YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3997
KARAR NO : 2020/7182
KARAR TARİHİ : 02.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanığın aşamalardaki savunmalarında; dava konusu 6636 kg çaya ilişkin olarak daha evvel hakkında Reşadiye Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütülerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, söz konusu çayın bahsi geçen soruşturma kapsamında kendisine iade edilen çaylardan olduğunu, suçlamaları kabul etmediğini belirttiği, sanığın savunmasında bahsi geçen Reşadiye Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2012/954 soruşturma, 2013/57 karar sayılı soruşturma evrakının mahkemesince dosya arasına alınmış olduğu, soruşturma dosyasının incelenmesinde; 05/11/2012 tarihinde ele geçen 15.783 kg çay için sanık … ve bir diğer şüpheli Lütfü Sari hakkında başlatılan soruşturmada 6111 sayılı Kanundan yararlanılmış olması nedeniyle kaçakçılık suçunun unsurunun oluşmayacağından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan kararın 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçundan doğrudan doğruya zarar gören ve karara itiraz hakkı bulunan Gümrük İdaresi yerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’ne tebliğ edilerek, suçtan zarar görmeyen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü temsilcisinin itirazının Zile Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26/03/2013 tarih ve 2013/231 d. İş sayılı kararı ile reddi suretiyle usulsüz kesinleştirilerek çayların 04/04/2013 tarihinde iadesinin gerçekleştirilmiş olduğunun anlaşıldığı,
5271 sayılı CMK’nun 172/2. maddesinde kişilerin hukuk güvenliğini öne alan “Kovuşturmaya yer olmadığına karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hakimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz” düzenlemesi ve YCGK’nın 23/06/2015 tarih ve 2013/7-700E., 2015/241 K. sayılı ilamında başka benzer bir olayın tartışılması sırasında ise yeni delili, “kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan önce mevcut olan, ancak ele geçirilemeyen, dosyada bulunan ancak Cumhuriyet Savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delil, yeni delildir.” şeklinde tanımlanması nazara alındığında daha önceden dosyada olmayan veya değerlendirilemeyen yeni bir delil olmadığı müddetçe verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararlarının hukuk güvenliği açısından kaldırılmasının mümkün olamayacağı,
Dava konusu kaçak çayların 6111 sayılı Yasa hükümlerinden istifade suretiyle kayıt altına alınmasının, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarını ortadan kaldırmayacağı ancak ortada usulüne uygun olarak açılmış bir kamu davasının bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiği, buna göre davaya konu yakalanan çayların 05/11/2012 tarihli olayda ele geçen çaylardan olup olmadığı hususunda tarafsız ve konusunda uzman bilirkişiden rapor alındıktan sonra, aynı olduğunun tespit edilmesi halinde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın suçtan zarar gören Gümrük İdaresi’ne tebliğinin sağlanması için Reşadiye Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulup neticesine göre karar verilmesi yerine eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.