Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2023/2798 E. 2023/3834 K. 14.11.2023 T.

Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 19:53


YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2798
KARAR NO : 2023/3834
KARAR TARİHİ : 14.11.2023




İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/251 E., 2023/18 K.
DAVA TARİHİ : 27.07.2006
HÜKÜM/KARAR : Asıl Davanın Kısmen Kabulüne, Karşı Davanın Reddine

Taraflar arasındaki alacak, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı karşı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan davalı vekili Avukat ... ile davacı kooperatif üyesi ... geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

ASIL DAVA
I. DAVA
Davacı yüklenici kooperatif vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin mahkeme kararıyla feshedildiğini ve kararın kesinleştiğini ileri sürerek, imalat bedelinin tahsilini talep etmiştir.


II. CEVAP
Davalı arsa sahibi vekili cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, mahkemenin görevsiz olduğunu, davacının müvekkilinden aldığı arsalar üzerine yapmış olduğu taşınmazlardan bağımsız bölümleri sattığını ve gelir elde ettiğini, şimdi ise müvekkilini borçlu çıkarmaya çalıştığını, müvekkilinin bu şekilde arsasını vererek yıkıntı halinde binalar ve borçla karşı karşıya kaldığını, müvekkiline verilen 13 adet bağımsız bölümün uzun zamandan beri bakımsız olması sebebiyle tamamiyle değerlerini yitirdiğini, bazı yerlerin projede yer almasına rağmen mevcut durumda olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

KARŞI DAVA
I. DAVA
Karşı davada davacı arsa sahibi vekili dava dilekçesinde; yüklenicinin sözleşme sebebi ile haksız zenginleştiğini, yalnızca davacı adına kayıtlı olan bağımsız bölümlerin müvekkili adına tesciline karar verildiğini, 3.kişilere devredilen bağımsız bölümlerin tapularının ise iptal edilmediğini, bu şekilde 24 adet bağımsız bölümün davacıya ve 3. şahıslara geçtiğini, arsa sahibinin 17 yıl süre ile taşınmazların semerelerinden faydalanamamış olması sebebiyle tazminat ve parselleri içine başka taşınmazların katılması ve 24 adet irtifak hakkı tesisi sebebiyle uğranılan zararın, davacının davasının kabul edilecek kısmından takas ve mahsubu ile kalan kısmın tahsilini talep etmiştir. (550.000,00 TL)

II. CEVAP
Karşı davada davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafın taşınmazların değerini yitirdiği yönündeki savunmasının doğru olmadığını, davalı tarafın karşı dava olarak müspet zarar talebinde bulunduğunu, sözleşmenin feshinden sonra müspet zararın talep edilemeyeceğini ancak menfi zararın talep edilebileceğini, davalının herhangi bir menfi zararının olmadığını, sözleşme öncesi sahip olduğu taşınmazların tarla olduğunu, imar mevzuatı gereği bütün masraflar müvekkili tarafından karşılanarak arsa haline getirildiklerini, sonuç olarak müvekkilinin tarla vasfında m² olarak zenginleşmiş olabileceğini ve bunun bedelini de ödemeye hazır olduğunu beyanla davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14/10/2008 tarihli ve 2006/184 Esas, 2008/195 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın 229.959,00 TL üzerinden kısmen kabul kısmen reddine, karşı davanın 86.524,75 TL üzerinden kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2009/982 Esas, 2010/1239 Karar sayılı ve 04.03.2010 tarihli ilamı ile taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile gerçekleştirilen imalât bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yükleniciye iadesi gerekmekte olduğu, tarafların fesih sonucunda ne gibi haklarını kullanabilecekleri fesih kararının kesinleştiği ya da fesih iradelerinin birleştiği tarihte ortaya çıktığından imalât bedeli de bu tarihlerdeki mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplanması gerektiği, mahkemece asıl davada, yüklenicinin hakettiği imalât bedelinin havuz ve alt yapıdan tüm parsellerin faydalanması halinde bu imalâtların arsa sahibine ait parsel ve bu parsellerdeki bağımsız bölümlere etkisiyle orantılı olarak, sadece arsa sahibine ait bağımsız bölümler ile parsellerin yararlanması halinde tamamının ve arsa sahibinin parselin de gerçekleştirilen tüm imalâtların fesih kararının kesinleştiği 12.07.2006 tarihi itibariyle mahalli piyasa rayiçlerine göre hükme esas raporu veren bilirkişilerden ek rapor alınmak ya da yeniden oluşturulacak bilirkişiler kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılmak suretiyle hesaplattırılıp hüküm altına alınması gerekirken eksik inceleme sonucu asıl davada verilen kararın bozulmasına, Fesih, tapu iptâli ve tescil davasıyla ilgili Şarköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/222 Esas, 2004/58 Karar sayılı dosyasında 4075 parsel (tevhitten önce arsa sahibine ait 2898 parsel) üzerinde yer alan A1, A2, B1, B2, F1, F2, D1, D2, P1, P2, R1, R2, E2, H2 ile (tevhitten önce arsa sahibine ait 3206 parsel üzerindeki) M1, M2, U1, U2, I1, L2, B1-1 ve B1-2 sayılı bağımsız bölümlerle ilgili tefrik kararı verilip başka bir esasa kaydedildiğinin anlaşıldığı, karşı davadaki taleplerin değerlendirilmesi için söz konusu bağımsız bölümlerin tevhitten önce karşı davacı arsa sahibine ait parseller içinde kalıp kalmadığının saptanmasının zorunlu olduğu, mahkemece, ayırma kararı verildiği için başka bir esasa kaydedilmesi gereken dava dosyası getirtilip bu bağımsız bölümlerin tevhitten önce arsa sahibine ait taşınmazlar içinde kaldığının saptanmış olması durumunda ve fesih halinde müspet zarar istenemeyeceğinden karşı davacıya menfi zararlarının nelerden ibaret olduğu açıklattırılıp, bununla ilgili gösterilen delilleri toplanıp değerlendirmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken karşı davada da eksik inceleme ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, karşı davada verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesinin 07/10/2015 tarih, 2010/96 Esas, 2015/304 Karar sayılı kararı ile asıl davanın 497.299,25 TL üzerinden kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar davalı karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.

4. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2016/1683 Esas, 2016/4689 Karar sayılı ve 27.10.2016 tarihli kararı ile; bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı- karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile uyulan bozma ilamında; fesih, tapu iptal ve tescil talebine ilişkin, Şarköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/222 esas, 2004/58 karar sayılı dosyada; tevhidden önce arsa sahibine ait parseller üzerinde yer aldığı bildirilen bir kısım bağımsız bölümlerle ilgili tefrik kararı verilerek, başka esasa kaydedildiği, eldeki dosyada ise karşı davadaki talepler dikkate alındığında, tefrik edilen bu dosyanın getirtilip incelenerek, belirtilen bağımsız bölümlerin arsa sahibine ait parseller üzerinde kaldığının kesin olarak saptanmak ve sonucu değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği bildirilmiş ise de; bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediği, mahkemece yapılması gereken işin; tefrik edilen dosyanın akıbetinin araştırılıp, gerektiğinde sonucunun beklenerek, karşı davadaki bu bağımsız bölümlerin değerine ilişkin talebin değerlendirilip, uygun bir karar verilmesinden ibaret iken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekillerince karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuştur.

5. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2018/2969 Esas, 2019/2631 Karar sayılı ve 30.05.2019 tarihli ilamı ile karar düzeltme taleplerinin reddine karar vermiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada 1999/222 E. sayılı akdin feshi ve tapu iptali dosyasından dava dışı üçüncü kişilere devri yapılmış olan bağımsız bölümler yönünden tefrik edilerek aynı mahkemenin 2004/70 E., esasına kaydedilen dosya celbedilmiş ve 09/03/2004 tarih ve 2004/80 K. sayılı kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, Yargıtay 23. HD nin 2016/1683 E., 2016/4689 K. sayılı ilamı ile bozma kapsamı dışında kalmak suretiyle kesinleştiği görülen asıl dava bakımından toplam 497.299,25 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı-karşı davacıdan tahsiline karar verilmiş, karşı davadaki talep yönünden davalı-karşı davacı tarafça 24/03/2022 ve 29/09/2022 tarihli dilekçelerinde karşı davadaki taleplerinin eski 2898 ve 3206 parsel sınırları içerisinde kalıp üçüncü şahıslara devrolunan bağımsız bölümlerin bedeli 526.723,125 TL ile mahrum kalınan kira bedelinin 25.750,00 TL tahsilinin talep edildiği, söz konusu taleplerin müspet zarar kapsamında değerlendirilebileceği, bozma ilamında da belirtildiği üzere sözleşmenin feshinden sonra müspet zararın tazmininin talep edilemeyeceği ancak menfi zararların talep edilebileceği, kaldı ki yapılan sözleşme hiç yapılmamış olsa idi davalı-karşı davacıya ait olan 2898 ve 3206 parsel sayılı taşınmazların tarla niteliğinde olduğu ve tevhit edilerek oluşan yeni taşınmaz üzerinde mevcut bağımsız bölümlerden kendisine verilen bağımsız bölümler ile mahkememizin 2004/70 E-2004/80 K. sayılı dosyasına konu üçüncü kişilere devri yapılmış olan bağımsız bölümlerin bina hariç arsa değeri ile, davacı uhdesinde kalan ve davalı-karşı davacıya verilen bağımsız bölümlerin yani tevhitten önce davalı-karşı davacıya ait taşınmazlar içerisinde kalan tüm yerlerin toplam tarla değeri karşılaştırıldığında bulunacağı durum ile sözleşmenin yapılmış ve feshedilmiş olması sebebiyle bulunduğu mevcut durum itibariyle herhangi bir menfi zararının bulunmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde; Dosya kapsamındaki ikinci bozma ilamı olan Yargıtay 23. Hukuk Dairesince verilen karar ile asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının reddedilerek bu davanın kesinleştiğini ancak yerel mahkemece temyiz incelemesine konu son kararda asıl davaya ilişkin kararın kesinleşmesine rağmen yeniden hüküm kurulduğunu ve vekalet ücreti ile yargılama giderine yeniden hükmedildiğini, sözleşme gereği alması gereken 5 dubleks daire ve 1 dükkan yerine harabe halde 13 adet yapı aldığını, yüklenicinin kaçak yapı niteliğindeki yapılar ve projede olmayan havuz bakımından iskan da alınmadığından bedel alamayacağını, haricen aldırılan rapora göre davaya konu binaların riskli yapı olarak tespit edildiğini ve belediyece yıkım kararı alındığını, binaların yıkılıp, yıkıntının kaldırılması işlemlerinin de menfi zarar kapsamında kalacağını, bununla birlikte kaçak yapı niteliğindeki yapılarının yıkımının da masraf olarak hesaplanması gerektiğini, yüklenicinin toplamda 66 adet yapı yaparak bunun 22’sini üçüncü kişilere sattığını, yüklenicinin 22 daireden elde ettiği karın müvekkilinin payına düşen kısmının ödenmesi gerektiğini, ancak yüklenicinin sebepsiz zenginleşmesine rağmen eldeki davada tüm taleplerin müspet zarar içerisine dahil edilerek reddinin hatalı olduğunu, ikinci bozma ilamına uygun olarak binaların dava tarihi itibarı ile hesaplanan bedelleri ile mahrum kalınan kira bedellerinin tahsiline karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki yıkılması gereken binalara ilişkin yapılacak olan harcamanın da menfi zarar kapsamında kaldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin feshi sebebiyle yapılan imalât bedelinin tahsili karşı dava ise yüklenicinin haksız zenginleşmesi, arsa sahibinin 17 yıl süre ile taşınmazların semerelerinden faydalanamamış olması sebebiyle tazminat ve parselleri içine başka taşınmazların katılması ve 24 adet irtifak hakkı tesisi sebebiyle uğranılan zararın, davacının davasının kabul edilecek kısmından takas ve mahsubu ile kalan kısmın tahsili istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 436, 437. maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanununun 355-371. maddeleri

