YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2074
KARAR NO : 2023/3145
KARAR TARİHİ : 05.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2022/119 E., 2022/279 K.
DAVA TARİHİ : 21.09.2012
HÜKÜM/KARAR : Kabul
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2017/1306 E., 2018/1188 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen sıra cetveline itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı borçlulara ait taşınmazın satıldığını, düzenlenen sıra cetvelinde davalıların nafaka alacaklarının rüçhanlı olduğu gerekçesiyle ihale bedelinin davalılar dosyaları arasında garame yapıldığını, davalıların alacaklılardan mal kaçırmak için muvazaalı olarak boşandıklarını, davalıların alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürerek davalılara ayrılan payın müvekkili dosyasına ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava dışı borçluların anlaşmalı boşanma protokolüne uymadıkları için tapu iptali tescil davası açtıklarını, sıra cetveline konu taşınmazla ilgili düzenlenen ilk sıra cetveline müvekkillerinin açtığı şikayet davasının kabul edilerek sıra cetvelinin iptal edildiğini, davacının ilk sıra cetveline itiraz davasında muvazaa olgusunu ileri sürmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.04.2017 tarihli ve 2012/433 Esas, 2017/114 Karar sayılı kararı ile; boşanma protokolüne konu taşınmazların protokol kapsamında davalılar adına tescili için dava açıldığı, davalılar ve eski eşlerinin boşanmaya rağmen birlikte yaşadıkları ve tapu devir işlemlerinin alacaklıdan mal kaçırma amaçlı muvazaalı yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 20.09.2018 tarihli ve 2017/1306 Esas, 2018/1188 Karar sayılı kararı ile; davalıların dava dışı borçlulardan anlaşmalı olarak 1999 yılı içinde boşandıkları, 17.06.2009 yılında düzenlenen ilk sıra cetveline davalıların şikayetinin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verildiği, bu davada davacının davalıların alacağına muvazaa nedeniyle itiraz etmediği, muvazaa iddiasına yönelik dava açmadığı, müşterek çocuklar için hükmedilen nafaka alacağı ve miktarı hususunda da velayet hakkı kendisine verilmiş olan eş tarafından çocuğun reşit olduğu tarihten sonra da bu alacak takibe konu edilerek ödenmesinin istenebileceği gerekçesiyle muvazaaya yönelik istinaf başvurusunun reddine, davacı harçtan muaf olduğundan, harçla ilgili istinaf başvurusunu kabulü ile HMK.353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının harca ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilerek, davanın reddine, karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15.Hukuk Dairesinin 21.04.2021 tarihli ve 2021/455 Esas, 2021/1836 Karar sayılı kararı ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince davalıların 17.06.2009 tarihinde düzenlenen ilk sıra cetveline karşı davacı banka aleyhine açtıkları şikayet davasının yargılaması sonunda, Aydın 2.İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/370-448 E.K.sayılı 15/12/2010 tarihli kararı ile, sıra cetvelinin iptaline karar verildiği, bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek, kesinleştiği, davacının sıra cetveline şikayete dair açılan davada davalıların alacağına itiraz etmediği gibi muvazaa iddiasına yönelik dava açmadığından, yerel mahkemenin mer’i kararlara göre karar vermesi yerinde olduğu gerekçesiyle davacının muvazaaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş is de; 17.06.2009 tarihli ilk sıra cetvelinde davacı banka alacağının 1. ve 2. sırada yer aldığı ihale bedelinin davacı dosyaları ile 5. sıradaki vergi dairesi arasında garame yapılarak ödenmesine karar verildiği, bu durumda davacının kendisinden sonra gelen ve pay ayrılmayan davalıların alacağının muvazalı olduğuna ilişkin ilk sıra cetveline karşı dava açmasında hukuki yararı olmadığı, İcra mahkemesi kararı ile ilk sıra cetveli iptal edilerek davalıların alacağına öncelik tanınması üzerine davacı banka bakımından muvazaa iddiasını ileri sürmesi mümkün hale geldiği, İcra mahkemesi sadece sırayı belirleyerek sıra cetvelini iptal etmiş olduğundan eldeki itiraz davası için