Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2018/12510 E. 2020/18731 K. 15.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/12510
KARAR NO : 2020/18731
KARAR TARİHİ : 15.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I) Katılan … İdaresi vekilinin nakil aracının müsaderesine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde:
İddianamede müsaderesi talep edilmeyen ve mahkemece de herhangi bir hüküm kurulmayan nakil aracı hakkında incelemeye konu hüküm bulunmadığından TEMYİZ İNCELEMESİ YAPILMASINA YER OLMADIĞINA,
II) Katılan … İdaresi adına Hazine vekilinin sanıklar … ve … hakkında 4733 sayılı Yasaya muhalefet suçuna ilişkin kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresi’nin davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığı gibi katılmasına karar verilmesi de hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, Gümrük İdaresi adına Hazine vekilinin vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi gereğince REDDİNE,
III) Katılan … İdaresi adına Hazine vekilinin sanık … hakkında 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçuna ilişkin kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
İhbar üzerine kargo aracında usulüne uygun olarak yapılan aramada sanık …’ın göndericisi olduğu kargo kolisinde 100.000 adet makaronun ele geçirildiği olayda; dosya içinde yer alan 09/07/2012 tarihli tütün teknoloji mühendisi bilirkişi raporunda suça konu İmparator marka makaronların yerli oldukları, yasal
olmayan yollarla piyasaya arz edildiği ve idari yaptırıma tabi olduğunun tespit edildiği, bu nedenle makaronlarla ilgili olarak sanığın eyleminin 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçunu teşkil etmeyeceği cihetle, suç tarihinde yürürlükte bulunan 4733 sayılı Yasanın 8/5-o maddesinde belirtilen ve idari yaptırımı gerektiren kabahati oluşturacağı, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 24.maddesinde “Kovuşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması halinde mahkeme tarafından idari yaptırım kararı verilir” kuralı getirilmiş olup, bu yasal düzenleme karşısında mahkemece yargılamaya devamla kabahat fiilinden dolayı bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, katılan … İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, uygulanabilecek idari para cezasının miktarına göre suç tarihi olan 30/06/2012 tarihi itibarıyla temyiz inceleme tarihinde 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 33. maddesiyle değişik 20/2-c maddesinde yazılı üç yıllık soruşturma zamanaşımının dolmuş olması karşısında anılan madde uyarınca ilgili kişiye İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, suça konu yerli makaronların mülkiyetinin kamuya geçirilmesine,
IV) Sanık …’ın temyiz isteminin incelenmesinde;
İhbar üzerine kargo aracında usulüne uygun olarak yapılan aramada sanık …’ın göndericisi olduğu kargo kolisinde 15 karton kaçak sigaranın ele geçirildiği olayda; sanığın aşamalardaki savunmasında suça konu sigaraları çocuklarına içmeleri amacıyla aldığını ve ele geçen eşyanın da miktar itibarıyla kişisel kullanım kapsamında kalması karşısında; tüm dosya kapsamına göre sanığın kaçak sigaraları ticari maksatla bulundurduğuna ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunmayan sanıklar hakkında açılan davaların birlikte görülerek sonuçlandırılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanarak, CMUK’nun 8. ve 11. maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
V) Katılan … İdaresi adına Hazine vekilinin sanıklar … ve … hakkında 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
1. Aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunmayan sanıklar hakkında açılan davaların birlikte görülerek sonuçlandırılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanarak CMUK’nun 8. ve 11. maddelerine aykırı davranılması,
2. Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma
aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre de;
Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanık …’nun eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin 30/06/2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 12/05/2014 olduğu,
Aynı gün incelenen Dairemizin 2018/14802 Esas sırasında kayıtlı olan Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/1539 Esas, 2014/1036 sayılı dosyada suç tarihinin 27/07/2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 21/11/2012 olduğu,
Aynı gün incelenen Dairemizin 2017/15634 Esas sırasında kayıtlı olan Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/1438 Esas, 2013/1216 Karar sayılı dosyada suç tarihinin 13/10/2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 19/11/2012 olduğu,
UYAP sisteminden yapılan incelemede daha önce Dairemizin 17/07/2017 tarihli ve 2014/26686 Esas, 2017/6052 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilerek Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/563 Esas sırasına kaydedilen ve halen derdest olan dosyada suç tarihinin 14/07/2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 10/11/2012 olduğu,
UYAP sisteminden yapılan incelemede İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/775 Esas, 2017/471 Karar sayılı temyiz edilmeden kesinleşen dosyada suç tarihinin 13/10/2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 05/04/2013 olduğu,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi, kesinleşen dosyanın aslının ya da onaylı örneğinin dosya arasına alınması, eylemlerin TCK’nun 43. maddesi kapsamında kaldığı kabul edilmesi halinde kesinleşen karar yönünden mahsubun düşünülmesi ve sonucuna göre sanık …’nun hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
III) Sanık …’nın suça konu sigaralara ilişkin 4733 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
1. Aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunmayan sanıklar hakkında açılan davaların birlikte görülerek sonuçlandırılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanarak CMUK’nun 8. ve 11. maddelerine aykırı davranılması,
2. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasa ile 6455, 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5. madde ve fıkrası uyarınca temel cezanın belirlenmesinden sonra 3/10. madde ve fıkrası gereğince uygulama yapılması ve yine aynı Yasanın 3/22. ile 5/2. maddelerinin de uygulama şartlarının oluşup oluşmadığının somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 15.12.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.