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanunun 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına ve özellikle taraflar arasındaki Şarköy Noterliği’nin 13.04.1989 gün ve 1827 yevmiye nolu Arsa Payı Karşılığı İnşaat Yapım ve Satış Vaadi Sözleşmesi’nin geriye etkili feshinin kesinleşmiş olması nedeni ile karşı davacı arsa sahibinin, fesih nedeni ile halen kendisine devri yapılmamış, yüklenici ya da üçüncü kişiler uhdesindeki bağımsız bölümler bakımından her zaman tapu iptali ve tescili davası açabileceğinin anlaşılmasına göre eldeki karşı davada müspet zarar kapsamındaki taleplerinin reddine ilişkin yerel mahkeme kararına, karşı davacı vekilinin ileri sürdüğü tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2. Asıl dava yönünden ileri sürülen temyiz itirazının incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesinin 07/10/2015 tarih, 2010/96 Esas, 2015/304 Karar sayılı kararı ile asıl davanın 497.299,25 TL üzerinden kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2016/1683 Esas, 2016/4689 Karar sayılı ve 27.10.2016 tarihli kararı ile; bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı- karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile sadece karşı dava bakımından bozma kararı verilmiştir. Yerel mahkemece, bozmaya uyulmasına karar verilmekle asıl davanın 497.299,25 TL üzerinden kısmen kabulüne ilişkin karar şeklen kesinleşmiş olup, davalı karşı davacının asıl davaya yönelik sair temyiz itirazlarının, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu gözetilerek reddine karar verilmiştir. Ancak; ikinci bozma ilamı ile asıl davaya ilişkin karar kesinleşmekle birlikte, yerel mahkemece temyiz incelemesine konu üçüncü kararda asıl davaya ilişkin hüküm tekrar kurulmuş ve kesinleşen ikinci yerel mahkeme kararından farklı olarak son karar tarihindeki vekalet ücretine hükmedilmiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmekte ise de ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3 üncü maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 438/7 nci maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Karşı davacı vekilinin, karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile karşı dava bakımından verilen kararın ONANMASINA,
Asıl dava bakımından verilen temyiz incelemesine konu yerel mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 7. bendinde yer alan ‘‘ 78.500,00 TL’’ ibaresinin çıkarılarak yerine ‘‘ 33.291,96 TL’’ yazılmasına, 8. bendinde yer alan ‘‘ 2.700,75 TL’’ ibaresinin çıkarılarak yerine ‘‘ 1.500,00 TL’’ yazılmasına,
Kararın değiştirilmiş bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı karşı davalı ... Konut Yapı Kooperatifinden alınarak, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalı karşı davacı ...’a verilmesine,

Temyiz peşin harcın istek halinde iadesine,

Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

14/11/2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.