Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/914 E. 2023/582 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/914
KARAR NO : 2023/582
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraflar vekillerinin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının alt işveren olarak işçi çalıştırdığını, işçilik alacakları ödenmeyen işçilerin Ankara 7. İş Mahkemesinin 2013/208- 2017 Esas sayılı davalarına dayanılarak işçilik alacaklarının üst işveren olarak kendilerinden tahsil edildiğini, 267.669,87 USD karşılığı 966.839,49 TL ve 116.638,55 TL olmak üzere 1.083.478,04 TL ödeme yapıldığını, bu tutardan şimdilik 20.000,00 TL alacağın ödeme tarihi olan 17.12.2015 tarihinden, 18.11.2017 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu arttırarak 1.085.475,84 TL alacağın 1.082.262,01 TL’lik kısmının 18.12.2015 tarihinden, 3.213,83 TL’lik kısmının ise 05.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin taraflar arasında akdedilen 30.09.2010 tarihli sözleşme ile üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, ancak davacı tarafından ödemelerin süresinde yapılmadığını, davacının kendi kusurunun sonuçlarını müvekkiline yükletmek için açtığı davanın reddi gerektiğini, davacının taraflar arasında akdedilen 2011 yılı 11.ayına ait fesih protokolüne aykırı olarak işbu davayı açtığını, fesih protokolü gereğince müvekkilinin edimlerini yerine getirmesi nedeniyle teminatların iade edildiğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla TBK. 167 maddesi gereğince müvekkilinin ödenen işçilik ücretlerinin ancak yarısından sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 15.11.2012 tarihli “Fesih ve Tasfiye Protokolü” başlıklı belge dava dışı Enerji Ltd. Şti. ile davalı … A.Ş. arasında akdedilmiş ise de davalının cevap dilekçesinde, davacı yanın ise 16.05.2018 tarihli dilekçesinde anılı protokolün taraflar arasında akdedildiğini kabul etmeleri ve açıkça protokole dayanmaları, yine ödemeye dayanak olan ilamlarda açıkça davalı … A.Ş. ile Gürcistan menşeli … Enerji Ltd. Şti. arasındaki sözleşmeye istinaden dava dışı işçilerin Gürcistan’da çalıştığı, davacının … Enerji Ltd. Şti. firmasının %100 ortağı olduğu, bu suretle davalı ……A.Ş.’nin alt işveren, davacı …A.Ş.’nin ise üst işveren olduğunun belirtilmesi karşısında ihtilafın 15.11.2012 tarihli “Fesih ve Tasfiye Protokolü” başlıklı belgeye göre çözülmesi gerektiği, bu kabulden hareketle, protokolün 2.B.i maddesi uyarınca proje kapsamında çalışan işçilerin tüm alacaklarından yüklenici-davalının sorumlu olduğu, davacının davalıdan 918.143,95 TL+81.923,59 TL=1.000.067,54 TL talep edebileceği, görevsizlik kararı öncesi alınan bilirkişi raporlarının USD biriminden hüküm altına alınan alacağa işletilen faiz oranının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca yayımlanan ve ilan edilen mevduat faiz oranına uygun olmaması karşısında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca yayımlanan ve ilan edilen faiz oranına uygun olarak tanzim edilen 12.11.2018 tarihli bilirkişi ve 30.01.2019 tarihli bilirkişi ek raporlarının esas alındığı, davaya konu alacağın sözleşmeden kaynaklandığı, davacının dava tarihinden önce davalıyı temerrüte düşürdüğünü iddia ve ispat edemediği, bu suretle dava tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, her iki tarafın tacir ve ihtilafın ticari iş mahiyetinde olması sebebiyle davacının avans faizi isteminde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL’nin dava tarihi olan 04.03.2016, bakiye 980.067,54 TL’nin ise ıslah tarihi olan 18.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan 12.11.2018 tarihli bilirkişi raporundaki hesabın doğru olmadığını, 20.12.2016 tarihli raporun hükme esas alınması gerektiğini, davacı şirketin icra dosyasında talep edilen faiz oranı üzerinden hesaplanan kapak hesabı uyarınca ödeme yaptığını, ayrıca bir faiz hesaplanmasına gerek olmadığını, müvekkilinin ödediği faiz tutarı kadar davalıdan rücu etme hakkı bulunduğunu, rücuen alacak taleplerine ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının müvekkili ile imzaladığı sözleşme uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmediğini, 30.09.2010 tarihli sözleşme ile davacı uhdesinde yapımı devam eden sözleşme kapsamındaki işler uyarınca kendisine yüklenilen bütün edimleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak davacı tarafından ödemelerin süresinde yapılmadığını, davacının hakediş ödemelerindeki gecikmelerinden ve hakedişlerden kesinti yapılması nedeniyle ücret ödemelerinde müvekkili firmanın sıkıntılar yaşadığını, davacının kendi kusurunun sonuçlarını müvekkiline yükletmek için açtığı bu davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin süre uzatımı istediğini ancak davacının kısalan süreye rağmen işin bitirilmesini talep ettiğini, bu nedenle dava dışı personele fazla çalışma yaptırıldığını, asıl işveren olan davacının talimatlarının sonuçlarını müvekkiline yükletme çabasının iyi niyetli olmadığını, fesih protokolünün ekindeki işçi listesinde davacının ödeme yaptığı işçilerin yer almadığını, bu kişilerle ilgili olarak müvekkilince davacıya herhangi bir taahhütte bulunulmadığını, müvekkili firmanın fesih protokolü uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmesi sonucunda teminatlarının iade edildiğini, bunun müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini ispatladığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin sorumlu tutulacağı tutarın, yapılan ödemenin %50’sinden fazla olamayacağını, buna ilişkin Yargıtay İçtihatları bulunduğunu, sadece protokol hükümleri çerçevesinde davanın kabulüne karar verilmesinin davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki alacak istemine konu dava dışı işçilerin alacaklarının belirlendiği iş davalarında davalının da davada taraf olduğu, mahkemece yapılan yargılama neticesinde alacağın tahsili yönünde davacı kurum ile davalı aleyhine yapılan takip sonucu davacının ödeme yaptığı anlaşılmakla davalı şirketin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekmediği, bu nedenle asıl işveren konumundaki davacının dava dışı işçiye- işçilere ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren rücuen tahsiline karar verilmesi gerekirken, dava ve ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin sair istinaf nedenlerinin reddiyle, temerrüt tarihine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararını HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 1.000.067,54 TL alacağın 18.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Sözleşme ile ibra ve tasfiye protokolünü davacı ile değil Georgia Urban Enerji Ltd. Şti. ile imzaladıklarını, davacı ile aralarında herhangi bir sözleşme ilişkisi ya da hukuki bağ bulunmadığını, taraf ehliyeti dava şartı olduğundan mahkemenin bunu her aşamada gözetmesi gerektiğini,

