Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2016/8960 E. 2020/12067 K. 09.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/8960
KARAR NO : 2020/12067
KARAR TARİHİ : 09.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, erteleme, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Suç tarihinde kolluk kuvvetlerine yapılan ihbar üzerine sanığa ait evde kaçak eşya bulunduğu şüphesiyle ev ve eklentilerinde yapılan arama sonucunda toplamda 16 adet kaçak telefon bulunmuş, yapılan yargılama sonunda sanığın ticari nitelikte kaçak telefon bulundurduğundan bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 206/2-a, 271/2, 230/1. maddeleri fıkraları da hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceğini, yani kanuna aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı şeklinde açık düzenlemeleri içermektedir.
Adli aramaların nasıl yapılacağını düzenleyen 5271 sayılı CMK’nun 116. maddesi arama kararı verebilmesi için makul şüphenin bulunması ve aynı Yasanın 119. maddesi aramanın, hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının, Cumhuriyet Savcısına ulaşılamadığı takdirde, kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlilerince yapılabileceği biçimindedir. Bu koşullara uyulmadan yapılan arama kanuna aykırıdır.
Dosya kapsamına göre; Cumhuriyet Savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunduğundan bahisle verilmiş yazılı bir arama izni bulunmasına rağmen arama kararında gecikmesinde sakınca bulunan halin gerekçesinin belirtilmediği, dosya içerisinde bulunan 21/03/2013 tarihli arama tutanağının tarih ve saati incelendiğinde aramanın hafta içi mesai saatleri içerisinde yapılmış olması nedeniyle arama kararının savcılık tarafından verilemeyeceği, buna göre yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu, sanık aşamalardaki savunmalarında ise suça konu telefonları Suriye’den gelirken beraberinde getirdiğini, satmak için getirmediğini beyan etmiş olup ele geçen kaçak eşya miktarı ile usulsüz arama sonucu kanuna aykırı olarak elde edilen delil (eşya) dışında sanığın mahkumiyetini gerektirecek başka bir delil de elde edilemediği gözetildiğinde, beraati yerine yazılı gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre ise;
21/03/2013 tarihinde saat 12:00 sıralarında sanığın evinde bulunan kaçak cep telefonlarını piyasaya süreceği ihbarı üzerine Cumhuriyet Savcılığından alınan yazılı arama kararına istinaden sanığın evinde yapılan aramada, ikametin girişine göre sağ tarafta bulunan mutfakta kiler olarak kullanılan bölümde kutu ve poşetler içerisinde faturasız,gümrük kaçağı 16 adet Samsung marka cep telefonu ile cep telefonu aksesuarlarının ele geçirildiği olayda, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmasında ülkesinde savaş çıkında Türkiye’ye gelmek durumunda kaldığını, suça konu 16 adet cep telefonu ve aksesuarları da kendisine ait olup, Suriye’den Türkiye’ye gelirken yanında getirdiğini beyan etmesi ve tüm dosya kapsamı karşısında sanığın eylemine uyan 5607 sayılı Yasa’nın 3/1. maddesi gereğince cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 09/09/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.