YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/9281
KARAR NO : 2022/19026
KARAR TARİHİ : 22.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Sanıklar … ve … hakkında hükümlülük, eşyanın müsaderesi, tasfiye, sanıklar … ve … hakkında beraat
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Katılan … İdaresi vekilinin sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
UYAP’tan alınan güncellenmiş nüfus kayıt örneğine göre sanığın hükümden sonra, 01.03.2018 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK’nun 64. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
II- Katılan … İdaresi vekilinin sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Olay tutanağına göre, sanık …’ın sahibi olduğu nakliyat şirketine ait tırların garaj olarak kullandığı yerde, tanklardan … plakalı aracın yakıt deposuna yakıt ikmali yapılırken sanıklar … ve …’ın yakalandığı olayda, sanık …’nın soruşturma aşamasında kaçak yakıt ve pompa düzeneğinin kendisine ait olduğunu beyan ettiği ancak kovuşturma aşamasında ise Doğan … isimli şahsın suçu üstlenmesini istemesi üzerine bu şekilde beyanda bulunduğunu aslında kaçak yakıt ve pompanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, mahkemece dinlenen sanıklar … ve …’ın da kaçak yakıt ve pompanın sanık …’ya ait olduğunu beyan ettiği görülmekle, tanık sıfatıyla Doğan … dinlenilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
III- Sanık … müdafii ve sanık …’ın temyiz taleplerinin incelenmesinde;
1-10/12/2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Yasanın 8. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3. maddesinin 22. fıkrası “23 üncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15/04/2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,,
2-24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
1-Sanık … hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 3/12. maddesi gereğince uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 6455 sayılı Yasanın 3/12. maddesi gereğince uygulama yapılması
2-Sanık … açısından; Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarih, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 21.07.2014, iddianame düzenleme tarihinin 10.09.2014 olduğu,
UYAP’tan yapılan kontrolde, İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/ 600E, 2016/330 K sayılı dosyasında suç tarihinin 13.12.2013, iddianame düzenleme tarihinin 26.03.2015 olduğu,
UYAP’tan yapılan kontrolde, İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2021/833E, 2021/818 K sayılı dosyasında suç tarihinin 15.08.2014, iddianame düzenleme tarihinin 29.03.2021 olduğu,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
3- Sanık … açısından; İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/1235 esas 2014/1366 karar sayılı dosyası ile mevcut dosya arasında arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/1235 esas 2014/1366 karar sayılı dosyasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek 21/11/2014 tarihinde kesinleştirildiği, CMK’nun 231. maddesinin 10. fıkrası uyarınca sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlememesi
ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranması halinde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesi kararı verileceğine ve aynı maddenin 11. fıkrası uyarınca sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde mahkemenin hükmü açıklanmasına karar vereceği şeklindeki düzenlemeler gereğince, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi halinde hüküm açıklanırken zincirleme suç hükümlerinin uygulama olanağı bulacağı aksi halde ise sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlememesi halinde hakkındaki hükmün ortadan kaldırılacağı ve zincirleme suç hükümlerinin uygulama imkanının ortadan kalkacağı hususları dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
4-Dava konusu kaçak yakıt ve pompanın 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi yollamasıyla TCK’nun 54/4. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 5607 sayılı yasanın 13/1. maddesi yollaması ile 5237 sayılı TCK’nun 54. maddesi gereğince zoralımına ve suça konu standartlara uygun olmayan kaçak akaryakıtın 5607 sayılı Yasanın 16/A maddesi gereğince kararın kesinleşmesi beklenmeksizin tasfiyesine karar verilmesi,
5-Suçtan doğrudan zarar gören ve katılma hakkı bulunan Gümrük İdaresi lehine karar tarihi itibariyle verilen vekalet ücretinin sanıklardan eşit oranda alınarak Gümrük İdaresine verileceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aleyhe temyiz olmaması nedeniyle 1412 sayılı CMUK’nin 326/son maddesine göre sanıkların kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 22/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.