YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/946
KARAR NO : 2023/972
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki iflas sıra cetveline karşı itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın her iki davalı yönünden de reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı müflis Türkiye İmar Bankası A.Ş. İflas İdaresi yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davalı TMSF’ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin müflis bankada açılan Off Shore hesabına 35.008,85 TL para yatırdığını, söz konusu tutarın ödenmediğini, iflas masasına yaptıkları kayıt başvurusunun reddedildiğini ileri sürerek, alacağın iflas masasına kayıt ve kabulünü talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, ayrıca alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının yazılı talimatı ile Off Shore hesabına para aktarıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2-Davalı TMSF vekili cevap dilekçesinde; davada idari yargının görevli olduğunu, müvekkili kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, müflis bankayı iflas idaresinin temsil ettiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının parasını yurt dışında faaliyet gösteren İmar Bank Off Shore Ltd. isimli bankaya yatırdığını iddia ettiğini, anılan bankaya yatırılan mevduatın sigorta kapsamında olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı TMSF tarafından iflas tasfiyesi kapsamında yapılan işlemler idare işlem niteliğinde olduğundan, davalı kurum aleyhine açılan davada idare yargının görevli olduğu, davacının, alacağının kaydı için davalı müflis banka iflas idaresine 11.08.2016 tarihinde başvuruda bulunduğu, iflas idaresince talebin reddedildiği, red kararını içeren iflas sıra cetvelinin 07.01.2017 tarihli Miliyet Gazetesinde ve 13.01.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ayrıca davacı tarafa 13.01.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacı kayıt başvurusu sırasında masraf yatırmadığından, İİK 235. maddesinde öngörülen 15 günlük dava açma süresinin son ilan tarihinden itibaren başlayacağı, eldeki davanın yasal süre geçtikten sonra 13.11.2019 tarihinde açıldığı, davacının 2009 yılında yaptığı mükerrer kayıt başvurusunun sonuca etkisi bulunmadığı ve davacıya yeni bir hak düşürücü süre kazandırmayacağı gerekçesiyle, davalı Müflis Türkiye İmar Bankası A.Ş. İflas İdaresine karşı açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davalı TMSF’ye karşı açılan davanın, yargı yolu yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkeme kararının hatalı olduğunu, delillerin değerlendirilmediğini, tebligatın usulüne uygun yapılmadığını, tebligat masrafı için bildirim yapılmadığını, davanın hak düşürücü süreden reddinin hak arama özgürlüğüne aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilgili mevzuatta bankanın iflası halinde yürütülecek prosedür açısından Fon’a bir kısım yetkiler verilmiş ise de, özünde tasfiye işlemlerinin İİK hükümleri gereğince yapılmakta olduğu, Fon’un yanında İflas Dairesinin de bir kısım yetkilerinin devam ettiği, İİK 235. maddesinde sıra cetveline itiraz davasının iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesinde açılacağının açıkça düzenlendiği ve Uyuşmazlık Mahkemesinin emsal kararları ile yargı yolu görev uyuşmazlığında adli yargının görevli olduğuna dair verilen kararlar dikkate alındığında somut uyuşmazlığın adli yargının görev alanına girdiği, İİK’nın 235 ve 223. maddesi hükümleri uyarınca, sıra cetveline itiraz davası açma süresi tebliğ için masraf yatırmayan alacaklılar için son ilan tarihinden itibaren başlayacağı, somut olayda, davacının tebliği için masraf yatırmadığı, sıra cetvelinin son olarak 11.01.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, davanın 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, davacının 2009 yılında yaptığı mükerrer başvurunun sonuca etkili olmadığı, davalı iflas idaresi yönünden davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiği, öte yandan, masanın kanuni temsilcisinin iflas idaresi olduğu, iflas sıra cetveline itiraz davasının iflas idaresine karşı açılması gerektiği, davalı TMSF’nin bu davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararının bu yönden hatalı olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlarla sınırlı olmak üzere kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine, bu kapsamda, davalı Müflis Türkiye İmar Bankası A.Ş. İflas İdaresine karşı açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davalı TMSF’ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesinde dile getirdiği hususları temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kayıt kabul istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2.1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371. maddeleri ile İİK’nın 235., 223/3. maddeleri
2.2. İİK’nın 234/1. maddesi, “İflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166. maddenin 2. fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder.” hükmünü, 235/1. maddesinin ilk iki cümlesi, “Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur.” hükmünü içermektedir. Bu madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, iflas sıra cetveline itiraz davaları süreye tabi olup, bu husus üzerinde mahkemece re’sen durulmalıdır. Bu süre, kural olarak sıra cetvelinin İcra İflas Kanunu’nun 166. maddesinde gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlar eğer davacı, aynı Kanun’un 223. maddesine göre tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, süre kendisine yapılan tebliğden itibaren hesaplanır. Masraf verilmediği takdirde iflas masasının masrafından yapılan tebliğ bilgi mahiyetinde olup alacaklıya herhangi bir hak bahşetmez ve bu durumda dava açma süresi son ilan tarihinden itibaren başlar.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2-Somut olayda, dava konusu iflas sıra cetveli 07.01.2017 tarihli Milliyet Gazetesinde, 11.01.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiştir. Davacı taraf cetvelin kendisine tebliği için masraf yatırmamıştır. Ancak cetvel davacıya 13.01.2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dava, her halükarda İİK’nın 235. maddesinde belirtilen 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 13.11.2019 tarihinde açılmıştır. Davacının 2009 yılında aynı alacak için yaptığı mükerrer kayıt başvurusu, hak düşürücü süreyi yeniden başlatmaz. Söz konusu başvuruya hukuki sonuç bağlanması mümkün değildir. Tebligat masrafını yatırmayan davacıya 13.01.2017 tarihinde yapılan tebligat bilgilendirme niteliğinde olup, dava açmak için yasada öngörülen hak düşürücü süre son ilan tarihinden itibaren başlar. Bu itibarla, davalı iflas idaresine karşı açılan davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin karar doğru olmuştur.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1. maddesi uyarınca
ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.