YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/9873
KARAR NO : 2023/2257
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/1270 E., 2015/313 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM :Beraat, kaçak akaryakıtın müsaderesi, nakil aracının iadesi
aracının iadesi
TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı, katılan vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli ve 2014/1270 Esas, 2015/313 Karar sayılı kararıyla sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine, kaçak eşyanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine, nakil aracının ise müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Araçtaki aramanın mahkemece verilmiş usulüne uygun önleme araması kararına istinaden yapılmış olması, motorinin miktarı ve yakalanış şekli, marker seviyesinin geçersiz çıkmış olması karşısında sanıkların cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekirken beraatlerine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğundan hükmün bozulması talebine ilişkindir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
1.Usul ve kanuna aykırı olan beraat kararının bozulması gerektiğine,
2. Nakil aracı hakkında da müsadere kararı verilmesi gerektiğine,
3. Re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.11.07. 2014 tarihinde emniyet güçlerince yapılan yol uygulamasında, seyir halinde olan …plaka sayılı sanık …’ın sevk ve idaresindeki …’in ise yolcu olarak bulunduğu, aracın kontrol amacıyla durdurulmasına müteâkip Hassa Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/253 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, arka koltukların sökülü vaziyette olduğu görülmüş ve 60 litrelik 32 adet bidon içerisinde toplam 1.920 litre gümrük kaçağı motorin ele geçirilmiştir.
2.Yakalanan kaçak akaryakıt hakkında kaçak eşyaya mahsus tespit varakası ve 11.07.2014 tarihli ulusal marker tespit tutanağı dosya arasına alınmış olup söz konusu ulusal marker tespit tutanağında ele geçen akaryakıtın cinsinin motorin olduğu, kontrol sonucunda ise ulusal marker seviyesinin geçersiz çıktığı bildirilmiştir.
3.Suçta kullanılan nakil aracının ruhsat fotokopisi dosya arasına alınmış olup sanık … adına kayıtlı, 2003 model Ford Transit marka minibüs olduğu görülmüş ve 21.07.2014 tarihli bilirkişi raporuyla da kasko değerinin 23.150,00 TL, ikinci el piyasa değerinin ise 22.500,00 TL olup araçta gizli bölme/zula bulunmadığı ancak eşyanın aracın ağırlıklı bölümünü oluşturduğu tespit olunmuştur.
4.Sanıklar aşamalardaki savunmalarında, birlikte Hatay/Kumlu’ya gittiklerini, yol üzerinde karşılaştıkları kamyoncudan suça konu mazotları satın aldıklarını, amaçlarının ise çiftçilik yaptıkları için araçlarında kullanmak olduğunu beyan etmişlerdir.
5.Sanıklar hakkında düzenlenen araştırma raporlarında, çiftçilik ve hayvancılıkla uğraştıkları ancak üzerlerine kayıtlı menkul, gayrimenkul veya motorlu taşıtlarının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
A. Nakil Aracının İadesi Yönünden
Suçta kullanılan nakil vasıtasında ele geçirilen eşyanın, nakil vasıtasının yüküne göre miktar ve hacim bakımından ağırlıklı bölümünü oluşturmakta ise de, araçta suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat bulunmadığı ve suça konu
akaryakıtın gümrüklenmiş değeri ile nakil aracının maddi değeri gözetildiğinde müsadere edilmemesinin hakkaniyete uygun olacağı anlaşıldığında, 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların gerçekleşmediği dikkate alınarak aracın iadesine ilişkin yerel mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Beraat Kararı Yönünden
Sanıklar hakkında kurulan hükümler;
“Olay ve Olgular” bölümünde de açıklandığı üzere, olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, sanık …’un sevk ve idaresindeki … plaka sayılı aracın kolluk kuvvetlerince yol uygulamasında durdurulması sonucu önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, arka koltukların sökülü vaziyette olduğunun görülmesi ve 60 litrelik 32 adet bidon içerisinde toplam 1.920 litre gümrük kaçağı akaryakıt ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; usulüne uygun önleme araması kararı gereğince yapılan arama neticesinde yakalanan akaryakıtın hukuka uygun delil niteliğinde olduğu, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre dava konusu kaçak eşyanın miktar itibarıyla ticari miktar ve mahiyette olduğu, gözetilerek sanıkların atılı suçtan mahkûmiyetleri yerine hukuksuz arama sonucu elde edilen delil dışında başkaca bir delil bulunmadığı şeklindeki yerinde olmayan gerekçe ile beraatlerine karar verilmesi,
Kabule göre ise;
Dava konusu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken doğrudan aynı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Nakil Aracının İadesi Kararı Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli ve 2014/1270 Esas, 2015/313 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısı ile katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak oy çokluğuyla ile ONANMASINA,
B. Beraat Kararı Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli ve 2014/1270 Esas, 2015/313 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ile katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.
(Kısmî Karşı Düşünce)
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanıklar … ve … hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, yerel Cumhuriyet Savcısı ile katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün beraat eden sanıkların mahkum edilmesi yönünde bozulmasına ve aracın müsadere koşulları oluştuğu halde aracın iadesine ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
1)Sanıklardan …’a ait olup suçta kullanılan 2003 model 63 EU 705 plakalı minibüs cinsi nakil aracında yapılan aramada, 32 adet bidon içerisinde 1.920 litre kaçak motorin ele geçirilmesi, suça konu kaçak motorinin, 1.370 kg olan taşıma kapasitesi yüküne göre aracın miktar veya hacim bakımından ağırlıklı bölümünü oluşturup, suça konu motorinin suçta kullanılan araç ile taşınmasının zorunlu olduğuna ilişkin bilirkişi raporu ve kaçak motorinin değeri ile iadesine karar verilen nakil vasıtasının bilirkişi tarafından tespit edilen değeri mukayese edildiğinde, TCK’nun 54/3. maddesine göre aracın müsadere edilmesinin hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurmayacağının anlaşılması, sanıkların mahkum edilmesi gerektiğine ilişkin Daire kararı da dikkate alındığında nakil aracının müsaderesi yerine iadesine karar verilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
2)Yerel Mahkemenin 19.03.2015 tarih ve 2015/313 K sayılı kararıyla sanıkların 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan beraatine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, beraate ilişkin kısmının ise sanıkların müsnet suçtan mahkum edilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar vermiştir.
Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan …, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli … Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray …, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş
olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortadan kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkemece bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.13.03.2023