Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/923 E. 2023/1040 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/923
KARAR NO : 2023/1040
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekilince duruşmalı, asıl ve birleşen davada davacı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..

Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davalı vekili Avukat … ile temyiz talebinde bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı taşeron vekili asıl ve birleşen davalarda dava dilekçelerinde özetle; davalının yapımını üstlendiği Libya Tripoli Şehrindeki Al-Fateh Üniversitesi Ekonomi ve Hukuk Fakülteleri İnşaatı işinde, iç ve dış cephe alüminyum kaplama, doğrama, gölgelik, panjur işlerinin kısmi malzeme ve işçilik olarak yapımını üstlendiğini, işi tamamlayarak teslim ettiğini, yapılan işlere karşılık bakiye iş bedelinin 4.936,17 TL ve 75.622,98 Euro olduğunun davalı tarafça 31.03.2014 tarihli mutabakat ile kabul edilmesine rağmen davalıca söz konusu bedellerin ödenmediğini, bu nedenle mutabakat mektubuna dayalı olarak TL ve Euro cinsinden alacaklarının tahsili için icra takibi başlatıldığını, ancak yapılan her iki takibe davalının haksız olarak itiraz etmesi sonucu takiplerin durduğunu ileri sürerek, itirazların iptali ile takiplerin devamı ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı yüklenici vekili asıl ve birleşen davalarda cevap dilekçelerinde özetle; taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin doğru olduğunu, Libya’da meydana gelen iç savaş nedeniyle devam eden tüm işlerin durduğunu ve yapılmaz hale geldiğini, davacının taahhüdü kapsamındaki iş dahil tamamlanmadan işyerlerinin terk edildiğini, sözleşme tutarının tamamen ödenmesi için işin sözleşme hükümleri çerçevesinde tamamlanmasının gerektiğini, davacının gösterdiği mutabakat mektubunun müvekkilini bağlamayacağını, zira, davalı adına belgeyi düzenleyen kişinin adı, soyadı ve unvanı belgede yazılı olmadığından davalıyı borç altına sokma yetkisine sahip olup olmadığının belirlenemediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1250 Esas, 2019/798 Karar ve 16.10.2019 tarihli kararı ile taraflarca tanzim edilen 30.11.2010 tarihli eksik ve kusurlu işler listesine göre işin tamamlandığı, işin geçici kabule hazır anlamına gelen tutanağa göre işte 9 madde halinde belirlenmiş eksik – kusurlu imalatların 15 gün içinde davacı tarafından tamamlanacağının belirlendiği, 31/03/2014 tarihli mutabakatname uyarınca davalının 75.602,09 Euro ve 4.936,17 TL davacıya borçlu olduğu, her ne kadar davalı tarafça mutabakatname bulunmadığı, imzanın yetkiliye ait olmadığı ileri sürülmüş ise de; takip eden 31/12/2014 tarihli ve 11/02/2015 tarihli mutabakatnamelerde de borcun devam ettiğinin belirli olduğu, bu itibarla davalı tarafın mutabaknamenin geçersizliği savunmasının inandırıcı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; faiz taleplerinin reddi kararının doğru olmadığını, faize ilişkin reddedilen kısımlar üzerinden yargılama giderlerine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının Libya’daki olağanüstü hal nedeniyle üstlenmiş olduğu işleri tamamlayamadığını, 31.03.2014/11.02.2015 tarihli mutabakat mektubunun mahkeme kararının gerekçesindeki gibi sözleşme kapsamında yapılan işler karşılığı düzenlenmiş bir mutabakat olmadığını, denetim firmasına vermek üzere düzenlendiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 25.maddesi hükmünde işin geçici kabulünün ne şekilde yapılacağı kararlaştırıldığı halde mahkemece 30.11.2010 tarihli eksik ve kusurlu işler listesini geçici kabule hazır anlamına gelen tutanak olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, icra inkar tazminatının yasal şartlarının oluşmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge adliye mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde belirtilen gerekçelerle kararı temyiz etmiştir.
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde belirtilen gerekçelerle kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen her iki davada uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takiplerine yapılan itirazların iptali, takiplerin devamı ve icra inkar tazminatına karar verilmesine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Türk Borçlar Kanunu’nun 470 inci maddesi, İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi,
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davalı vekili temyizi bakımından; davacı tarafça her iki icra takibine dayanak olarak gösterilen 31.03.2014 tarihli mutabakat mebtubunun davalı şirket kaşesini taşıdığı sabit olduğu gibi davalı muhasebe elamanı Çiğdem Kar tarafından imzalandığının davalıca kabul edildiği, davalının söz konusu mektupta açıkça 31.03.2014 tarihi itibariyle bakiye borçlarının 75.602,09 Euro karşılığı 227.350,61 TL ile 4.936,17 TL olduğunu kabul edildiği, ayrıca bakiye bu borçların yine davalı tarafça kaşe ve imza edildiği anlaşılan 11.02.2015 ve 29.01.2016 tarihli mutabakat mektupları ile de kabul edildiği, davalı tarafça bu son iki mektubun denetim şirketleri için düzenlendiği belirtilmiş ise de; bu hususun söz konusu mektupların kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren belge niteliğini ortadan kaldırmayacağından davalının mutabakat mektubuna ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
Davalı tarafça icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yanlış olduğu gerekçesiyle de karar temyiz edilmiş ise de; takip konusu her iki alacak, likit ve hesaplanabilir olduğundan mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde olup, davalının bu temyiz itirazı da yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
3. Davacı vekilince; reddedilen faiz alacağı ve yargılama giderleri yönünden karar temyiz edilmiş ise de; davacının davalıyı icra takibinden önce temerrüde düşürmediği anlaşıldığından mahkemece faiz alacağının reddi kararı doğru olduğu gibi, reddedilen kısım üzerinden aleyhe yargılama giderlerine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum görülmemiş, belirtilen nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
4. Kötü niyet tazminatı, İcra ve İflas Kanunun 67/2. maddesi uyarınca‘…takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir…’şeklinde tanımlanmıştır. Borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için davanın kısmen veya tamamen reddedilmiş olması, alacaklının icra takibine geçme ve itirazın iptali davası açmasında kötü niyetli ve haksız olduğunun ispatı gerekir. Davacının icra takibinde haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapıldığının ispatı da şarttır. Somut uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince reddedilen faiz miktarı üzerinden davacı aleyhine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmiş ise de; davacının icra takibi yapmakta kısmen haklı olduğu, davalı borçlu tarafından davacının kötüniyetli olarak takip başlattığı ispat edilemediğinden gerek asıl gerekse birleşen davalarda, reddedilen faiz miktarı üzerinden davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerektirmiştir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Yukarıda “Değerlendirme” bölümü 2. bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 3. bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 4. bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasının “4. bendinin” tümden hükümden çıkartılmasına, diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesine, kararın değiştirilmiş bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan asıl ve birleşen davada davacıya verilmesine,

Aşağıda yazılı harcın temyiz eden asıl ve birleşen davada davalı … İnş. ve Tic. A.Ş.’den alınmasına, asıl ve birleşen davada davacı … …’den peşin alınan harcın istek halinde iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.