kesin hüküm oluşturmayacağı, davacının ilk sıra cetveline karşı davalıların alacağının muvazaalı olduğu iddiası ile dava açmaması davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı, davalıların her ikisinin de dava dışı borçlu kardeşlerden anlaşmalı olarak 1999 yılı içinde boşandıkları, boşanma kararı ile, düzenlenen protokol kapsamında, takip borçlularına ait taşınmazların kendi adlarına tescili ile ilgili olarak 3. kişiler tarafından haciz konmasından sonra tapu iptali tescil davası açtıkları, yine boşanma tarihi ile sıra cetveli tarihi arasında geçen uzun sürede nafakanın ödenmemesine rağmen davalılarca cebri icraya konu edilmediği, yapılan zabıta araştırması ile davalılardan Banu’nun boşandığı eşi ile birlikte yaşamaya devam ettiği, davalı … adına tescil edilmesi gereken taşınmaz kirası ile kredi borcunun ödenmesine boşandığı eşinin muvafakatinin bulunduğu, 10.03.2015 ve 24.09.2016 tarihli bilirkişi kök raporu ve ek raporunda davalıların nafaka alacağının, alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı boşanmaya dayalı olduğu kanaatine varıldığı, bu durumda, mahkemece her iki davalı bakımından sıra cetveline konu nafaka alacaklarının muvazaalı boşanmaya dayalı olup alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik olduğunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; Taşınmaz üzerine müvekkillerin boşandıkları eski eşlerinin boşanma kararına uymaması nedeniyle tescil yapılamadığını, hacizlerin kaldırılması için dava açıldığını, davalılar ve borçlular arasında muvazaa söz konusu olsaydı boşanma protokolü kapsamında davalılara devrolunan taşınmaz hisselerinin boşanma kararlarının kesinleşmesi üzerine derhal davalılara devir ve tescil işleminin yapılmasının gerekli olduğunu, taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde cebri icra ile satılmış olduklarını, müvekkillerinin mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, talimat mahkemesince dinlenen tanıkların davalıların boşandıktan sonra ayrı yaşadıklarını beyan ettiklerini, davacının muvazaayı ispatlayamadığını temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sıra cetveline itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanunun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 ve devamındaki ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
1. 6100 sayılı Kanunun 371 ve devamı maddelerinde temyiz incelemesi neticesinde bozma sebebi yapılacak hususlar ve bozma kararı üzerine yapılacak işlemler düzenlenmiştir.
2. 6100 sayılı Kanunun 373 ncü maddesinin ikinci fıkrasına göre Yargıtayın bozma kararı, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararı kaldırıp düzelterek verdiği bir karar veya ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp davanın esası hakkında yeniden verdiği bir karara ilişkin ise dosya, kararı vermiş olan bölge adliye mahkemesine veya uygun görülen başka bir bölge adliye mahkemesine gönderilir. Zira artık burada ilk derece mahkemesinin bir kararı mevcut olmadığından bozulan karar bölge adliye mahkemesinin kararıdır ve bu nedenle dosya kararı bozulan mahkemeye gönderilmektedir.
3-Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olayda, Yargıtay (Kapatılan) 15.Hukuk Dairesinin 21.04.2021 tarihli ve 2021/455 Esas, 2021/1836 Karar sayılı kararı ile bozulan karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 20.09.2018 tarihli ve 2017/1306 Esas, 2018/1188 Karar sayılı kararıdır. Bu durumda 6100 sayılı Kanun’un 373 ncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince bozma sonrasında dosyanın hükmü veren İzmir Bölge Adliye 17. Hukuk Dairesine gönderilmesi gerekirken dosya sehven İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesince temyize konu 01.11.2022 tarih 2022/119 Esas, 2022/279 K sayılı kararı verilmiştir. İlk derece Mahkemesinin bu kararı yok hükmünde olduğundan kaldırılmasına; Dosyanın Yargıtay (Kapatılan) 15.Hukuk Dairesinin 21.04.2021 tarihli ve 2021/455 Esas, 2021/1836 Karar sayılı bozma ilâmı doğrultusunda gerekli incelemenin yapılarak usulünce bir karar verilebilmesi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.