YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/967
KARAR NO : 2023/1042
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalılar vekili Avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı taşeron vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalıların yaptırmış olduğu Antalya-Kemer ilçesindeki otel inşaatının, kaba inşaat, çevre temizliği, kalın ve ince sıva, kalekim ve fayans döşeme, alçıpan ve kartonpiyer işlerini yaptığını ve bu işler nedeniyle 2.811.614,96 TL alacaklı olduğunun Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/500 Esas sayılı dosyasında verilen karar ile sabit olduğunu, bu dosyada davanın kısmi dava olarak açıldığını, davalı sendika ile müvekkili şirket arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davalıların belirtilen Kemer Asliye Hukuk Mahkemesindeki dosya ile sebepsiz zenginleştiklerinin anlaşıldığını belirterek 3.331.454,50 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; eser sözleşmesinden doğan davaların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, zamanaşımı başlangıcının ise eserin teslimi ile işlemeye başlayacağını, eserin Haziran 2004 tarihi itibariyle teslim edildiğini ve alacağın Haziran 2009 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, davacı ile davalı … arasında herhangi bir akdi ilişki bulunmadığını, Haber-İş Sendikasının sadece malik konumunda olduğunu, bu nedenle sendika yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, davacı tarafından kesilen tüm faturaların bedelinin kendisine ödendiğini, ödemeler toplamının 5.442.969,13 TL olup, bu tutarın Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında kanıtlandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1966 Esas, 2019/207 Karar ve 20.03.2019 tarihli kararı ile; davalıların zamanaşımı itirazının süresinde olduğu, TBK 479/1 madde hükmüne göre iş sahibinin bedel ödeme borcunun eserin teslimi anında muaccel hale geleceği, zamanaşımı süresinin de alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağı, zamanaşımı süresinin ise TBK 147/6. maddesi uyarınca beş yıl olduğu, dava dilekçesinde eserin 31.12.2004 tarihinde teslim edildiği kabul edildiği gibi taraflar arasında görülen Kemer 1 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/500 Esas, 2014/327 Karar sayılı kararında da eserin tesliminin 31.12.2004 tarihinde gerçekleştiğinin tespit edilmiş olduğu, bu durumda beş yıllık zamanaşımı süresinin 31.12.2009 tarihinde dolacağı, davacı tarafından Kemer 1 Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davada 10.000,00 TL’ye matuf kısmi dava açıldığı, kısmi davada zamanaşımının dava konusu edilen kısım için kesildiği, saklı tutulan bölüm için zamanaşımının işlemeye devam edeceği, bu bakımdan eldeki davanın konusunu oluşturan alacak yönünden Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın zamanaşımını kesici etkisi bulunmadığı, alacağın 31.12.2009 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı; davalı sendikanın ise arsa sahibi konumunda olup, davacı ile aralarında herhangi bir akdi ilişki bulunmadığı, akdi ilişkinin varlığını gösteren bir kanıt ileri sürülmediği, aksine dava dilekçesinde sendika yönünden sebepsiz zenginleşme olgusuna dayanıldığı, bu nedenle de davalı sendikaya karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği belirtilerek, davalı yüklenici hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davalı sendika hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Nedenleri
Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle; davanın dayanağı sebepsiz zenginleşme olduğundan, zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, mahkemenin davayı eser sözleşmesi olarak nitelendirmesinin yanlış olduğu, zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalı sendika açısından husumetten red kararının yanlış olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde belirtilen gerekçelerle kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun, 147 inci, 149 uncu, 470 inci, 479 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davacı taşeron vekili, davanın dayanağı sebepsiz zenginleşme olduğundan, zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, mahkemenin davayı eser sözleşmesi olarak nitelendirmesinin yanlış olduğu, zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle kararı temyiz etmiş ise de; Türk Borçlar Kanununda, borç ilişkisinin üç kaynağının olduğu kabul edilmiş olup; bunlar sözleşmeden doğan borç ilişkileri, haksız fiilden doğan borç ilişkileri ve sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkileridir. Gerek kesinleşen Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/500 Esas sayılı kararında, gerekse somut ilk derece mahkemesi kararında kabul edildiği üzere davacı taşeron ile davalı yüklenici arasında sözlü eser sözleşmesi ilişkisi kurulmuştur. Türk Borçlar Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca; sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. İşte aynı Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin geçerliliği de herhangi bir şekle tabi tutulmadığından taraflar arasındaki borcun kaynağı sözlü olarak kurulan eser sözleşmesi olup, mahkemece sözleşme hükümlerine göre zamanaşımı süresinin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından, davacı vekilinin temyiz taleplerinin reddi gerekmiştir.
Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Mahkeme önünde, maddi hukuka dayalı hakkına dair uyuşmazlığın çözümünü ve himayesini isteyen kişi davacı, kendisine karşı hakkın himayesi istenen kişi de davalıdır. Davacı, dava konusu hakkın sahibi, davalı ise hakka uymakla yükümlü olan ve bu hakkı ihlal ettiği düşüncesi ile kendisine karşı hakkın himayesi istenen kişidir. Dava dilekçesinde, davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen taraf ise de; hakkın sahibi veya kendisine karşı hakkın himayesi istenmesi gereken kişiler olmadıkları belirlenir ise, davanın sıfat yokluğundan (husumetten) reddi gerekir. Somut olayda da, davalı sendika otelin yapıldığı arsa maliki olup, davacı taşeron ile aralarında herhangi bir akdi ilişki olmayıp, mahkemece davalı sendika açısından pasif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddi kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin bu temyiz taleplerinin de reddi gerekmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi’nin 2020/1130 Esas, 2021/1118 Karar ve 09.12.2021 tarihli kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.