YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/9918
KARAR NO : 2019/31823
KARAR TARİHİ : 20.05.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Sanık … ve … haklarında beraat; sanık … hakkında hükümlülük; müsadere, araçların müsaderesine yer olmadığına
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerel Mahkemece, sanık … hakkında verilen 13/03/2013 tarihli ve 2012/21 E. ve 2013/8 K. sayılı beraat kararının, temyiz edilmeksizin kesinleştiği, dairemizin 2014/8902 E. Sayılı ve 13/03/2012 tarihli ilamı ile sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükümünün bozulmasına karar verildiği, bozma kararından sonra mahkemece sanık … hakkında da yeniden yargılama yapıldığı, sanık hakkında ikinci kez verilen 26/04/2017 tarih ve 2016/47 E. 2017/62 K. sayılı beraat kararının yok hükmünde bulunduğu gözetilerek yapılan incelemede;
I) Sanık … hakkında kurulan beraat hükmünün temyizen incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II) Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün temyizen incelenmesinde;
1. Yüksekova Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/1012 E. sayılı dosyasında sanığa atılı suç tarihinin 14/01/2012, iddianame düzenlenme tarihinin ise 06/03/2012 olduğu; temyize konu bu dosya ile birleştirilmesine karar verilen 08/03/2012 tarihli eylemin ise Cumhuriyet Savcısınca şüpheli hakkında CMK’nun 170. maddesi uyarınca iddianamenin düzenlenmesinden sonraki bir tarihte işlendiği, bu haliyle iddianamenin düzenlenmesiyle olaylar arasında hukuki kesinti oluştuğu ve 08/03/2012 tarihli eylem bakımından zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığının gözetilmemesi,
2. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
İncelemeye konu bu dosyada sanığa atılı 02/03/2012 tarihli eylemine ilişkin iddianame düzenleme tarihinin ise 24/05/2012 olduğu,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015/299927 sırasında kayıtlı dosyada sanığa atılı suç tarihinin 03/12/2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 24/01/2014 olduğu,
Yüksekova Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1012 E. 2019/154 K. Sırasında kayıtlı dosyada sanığa atılı suç tarihinin 14/01/2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 06/03/2012 olduğu,
Aynı gün incelemesi yapılan Dairemizin 2018/10778 Esas numarasında kayıtlı Patnos Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/692 E. – 2016/169 K. sayılı dosyasında sanığa atılı eylemler ile ilgili olarak suç tarihlerinin 28/01/2012, 08/02/2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 03/10/2012, 02/10/2012 olduğu,
Aynı gün incelemesi yapılan Dairemizin 2018/12373 Esas numarasında kayıtlı Gaziantep 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/139 E. – 2015/572 K. sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin 02/02/2012 iddianame düzenleme tarihinin ise 14/02/2013 olduğu,
Sanığın eylemlerinin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak, anılan dosyanın incelenip, gerektiğinde birleştirilerek sanığın bu eylemi bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyip işlemediği ve haklarında TCK’nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Yasaya aykırı, sanık ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 20.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.