Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2023/854 E. 2023/870 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/854
KARAR NO : 2023/870
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iflas davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından verilen ve karşılıksız çıkan çek nedeni ile kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu ile takip yapıldığını ve takibin kesinleştiğini, davalının borcunu ödemediğini ileri sürerek davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir

II. CEVAP

Davalı vekili cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2020 tarihli ve 2019/293 Esas, 2020/306 Karar sayılı kararıyla; İİK’nın 173. maddesi uyarınca iflas talepli davada davalının borcunu ödemediğinin sabit olduğu davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 12.02.2021 tarihli ve 2020/1420 Esas, 2021202 Karar sayılı kararıyla; ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edildiği, davanın süresinde açıldığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Takipli iflas davası açılabilmesi için icra takibinin kesinleşmiş olması ön koşulu olduğu, somut olayda, davalı şirkete yapılan iflas ödeme emri tebligatının “adreste daimi çalışan evrak almaya ehil …’e” tebliğ edildiği belirtilmiş, şirket yetkilisinin tebligatın yapıldığı sırada nerede olduğu tebligat mazbatasına yazılmadığı, bu nedenle söz konusu tebligatın geçerli bir tebligat olduğundan söz edilemeyeceği, iflas ödeme emri tebligatı usulsüz olduğuna göre takibin kesinleştiğinden de söz edilemeyeceği, bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği belirtilerek bozulmuştur.

B.İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 21 Haziran 2018 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiği …’in davalı şirketi münferider temsil ve ilzama yetkili müdür olduğu 18 Temmuz 2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi nüshası ile belirli olduğu, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün müzekkere cevabından …’in davalı şirketi 13.12.2017 tarihinden 07.12.2027 tarihine kadar münferiden temsile yetkili olduğu, dolayısı ile iflas ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edildiği, bu nedenle bozmaya konu kararının usul ve yasaya uygun olarak verildiği gerekçesi ile bozma kararına direnilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, depo emrinin usulsüz olduğunu, depo emrinin tebliğinin usulsüz olduğunu, taksitle ödeme talebinin dikkate alınmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, İİK’nın 173. maddesi uyarınca iflas istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, İİK’nın 173. maddesi.

3. Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; iflas ödeme emri tebligatının “evrak almaya ehil …’e” yapıldığı, her ne kadar bozma ilamında şirket temsilcisinin nerede olduğunun tebliğ evrakına yazılmaması nedeni ile tebligatın usulüne uygun olmadığı belirtilmiş ise de …’in tebliğ tarihinde aynı zamanda şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu anlaşıldığından direnme kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.

3. İİK’nın 173. maddei uyarınca iflas talepli davada, depo kararı verildiği 06.03.2020 tarihli duruşmada davalı vekilinin hazır olduğu ve depo kararının huzurda tebliğ edildiği, davalı vekiline bilirkişi raporunun tebliğ edildiği ve itiraz etmediği davalı vekilinin de huzurda olduğu duruşma zaptında yer aldığı dikkate alındığında temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.