YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1172
KARAR NO : 2023/1239
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin teslim aldığı sabit beton santralinin sözleşmede belirtilen nitelikte olmadığını, davalı imalatçı tarafın sözleşmede görülen 2014 model 120 MP/saat kapasiteli sabit beton santrali üretip satması gerekir iken, makinede yapılan tespitlere göre 2014 model 90 MP/ saat kapasiteli makine sattığını, söz konusu makinedeki ayıp oranında şimdilik 10.000,00 TL bedel indirimi ile söz konusu ayıp nedeni ile müvekkilin makineyi teslim aldığı tarihten dava tarihine kadar oluşan kazanç kaybının şimdilik 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL’nin 21/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu makinenin satımı için düzenlenen faturanın da teyit ettiği üzere 100m3/saat kapasiteli sabit beton santrali hususunda davacı şirket ile şifahi olarak anlaşıldığını, makinenin 1 yıl garantili olduğunu, makinenin satılması ve teslim edilmesinden 2 yıl sonra açılan davada hak düşürücü sürelerin geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile keşif, makine bilirkişi raporu, dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamına göre, hazır beton santrallerinin kolay bir inceleme ile kapasitelerinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı, kapasite düşüklüğünün tespit edilmesinin ancak uzman bir kişi tarafından yapılacağı ve dava konusu beton santralindeki kapasite düşüklüğünün gizli ayıp olarak kabul edileceği gerekçesi ile; davanın kabulüne, 10.000,00 TL bedel indirimi ve 10.000,00 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 20.000,00 TL’nin ihtarın davalı tarafa tebliğ edildiği 13.01.2016 tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmak üzere davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; müvekkili şirketin davaya konu beton santrallerini gerekli test ve işlemlerden geçirip kontrollerini yaparak davacıya teslim ettiğini, davacının ise beton santralini bu haliyle kabul edip 2 yıl gibi uzun bir süre kullandığını, tacir olan davacı tarafın basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü olmasına karşın bu süre içinde gözden geçirme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmede belirtilen nitelikte makineye ait sevk irsaliyesi düzenleyen davalı tarafın sorumluluğu bulunmakta ise de, düzenlenen faturayı incelemesi gerektiği halde ve sözleşmede belirtilen nitelikte makineyi teslim alıp almadığının denetimini yapmayan veya ayıptan bilgisi olup, mevcut haliyle kabul eden davalının faturanın düzenlendiği tarihten itibaren iki yılı aşkın süre sonunda ayıp iddiasında bulunması ile açılan davanın dinlenilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.04.2018 tarih ve 2016/139 Esas, 2018/436 Karar sayılı kararının kaldırılarak davacının davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı tarafından teslim edilen beton santralinin gizli ayıplı olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, istinaf mahkemesince bilimsel bir gerekçeye dayanmadan aksi yönde karar verilmesinin yerinde olmadığını, davanın süresinde açılmadığı ve davacının faturaya bakarak maldaki ayıbı tespit edebileceğine ilişkin tespitlerin yerinde olmadığını, maldaki ayıbın gizli olduğu gibi, TBK 223 vd. maddesi uyarınca satıcının ağır kusurları sonucu meydana gelen ayıplarda bildirim süresinin 20 yıl olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, satın alınan makinede gizli ayıp bulunduğu iddiasına dayalı bedel ve kazanç kaybına dayalı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı TBK 227,470-486 maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.1.Eser sözleşmelerinde ayıplı imalât halinde 6098 sayılı TBK’nın 474/I. maddesi uyarınca açık ayıplarda iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek, gizli ayıplarda ise aynı Kanun’un 477/son maddesi uyarınca ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunmak zorundadır. İş sahibi gözden geçirmeyi ve ihbarda bulunmayı ihmâl etmişse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır.
2.3.Somut olayda, yeminle dinlenen davacı tanığı Mehmet Faruk’un beyanına göre beton santralinin kurulduğu andan itibaren eksik üretim yaptığını ve bunu davacı şirketin yetkililerine bildirdiğini belirtmiş, başka bir ifadeyle davacı iş sahibi imalâtın ayıplı olduğunu öğrenmiştir. Dinlenen bu tanık beyanından davacı şirketin ayıbın varlığını teslimden bir süre sonra fark ettiği anlaşılmaktadır. Davacı tanığı, iş sahibinin ayıbın varlığını öğrendiği bu tarihten sonra 2015 yılının aralık aylarının sonlarına doğru davacı şirketin uzman bir servisi şehir dışından getirtip makineyi kontrol ettirdiklerinde makinenin şirkete satıldığı gibi 120 m³ olmadığını öğrendiklerini, bunun üzerine davalı şirkete bildirim yapıldığını belirtmiştir. Sözleşme konusu makinenin davacı iş sahibine teslim tarihi 21.02.2014 olup iş sahibinin yükleniciye Bismil Noterliği’nden yaptığı ayıp ihbarı 06.01.2016 tarihlidir. Bu durumda iş sahibi; makinenin kurulduğu andan itibaren ayıbın varlığını öğrenmesine rağmen 2 yıla yakın süre geçtikten sonra ihbarda bulunmuştur.
2.4.Bu durumda iş sahibinin ayıplı olduğunu ileri sürdüğü makinenin kendisine tesliminden ve ayıplı olduğunu öğrenmesinden itibaren makul sayılabilecek süre çok geçtikten sonra ayıp ihbarında bulunduğu, süresinde ayıp ihbarında bulunmamak suretiyle eseri mevcut haliyle zımnen kabul etmiş sayılacağı ve süresinden sonra yaptığı ayıp ihbarı hukuki sonuç doğurmayacağından istinaf mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.