Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2023/940 E. 2024/495 K. 05.02.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/940
KARAR NO : 2024/495
KARAR TARİHİ : 05.02.2024

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen davalının kooperatif üyesi olmadığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kooperatifin pay defterinde davalı adına iki adet daire için üyelik kaydı yapıldığını, ancak bu durumun gerçeği yansıtmadığını, yönetim kurulu kararlarının geçersiz olduğunu, kooperatif kayıtlarında ödemeye ilişkin kayıt bulunmadığını ileri sürerek davalının yönetim kurulu kararı ile tahsis edilen daireler yönünden üye olmadığının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yönetim kurulunda bulunan kişilerin kooperatifi temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğunu, satın aldığı üyeliği karşılığında vadeli ödemesinin kasa tahsil fişinden belli olduğu üzere ödediğini, kooperatife bu daireler için borcu kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.03.2017 tarihli ve 2016/426 Esas, 2017/159 Karar sayılı kararıyla; 02.12.2009 tarihli yönetim kurulu kararında toplantıya iki üyenin katıldığı, toplantı nisabı sağlanmadığından yok hükmünde olacağını, bu karar ile davalıya yapılan üyelik devrinin de geçersiz ve yok hükmünde olduğunu, 17.10.2010 tarihi yönetim kurulu kararında ise yönetim kurulu üyesi olarak davalının imzası bulunduğundan bu kararın da yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile iki ayrı daire için davalının davacı kooperatife üye olmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli ve 2021/510 Esas, 2021/602 Karar sayılı kararıyla; davacı kooperatifin dava konusu 02.12.2009 tarihli yönetim kurulunda üç üye bulunması gerekirken iki üyesinin hazır bulunarak karar alındığını, söz konusu yönetim kurulunda yasa, ana sözleşme hükümleri gereğince toplantı nisabı sağlanmadığından davalının üyeliği ile ilgili alınan yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu, ana sözleşmenin 45/3 ncü fıkrası gereğince davalı kendi lehine alınan kararda oy kullanamayacağından 17.10.2010 tarihli yönetim kurulu kararının da geçersiz sayıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 12.09.2022 tarihli ve 2021/3557 Esas, 2022/4007 Karar sayılı ilâmı ile; kooperatifin kendi organları ile alabileceği kararı mahkemeyi aracı kılarak sağlamasında hukuki yararı bulunmadığı, kooperatifin üye olmadığını iddia ettiği kişi ile ilgili olarak üyeliğinin geçersiz olduğunun tespitini mahkemeden isteyemeyeceği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 114/1-h ve 115/2 nci maddeleri uyarınca hukuki yarar dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına ve dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyulan bozma ilâmı doğrultusunda davanın 6100 sayılı HMK’nın 114/1-h ve 115/2 nci maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 01.12.2009 tarihli yönetim kurulu kararıyla iki daire için üyelik kaydı yapılmışsa da yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunu, kooperatif genel kurulu tarafından üyelik hakkı devri ya da daire satışı yetkisi verilmediğini, yönetim kurulunun üç kişiden oluşması ve çoğunlukla karar olması gerekirken iki kişi ile toplandığını ve alınan kararda iki kişinin imzasının bulunduğunu, genel kurullara katılan ve yönetim kurulu kararı ile üye yapılan davalının üye olmadığının tespitinin kooperatif organları ile alınabilecek bir karar olmadığını, kooperatif genel kurulunun yönetim kurulu kararlarının geçersiz olduğuna dair karar alabilme yetkisinin bulunmadığını, müvekkil kooperatifin tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının kooperatif kayıtlarında gözüken iki adet daire için kooperatif üyesi olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114 ncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 115 inci maddesinin ikinci fıkrası, 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
3.1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3.2. Mahkemece uyulan bozma ilamına ilamı doğrultusunda karar verildiği, davacı tarafça ileri sürülen temyiz nedenlerinin daha önceki bozma kapsamı dışında kaldığı ve kesinleştiği anlaşılmakla mahkemece verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir.
3.3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.