başlamadığını ve işin teslimini geciktirdiğini, sözleşmenin feshinin haklı nedenlere dayandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; sözleşmenin iki tarafın eşit kusurlu hareketleri nedeniyle feshedildiğinin tespitine, davacının 63.420,91 TL zararı olduğunun ve teminat nedeniyle de 169.970,52 TL zararının olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Nedenleri
Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle; sözleşmenin feshinde kusurlu olmadıkları gerekçesiyle kararı istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf başvurusunda özetle; sözleşmenin feshinde haklı oldukları gerekçesiyle kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı yüklenicinin Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu gereğince akdedilen nakit bedelli eser sözleşmesinin haksız feshedildiğinin tespitini dava etmekte hukuki yararı bulunmadığı gibi sözleşmenin feshine bağlı menfi ve müspet zararlarını açacağı bir eda davası ile talep etmesi mümkün iken uğradığı zararın tespitini talep etmekte de hukuki yararı bulunmadığından mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde tespit hükmü kurulması doğru olmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, sözleşmenin feshinin idarenin kusurundan kaynaklandığı, ortak kusurdan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin haksız feshedildiğinin, maddi zararların ve sözleşmenin haksız feshi nedeni ile mahrum kalınan karın tespiti talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK’nın 107 ve 114 ncü maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesine göre tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Yani, davacının tespit davasına konu yapılan hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararının bulunması şarttır. Bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu, tespit davası açılabilmesi için tek başına yeterli değildir. Davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden (eda ve inşai dava) biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının dava açmada hukuki yararı yoktur. Buna göre eda davası açması mümkün olan davacının, aynı konuda tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.

Eldeki davada da, davacı tarafından sözleşmenin haksız feshedildiğinin, maddi zararların ve sözleşmenin haksız feshi nedeni ile mahrum kalınan kârın tespiti isteminde bulunulmuş olup, davacının eda davası açmasının mümkün bulunmasına göre, tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bölge Adliye Mahkemesinin bu nedenle hukuki nitelendirmeyi doğru yaparak İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermesinde, usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığından, davacının temyiz itirazları yerinde görülmeyip, reddi gerekmiştir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.