Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2017/15398 E. 2020/11391 K. 08.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/15398
KARAR NO : 2020/11391
KARAR TARİHİ : 08.07.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4733 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın ilgili hükümleri (5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2) somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre ise;
Sanığın ana dosyasında suç tarihinin 23.06.2012 ,iddianame düzenlenme tarihinin ise 19.11.2012 olduğu, birleşen dosyasının ise suç tarihinin 25.06.2012, iddianame düzenlenme tarihinin ise 08.01.2013 olduğu, sanığın benzer iki eylemi arasında hukuki kesintinin olup olmadığı tartışılıp, sanığın eylemlerinin zincirleme suç kapsamında kalıp kalmadığıda değerlendirildikten sonra, sanığın UYAP sisteminde ”KAPALI” görünen Dairemizin 2015-749 Esas – 2016-6740 Karar sayılı Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/789 E. – 2013/283 Karar sayılı ilamına konu benzer eylemin suç tarihinin 02.08.2012, iddianame düzenlenme tarihinin ise 11.12.2012 olduğu, yine Dairemizin 2014/27484 Esas – 2016/6743 Karar sayılı bozma ilamına konu Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/765 Esas – 2013/235 Karar sayılı dosyasına konu eylemin suç tarihinin 15.06.2012, iddianame düzenlenme tarihinin ise 20.09.2012 olduğu, yine aynı mahkemenin Dairemizin 2014/33344 Esas – 2016/6745 Karar sayılı bozma ilamına konu eyleminin suç tarihinin 04.07.2012, iddianame düzenlenme tarihinin ise 20.09.2012 olan dosyaları da getirtilerek mahkumiyet kararındaki cezanın mahsubu da düşünüldükten sonra, sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 08.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.