Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2016/2006 E. 2019/38844 K. 17.12.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2006
KARAR NO : 2019/38844
KARAR TARİHİ : 17.12.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4733 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere, tasfiye, aracın müsaderesine yer olmadığına

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Anayasanın 40/2, 5271 sayılı CMK’nun 34/2, 231/2. ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak mercii ve başvuru yönteminin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. Hükümde yasa yolu gösterilirken, sanığın yüzüne karşı verilen kararda 7 günlük temyiz süresinin tefhim tarihinden itibaren başlayacağının belirtilmesi gerekirken, yanıltıcı şekilde “tefhim/tebliğinden itibaren” denilmek suretiyle sanığın yasa yolunda yanıltıldığı, akabinde gerekçeli kararın dosya kapsamına göre sanığın bilinen en son adresi olan ve yargılama aşamasında bildirilen adresine tebliğ edilmesi, bu adresi çıkartılacak tebligatın bila-tebliğ iade edilmesi halinde ise 6099 sayılı Yasa ile değişik 7201 sayılı Yasanın 21/2. maddesi uyarınca mernis adresine tebligat yapılması gerekirken, doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Yasanın 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapıldığı, yapılan tebligat usulsüz olduğundan sanık … müdafiinin temyizi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığın tekerrüre esas sabıka kaydı bulunduğu halde hakkında TCK’nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
1. Suç konusu 3200 karton sigaranın miktarı gözetildiğinde, cezanın hakça oranda alt sınırdan uzaklaşılarak tayini gerekirken, sanık hakkında asgari hadden hüküm kurulması,
2. Hükmün gerekçesinde cezanın ertelenmesine ilişkin bir değerlendirme de bulunulmadığı gibi kısa karar ve hüküm fıkrasında hapis cezasının ertelenmesi hususunda bir karar verilmediği halde sanık hakkında TCK’nun 51/3. maddesi gereğince bir denetim süresinin belirlenmesi ve yükümlülük altına alınmasına yer olmadığına ilişkin karar tesisi suretiyle hükümde karışıklığa neden olunması,
3. Hükümden sonra 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle bir karar verilmesinin gerekmesi,
4. Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan TCK’nun 54/4. madde ve fıkrası yerine TCK’nun 54. maddesinin gösterilmesi suretiyle CMUK’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi ve dava konusu eşyanın müsaderesi ile yetinilmesi gerekirken söz konusu eşyanın imha suretiyle tasfiyesine de hükmedilmesi,
5. Suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi’nin davaya katılan olarak kabul edilip lehine dilekçe yazım ücretine hükmolunması,
Yasaya aykırı, sanık … sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın cezada kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 17/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.