2. Hükme esas alınan ibra ve tasfiye protokolünde tarafların açıkça tahkim şartı koyduğunu ve yetkili yargı yeri olarak da İstanbul’u belirlediklerini, ancak bu hususun da yine mahkemece dikkate alınmadığını, taraflar tacir olup sözleşmedeki yetki şartının geçerli olduğunu, ilk derece mahkemesince yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenerek karar verilmesinin doğru olmadığını,

3. Davanın niteliği itibari ile rucu davası olup sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olduğunu, zenginleşenin temerrüte düşürülmesi gerektiğini, davacının, yargılama süresince dava tarihinden önce müvekkilini temerrüte düşürdüğünü iddia ve ispat etmediğini, bu hali ile faiz başlangıcı olarak ödeme tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu,

4. Hükmedilen faiz oranın da yasal dayanağı bulunmadığını, her iki tarafın tacir ve ihtilafın ticari iş mahiyetinde olması gerekçe gösterilerek davacının avans faizi isteminde bulunabileceği sonucuna gidilmiş ise de söz konu alacağın herhangi bir ticari işleme dayanmadığını, yapılan ödeme işçilere yapılan ödeme olup ticari ödeme mahiyetinde olmayan iş bu alacak kalemi ile ilgili avans faizi uygulanmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesi uyarınca rücuen tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355, 369, 370 ve 371. maddeleri, aynı kanunun 225-239 maddeleri, 6098 sayılı TBK 470-486 maddeleri,

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK’nın 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamasına, davalının, davacı ile arasında hukuki bir ilişki olmadığı ve tahkim şartı itirazlarını yargılama esnasında veya istinaf dilekçesinde ileri sürmediği, aksine cevap dilekçesinde davacı ile arasındaki sözleşme ilişkisi uyarınca tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirttiği, uyuşmazlığın 15.11.2012 tarihli protokole göre çözülmesi gerektiği yönündeki mahkeme tespitinin yerinde olduğu, prokotol uyarınca proje kapsamında çalışan işçilerin tüm alacaklarından davalının sorumlu olduğu kararlaştırıldığı anlaşıldığına göre davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş, hükmün onanması uygun bulunmuştur.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.