Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2023/2935 E. 2023/4187 K. 11.12.2023 T.

Yayınlanma Tarihi: 23.01.2024 01:04


YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2935
KARAR NO : 2023/4187
KARAR TARİHİ : 11.12.2023




İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1765 E., 2023/1645 K.
DAVA TARİHİ : 31.07.2015
HÜKÜM/KARAR : Davanın esasdan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/579 E., 2023/180 K.


Taraflar arasındaki tazminat (eser sözleşmesinden kaynaklı munzam zarar) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esasdan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sinop-Durağan-Yassıalan Göleti inşaatı yapım işinin davacı tarafından 09/10/2001 tarihinde eksiksiz ve kusursuz olarak tamamlandığını, buna rağmen davalı kurumun kusurlu olarak işin kabulünü geciktirerek 01/05/2007 tarihinde gerçekleştirdiğini, davalı kurumun tamamen kendi kusuru sebebiyle 6 yıllık bir gecikmeyle işin kabulünü yapıp, davacının mağduriyetine sebebiyet verdiğini, davacının kesin hesap alacağının 01/05/2007 tarihindeki birim fiyatları üzerinden 2007 yılı mali yılı içinde ödenmesi gerekirken davalı kurum tarafından usul ve yasaya aykırı olarak 04/05/2011 tarihinde 2001 yılı birim fiyatları üzerinden ödendiğini, davacının tüm yasal haklarını korumak ve kullanmak için davalı kurumca 2001 yılı birim fiyatlarına göre hazırlanan hak edişi ihtirazi kayıt ile imzaladığını, böylece davalı idare tarafından davacıya ihtirazi kayıt ile 05/04/2011 tarihinde yaklaşık 10 yıllık gecikmeyle bir baraj inşaatının %23,50 mertebesindeki ödenmeyen kısmı için 328.499,57 TL ödendiğini, davacıya 2001 yılı birim fiyatları üzerinden yapılan bu bedel yönünden ödeme tarihine kadar en azından 2011 yılına göre doğan eskelasyon farkının ödenmesi gerektiğini, bu yönden davacının zararı bulunmakta olup, ödenen 328.499,57 TL açısından bu bedelin 05/04/2011 tarihinde ve faizsiz olarak ödenmesi sebebiyle uğranılan munzam zararın tazmini gerektiğini, yine davacı tarafından davalılar aleyhine Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/278 Esas sayılı dosyasında açılan davada geçici kabulün işin fiilen tamamlanmasından 6 yıl sonra yapılmasında hiçbir kusuru olmayan davacıya 2007 yılı yerine 2001 yılı birim fiyatları üzerinden ödeme yapılmasının davacı yüklenicinin aleyhine sonuç doğuracağı belirtilip davacının kesin hak edişinin 2007 yılı birim fiyatlarına göre hesaplanıp eskelasyon fiyat farkı alacağı ve KDV olarak 760.476,51 TL'nin davalı kurumdan tahsiline karar verilip, verilen kararın Yargıtay onaması ile kesinleştiğini, kararın Samsun 5. İcra Müdürlüğünün 2013/6289 sayılı dosyasında 02/10/2014 tarihinde ödendiğini ancak davacının zararının geçmiş günler faizinden çok fazla olduğu gibi faizle karşılanamayacak zararının da söz konusu olduğunu, davalı idarenin birçok defa davacının başvurusuna rağmen sözleşme ve yasal düzenlemelere aykırı davranıp davacının telafisi mümkün olmayacak derecede munzam zararına sebebiyet verdiğini, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada mahkemece eskelasyon kat sayısı kullanarak 2007 yılı fiyatlarına dönüştürülen alacağın 2014 yılında ödendiğini, eskelasyon kat sayısının esasen basit bir faiz uygulaması olup, devam eden işlerde yıllar içinde meydana gelebilen fiyat artışı ve eksilişlerini ara hakedişlere yansıtılmasına yönelik uygulama olup, davacının aşkın zararının telafi etmesinin mümkün olmadığını, yüksek orandaki kesin hesap alacağının ödenmemesiyle zora düşen davacının bozulan banka ilişkileri ödenemeyen vergi borçları ve diğer piyasa borçları nedeniyle iş yapamaz duruma düşüp bütün ticari kredileri bankalar ve piyasa nezdinde ticari itibarının yok olduğunu, tüm araçlarının haciz edildiğini, banka vergi borçlarının katlanıp iş ve inşaat makinalarının haciz ve satış yoluyla elinden çıktığını geçim sıkıntısı nedeniyle aile birliğinin bozulduğunu ve davacının hak ettiği alacakları zamanında alamamaktan dolayı açıkça acze düştüğünü, yine davacının Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile ödenmesine karar verilen alacağından çok fazla faiz ile karşılanamayacak bir munzam zararının söz konusu olduğunu, davacının bağlı bulunduğu vergi dairelerindeki vergi borçları, 2001 yılından 2014 yılına kadarki SGK borçları ayrıca vasıtalar ve tapu kaydında görülen borçların munzam zararını oluşturduğunu, davalı idarenin kusuru nedeniyle, davacının elindeki tüm makine parkını kaybettiğini, makine parkı elinde olsaydı iş yapabilecek ihalelere girebilecek araçları kiraya vererek gelir elde edebilecekken bunlardan yoksun kaldığını, bütün bu makine parkının elinden çıkması ve kaybının munzam zararı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere HMK 107 maddesi gereği bilirkişi incelemesiyle alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 25.000,00 TL munzam zararın ait olduğu dönem tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından aynı konu ve sebebe dayanılarak davalı idare aleyhine Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/278 Esas sayılı dosyasında 25.06.2013 tarih ve 2013/296 sayılı karar ile davacının davasının kısmen kabulüne karar verilip kararın kesinleştiğini davacının tüm talep ve iddialarını söz konusu davada da ileri sürdüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/718E 2013/296K sayılı ilamına göre borçlu idarenin temerrüt tarihleri, 15.000TL için 27.05.2011 tarihi, 745.476,51TL içinse 29.01.2013 tarihi olduğu nazara alınarak, munzam zararın tespitinde öncelikle borçlunun temerrüde düştüğü (15.000.TL için 27.05.2011, 745.476,51.TL içinse 29.01.2013 tarihi dikkate alınarak) tarihten ödemenin gerçekleştiği 02.10.2014 tarihi tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre ve istinaf ilamında belirtilen hususları kapsayacak şekilde ve hükme esas alınan 13/01/2023 Tarihli ek raporda