YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6193
KARAR NO : 2020/17141
KARAR TARİHİ : 30.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere, iade
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I) Katılan … İdaresi vekilinin temyiz isteminin suçta kullanılan nakil vasıtası hakkındaki iade kararına ilişkin olduğu kabul edilerek, anılan hükme hasren yapılan incelemede;
Suçta kullanılan nakil vasıtasının üçüncü kişiye ait oluşu dikkate alınarak 5607 sayılı Yasanın 13/1 ve 5237 sayılı TCK’nun 54. maddelerine göre aracın iadesine ilişkin yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle iade kararının ONANMASINA,
II) Sanıklar … ve … müdafiileri ile sanık …’ın temyiz istemlerinin incelenmesinde ise;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre;
Sanık … yönünden; Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi gerektiğinin belirtildiği dikkate alınarak;
İncelemeye konu Adana 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/1279 esas sayılı bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 26.10.2014, iddianame düzenleme tarihinin 07.11.2014; Dairemizin 05.10.2020 tarihli, 2015/15526 Esas-2020/13503 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilen aynı Mahkemenin 2014/1361 Esas ve 2015/172 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 16.10.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 17.11.2014 olduğu, yerel mahkemece “ her ne kadar eylemler arasında 10 günlük süre bulunmakta ise de sanık …’ın olayların oluş şekli gözetildiğinde karşısına çıkan her fırsatı değerlendirerek yeni kasıt altında hareket ettiği, her iki eylem yönüyle aynı suçu işleme kararı ile hareket etmediği ve eylemlerinin teselsül kapsamında değil, ayrı ayrı oluştuğunun değerlendirilmesinin” gerekçesiyle 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de,
Yukarıda belirtilen ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı uyarınca, tek suç işleme kararı kapsamında 10 gün gibi kısa aralıkla iki kez 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinde düzenlenen suçu işlemesi, hukuki kesintinin iddianame düzenlenmesiyle gerçekleşecek olması, işlemiş olduğu suçtan dolayı henüz hakkında iddianame düzenlenmeden, aynı suç işleme kararıyla hukuki kesinti gerçekleşmeden yeniden suç işleyen sanık hakkında anılan dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu da gözetilerek TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekmesi karşısında, öncelikle dosyaların birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafiileri ile sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 30.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.