YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/10843
KARAR NO : 2020/18626
KARAR TARİHİ : 15.12.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eylemlerinin 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2 maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile
dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi gerektiğinin belirtildiği dikkate alınarak;
İncelemeye konu İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/83 Esas sayılı bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 19/10/2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 21/12/2011; aynı Mahkemenin bu dosyayla birleştirilen sanık …’ye ait 2015/96 Esas sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin 16/11/2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 03/01/2012 olduğu; her iki dosyanın Dairemizin 03/12/2014 tarihli ve 2013/18621 E- 2014/20415 K, 2013/19808 E -2014/20425 K. sayılı ilamları ile her iki dosyadaki kararın “sanığın aynı suç işleme kararıyla hareket edip etmediği ve hakkında 5237 sayılı TCK’nun 43 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tespiti bakımından sözü edilen dosyaların birleştirilmesi ve sanığın hukuki durumunun buna göre tayin ve takdirinin gerekmesi” gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, yerel mahkemesince bozmaya uyularak her iki dosyanın birleştirilmesinden sonra “ her iki suç tarihi arasındaki sürenin yaklaşık 1 ay olduğu, sanık …’nin yakalandıktan sonra ayrı bir kast ile yeni suçunu işlediği, her iki suç tarihi arasında yeterli sürenin geçtiği ve ikinci suçun yeni bir kastla işlendiği” gerekçesiyle 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına ve iki ayrı eylem nedeniyle iki kez 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinden sanık …’in cezalandırılmasına karar verilmesi, direnme niteliğinde olmayıp eylemli uyma niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Bozma üzerine yerel mahkemece, TCK’nun 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek sanık … hakkında her iki eylem için ayrı ayrı cezaya hükmedilmiş ise de, yukarıda belirtilen ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı uyarınca, tek suç işleme kararı kapsamında 28 gün gibi kısa aralıkla iki kez 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinde düzenlenen suçu işlemesi, hukuki kesintinin iddianame düzenlenmesiyle gerçekleşecek olması, işlemiş olduğu suçtan dolayı henüz hakkında iddianame düzenlenmeden, aynı suç işleme kararıyla hukuki kesinti gerçekleşmeden yeniden suç işleyen sanık … hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması yerine, her bir eylemi ayrı suç kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurularak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 15/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.