davacının munzam zararının 27.670,73 TL olarak hesap edildiği, eldeki davada davacıya yüklenilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, davalı kurumun ise kamu kurumu olduğu nazara alındığında, mevcut durumda 13.01.2023 tarihli Bilirkişi Raporu ile belirlenen miktardan, bahsedilen maddeler çerçevesinde davacı aleyhine olacak şekilde indirim yapılmaması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile 27.670,73.TL munzam zarar alacağının 02/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı taraf ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile özetle; yerel mahkemece verilen kararın ret edilen kısmının hukuka, usul ve yasaya aykırı olduğunu, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011-278 esas sayılı davası, 2011 yılında borçlu-davalı tarafından yapılan eksik ödemenin tamamlanması için açılan ve hükme bağlanan fark alacağı davası olduğunu ve alacağın tamamının tahsil edilmesinin talep edildiğini, bu davada yapılan faiz hesapları yasal faiz olup, adı geçen karar da borçlunun temerrüde düştüğü tarih belirlemesi ve temerrüt faizi hesabı mevcut olmadığını, bu davanın ise esas alacaktan bağımsız, ancak esas alacağın geç ifasından dolayı oluşan zararın giderilmesine yönelik munzam zarar davası olduğunu, davalı idare tarafından 2001 yılında yapılması gereken ödeme 2014 yılında yani 13 yıl sonra ancak sonuçlandığını, dava sonucu ödenen faizin sadece fark alacağının yasal faizleri olduğunu, zararları doğurucu olayın 2001 yılından başlayarak 2014 yılına kadar artarak devam etmiş olup, temerrüt faizi dışında dahi birçok zararlarına sebep olduğunu, haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde borçlunun, haksız fiilin işlendiği anda mütemerrit duruma düşmekte ve bu tarihten itibaren temerrüt faizinden ve de faizi aşan aşkın zarardan sorumlu olacağını, mahkemeye Prof.Dr.İhsan ...’a ait bulunan uzman görüşünün sunulduğunu, mahkemece söz konusu dava ile ilgili sunulan uzman görüşünün değerlendirilmediğini ve hüküm gerekçelerinde tartışılmadığını, mahkemece verilen hükmün bu sebeple de eksik tahkikatla düzenlenmiş olduğunu, mütalaada munzam zararda esas unsurun temerrüt tarihinin tespitinin ve temerrüt faizinin hesabı olması gerektiği ve bu bağlamda tespit edecek olursak öncelikle ifa yükümü altında bulunan yüklenicinin edimini ifa ettiği tarihten itibaren ücretin tamamını talep etme hakkına sahip olduğu ve dolayısıyla temerrüt tarihinin de bu şekilde belirlenmesi gerektiğinin açıkça belirtildiğini, mahkemece temerrüt tarihinin hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde 10/10/2001 olması, davanın safahatından anlaşıldığı üzere taraflar arasındaki hukukî ilişkinin eser sözleşmesi olarak değerlendirilmesi, yüklenici konumundaki davacının ediminin tam ve ayıpsız bir şekilde ifa ettiği tarih olan 10.10.2001 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi ile 28/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen 2.156.436,13 TL’nin munzam zarar olarak kabul edilerek hüküm kurulması gerektiğini, bunun aksine gerekçelerle mahkemece 2020/579 esas ve 2023/1870 karar sayılı 11/04/2023 tarihli hükmün usul ve yasaya uygun olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesi ile özetle; Yerel mahkemece verilmiş olan kararın usul ve hukuka aykırı olduğunu, Sinop Durağan Yassıalan Göleti (SE) İnşaatı işinde 9.10.2001 de tamamlanıp, 01.05.2007 geçici kabulü yapılmış olup ,% 23,50 kesin hesap karşılığında 328.499,57 TL lik Kesin Hesap Hakedişi yapıldığını, söz konusu alacağın faizsiz ödendiğinden munzam zararın tazmini için açılan dava neticesinde 760.476,51 TL lik ödemeye hükmedilmiş olup, gerekli ödemelerin yapıldığını, idarelerince gerek kesin hesap farkı gerekse munzam zararın tazmini için açılan dava neticesinde çıkan alacağın idarelerince ödenmesi yapıldığından ilave ödeme yapılmasının mükerrer ödeme niteliğinde olacağını, dava konusu edilen munzam zararın oluşmadığını, davacı tarafın, aynı iş ile ilgili alacağı olduğundan bahisle, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/278 Esas sayılı dosyada dava açtığını, yapılan yargılama neticesinde tazminat bedelinin belirlendiğini, hükmedilen bedele, yasal faiz işletilmesine karar verildiğini, ilgili dosya Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, davacı yanın alacağına ilişkin olarak mahkeme kararı doğrultusunda yaptığı icra takibindeki borcun tamamını ödediklerini, davacı ile idareleri arasında alacaklı-borçlu ilişkisi kalmadığını, ancak buna rağmen, munzam zararı olduğundan bahisle aynı alacak için yeniden dava açıldığını, davacı tarafa geç tamamlanan kesin hesap nedeniyle uğradığı tüm zararın faizi ile birlikte ödendiği halde bu davanın açılmış olmasının kötüniyet göstergesi olduğunu, davacının müvekkilinden alacağı olmadığı gibi, temerrüdü aşan nitelikte bir zararının da oluşmadığını, alınan bilirkişi raporunda, ödemelerin geç alınması nedeniyle toplam 27.670,73TL bir değer kaybının oluşacağının belirlendiğini, söz konusu işe ait kesin hesap farkının tazmini için açılan önceki davada alacaklıya ödeme yapıldığını, bu nedenle bilirkişilerce belirlenen bu bedeli kabul etmediklerini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğine, toplanan delillere, hükme esas alınan usul ve yasaya uygun bilirkişi raporuna, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar alacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı TBK 122, 470-486 maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Munzam zarar, davanın dayanağı sözleşme ile davanın açıldığı tarihlerde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenmiştir. TBK'nın 122/1. maddesinde aşkın zarar adı altında ifade edilen düzenleme ile, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa borçlu kendisinin hiçbir kusuru olmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekte yükümlüdür."

