Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2019/3826 E. 2021/16385 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/3826
KARAR NO : 2021/16385
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi Belgede Sahtecilik, Görevi Kötüye Kullanma, 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK suçundan sanıklar …, … ve … haklarında BERAAT; KAÇAKÇILIK suçundan sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … haklarında HÜKÜMLÜLÜK, sanıklar …, …, …, …, … ve … haklarında HAGB; SAHTECİLİK Suçundan sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … haklarında HÜKÜMLÜLÜK, sanıklar …, …, …, …, … ve … haklarında HAGB

Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I-O yer Cumhuriyet Savcısının sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında sahtecilik suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarını temyizi üzerine yapılan incelemede;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı yasa ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231/12 madde fıkrası uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz yasa yolu açık olup, kararın temyizi mümkün bulunmadığından temyiz dilekçesinin itiraz mahiyetinde kabul edilerek gereği mahallinde itiraz merciince değerlendirilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE,
II-Sanıklar … ve … müdafiilerinin sanıklar hakkında sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerini temyizleri üzerine yapılan incelemede;
Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanıklar … ve … müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
III-Katılan … İdaresi vekilinin sanıklar …, …, … hakkında Görevi Kötüye Kullanma suçundan verilen beraat hükümlerini temyizi üzerine yapılan incelemede;
Sanıklar …, …, … hakkında her ne kadar Görevi Kötüye Kullanma suçunu işlediğinden bahisle dava açılmış ise de; iddianame kapsamında anlatılan olayda eylemin kaçakçılık ve resmi belgede sahtecilik suçu kapsamında olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
…’nde işlem gören 31.01.2012 tarihli …, …, …, … ve … numaralı 5 adet ihracaat beyannamesi muhteviyatı tekstil eşyasının 24.02.2012 tarihinde … limanından …’nın … limanına hareket eden kaptan … idaresindeki … isimli kuru yük gemisine yüklendiğinin kayıtlı olduğu, gemi kaptanı tarafından beyan edilen kargo manifestosunda yük eşyasının 169,90 ton ağırlığında muhtelif tekstil eşyası olarak beyan edildiği ve bu eşyanın dahilde işleme rejimi kapsamında ihraç edildiğinin beyan edildiği ancak daha sonra yapılan araştırmada dahilde işleme rejimi kapsamındaki … Dış Tic. A.Ş. Firmasına ait bahse konu beş (5) adet beyanname muhteviyatı tekstil eşyasının … limanına girmediği gibi … isimli gemiye de yüklenmediğinin anlaşılması üzerine açılan davada her ne kadar sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan beraat kararı verilmiş ise de; diğer sanıklar ile fikir ve eylem birliği içinde eylemi mesai zaman dışında gerçekleştirdikleri, sanık …’nın muayene memuru olarak görev yaptığı, 2 adet ihracat beyannamesine konu eşyanın kırmızı hat kriterine göre muayene etmesi gerekirken gerekli muayenesi yapmayarak sanık … tarafından 22:11- 22:51 saatleri arasında kabul edilen beyannameleri aynı tarihte 22:26- 22:55 saatleri arasında muayene bloke kaldırma işlemlerini gerçekleştirdiği, sanık …’nın gözetim memuru olarak görev yaptığı, ihraç edilmediği halde suça konu eşyanın anılan gemiye yüklenip yurtdışı edildiğine dair 24.02.2012 tarihli beyannameyi imzaladığı, sanık …’ün gümrük muhafaza memuru olarak görev yaptığı, gözetim ve yükleme aşamasına müteakip gemiye ait sahte olarak düzenlenen iki ayrı kargo manifestosuna kaşe ve imza atarak resmiyet kazandırdığı cihetle, sanıklar …, … ve …’ün mesai saatleri dışında resmi bir görevlendirilmeleri bulunmadan ve gece saat 22.00 ve sonrasında eylemleri gerçekleştirmeleri ve kırmızı hat kriterine göre muayene edilmesi gereken 169,90 ton ağırlığında ve 986.802.48 EURO değerindeki eşyanın yarım saat içinde sanık … tarafından muayene edilerek blokelerinin kaldırılması ve gözetim memuru … tarafından gemiye yüklendiğine ilişkin beyannameyi imzalaması ve gümrük memuru olan …’in 2 adet manifestoya imza ve kaşe basarak diğer sanıklar ile birlike fikir ve eylem birliği içinde ihracat yapılmadığı halde yapılmış gibi göstermek suretiyle kaçakçılık suçunu işledikleri sabit olmakla sanıkların toplu kaçakçılık suçundan mahkumiyetleri yine sanık …’nın diğer sanıklar ile fikir ve eylem birliği içinde resmi belgede sahtecilik suçundan da mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde görevi kötüye kullanma suçundan beraatlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
IV-O yer Cumhuriyet Savcısı ve katılan … İdaresi vekilinin sanıklar …, … hakkında ve sanıklar … ve … müdafiilerinin sanıklar hakkında sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerini temyizleri üzerine yapılan incelemede;
1-…’nde işlem gören 31.01.2012 tarihli …, … …, … ve … numaralı 5 adet ihracaat beyannamesi muhteviyatı tekstil eşyasının 24.02.2012 tarihinde … limanında …’nın … limanına hareket eden kaptan … idaresindeki … isimli kuru yük gemisine yüklendiğinin kayıtlı olmasına rağmen, gemi kaptanı tarafından beyan edilen kargo manifestosunda yük eşyasının muhtelif tekstil eşyası ile çimento ve karışık inşaat malzemeleri olduğunun bildirildiği ancak, daha sonra yapılan araştırmada dahilde işleme rejimi kapsamındaki … Dış Tic. A.Ş. Firmasına ait bahse konu beş (5) adet beyanname muhteviyatı tekstil eşyasının … limanına girmediği gibi … isimli gemiye de yüklenmediği anlaşılması karşısında sanıkların iştirak halinde suça konu beyanname muhteviyatı eşyanın gerçekte ihraç edilmediğinin sahte belgelerle ihraç edilmiş gibi gösterilerek gümrük beyanmalerinin düzenlenerek tescilini sağlayıp ihraç edilmiş olarak kapatıldığının anlaşılması karşısında; sanık …’in eyleminin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
2-Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükmün gerekçesinde sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerinin tatbikine karar verildiği belirtildiği halde hükümde zincirleme suç hükümleri uygulanmamak suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,
3-24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı, katılan kurum vekili ile sanıklar … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
V-Katılan … idaresi vekilinin sanıklar … ve … hakkında ve sanıklar …, … müdafiinin sanıklar hakkında kaçakçılık suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerini temyizleri üzerine yapılan incelemede;
1-Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen ” Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2-24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafiileri ve katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.