3. Munzam zarar sorumluluğu kusura dayanan temerrüdün hukuki bir sonucudur ve borçlunun zararının faizi aşan bölümüdür. Diğer bir anlatımla borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının malvarlığınn kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.

4. Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Farklı bir anlatımla, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz ve tartışılmaz. Sorumluluk için borçlunun temerrüde düşmekteki kusurunun varlığı asıldır. Kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağın varlığını ve bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür.

5. Somut olaya gelindiğinde; Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/278 esas sayılı davasında davanın açıldığı tarihe kadar davacının sözleşmeden kaynaklanan munzam zararının talep edildiği, iş bu davada ise zararının Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen dava ile karşılanamayacak derecede fazla olduğunu ve bu zararın talep edildiği, bu suretle her iki davanın talep sonucunun ve dava konularının aynı olması nedeni ile tarafları, dava sebebi ve dava konusu aynı olan ve kesin hükme bağlanan Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/278 esas sayılı davasından verilen hükmün HMK 330/1 madde gereğince iş bu dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği, Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/278 esas sayılı dava dosyasından verilen fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile eksik yapılan ödemeden yıllara göre fiyat artışının uygulanmayışından dolayı zararlarının saklı tutulması ile ilgili taleple ilgili olarak fazlaya dair davacı talebinin reddine ilişkin kararının da bu anlamda kesin hüküm niteliğinde olduğu değerlendirilerek davanın reddi gerekirken verilen kısmen kabul kararı doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Aşağıda yazılı harcın davacıdan alınmasına,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.