Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2020/2239 E. 2020/18728 K. 15.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2239
KARAR NO : 2020/18728
KARAR TARİHİ : 15.12.2020

I) 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na Muhalefet suçundan sanık …’ın anılan Kanunun 3/18-b, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1 ve 52/2.maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Mersin 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 05/11/2018 tarihli ve 2018/624 esas 2018/955 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın yeniden yargılama talebinin kabulüne dair anılan Mahkemenin 07/03/2019 tarihli ve 2018/624 esas, 2018/955 sayılı ek kararına yönelik katılan kurum vekilince yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Mersin 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/03/2019 tarihli ve 2019/190 değişik iş sayılı kararını müteakip, yapılan yargılama neticesinde, yargılamanın yenilenmesine yer olmadığına dair MERSİN 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/07/2019 tarihli ve 2019/360 esas, 2019/526 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı’ndan verilen 13/12/2019 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24/12/2019 tarih ve KYB. 2019/130114 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 04/07/2019 tarihli ve 2019/3259 esas, 2019/33760 karar sayılı ilamı ile, “Tezgahta açık vaziyette 5,5 kilogram tütün ile 94 paket doldurulmuş makaron satışı yapılan olayda, makaron ve kıyılmış tütünlerin yabancı menşeili olduğunun anlaşılması halinde eylemin 5607 sayılı Yasa kapsamında değerlendirileceği, yerli olduklarının anlaşılması halinde ise idari yaptırımı gerektiren kabahati oluşturacağı gözetilerek, mahkemece alınan bilirkişi raporunda tütün ve makaronların yabancı veya Türk menşeili olduğuna ilişkin açık bir değerlendirme yapılmadığından, makaron ve tütünlerin yerli veya yabancı olup olmadıklarının tespiti hususunda uzman bilirkişiden rapor alınması” şeklinde de belirtildiği üzere,
Dosya kapsamına göre, Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/11/2018 tarihli kararına dayanak oluşturan ve bilirkişi Bilal Kavum tarafından sunulan 10/09/2018 tarihli rapor ile, sanığın işyerinde ele geçirilen 20’li adetlerde 180 paket içime hazır tütün ile doldurulmuş makaronların yabancı menşeili olduğunun belirtilmesine rağmen, sanığın yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü sonucunda yargılamanın yapıldığı Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/07/2019 tarihli kararına konu olup, yine bilirkişi Bilal Kavum tarafından ibraz edilen 27/05/2019 tarihli rapor ile bu kez ele geçirilen makaronların menşeinin belli olmadığı ancak kıyılmış tütünlerin kuvvetle muhtemel ülkemizde yetiştirilebilmiş olacağının ifade edildiği, dolayısıyla aynı bilirkişi tarafından sunulan ve suçun subutuna etki edecek nitelikte olan tütün ve makaronların yabancı veya Türk menşeili olduğuna ilişkin açık bir değerlendirme yapılmadığından dolayı çelişkinin giderildiği bir rapor alınmaksızın ve neticeten esasa ilişkin bir karar verilmeksizin, yazılı şekilde sanığın işyerinde ele geçirilen gümrük kaçağı olmayan tütün basılı makaronların idari para cezasını gerektirdiğinden bahisle yargılamanın yenilenmesine yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24.12.2019 tarih ve KYB-2019/130114 sayılı ihbarname içeriğindeki kanun yararına bozma istemi incelendiğinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311. maddesinin 1. fıkrasında hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri sayılmış, CMK’nun 311/1- e bendinde ise, “…yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte…” olması yargılamanın yenilenmesinin koşulu olarak öngörülmüştür,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarih ve 2012/3-909 Esas, 2014/121 sayılı kararında belirtildiği üzere, delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için “yeni” olması gerekmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da “yeni” sayılmalıdır. Yeni olaylar veya yeni deliller söz konusu değil ise, hükümlü yararına yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden bahsetmek yasa koyucunun amacına uygun düşmeyecektir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarih ve 2012/3-909 Esas, 2014/121 sayılı kararına göre, hükmün kesinleşmesinden sonra yargılamanın yenilenmesine dayanak olarak ileri sürülen bilirkişi raporu, mahkemenin yargılama sırasında bilgi sahibi olduğu, incelediği, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından değerlendirmeye tabi tuttuğu olay ve delile ilişkin olduğundan sonuca etkili yeni bir delil niteliğinde olmayacaktır.
Sanık tarafından sunulan 04/03/2019 tarihli yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesinde kesin hükümden dönülmesini gerektirecek ve yeniden yargılama yapılmasını haklı gösterecek nitelikte yeni bir delil ya da olayın da ortaya konulmadığı gözetilmeden yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne ilişkin karar verilerek sanık hakkında yeniden yargılama yapılması yasaya aykırı ise de, mahkemece yargılamanın yenilenmesine yer olmadığına karar verildiğinden bu husus sonuca etkili görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosya kapsamı ve ileri sürülen hususlara göre, CMK’nun 311. maddesinde belirtilen nedenlerin mevcut olmadığının anlaşılması karşısında;
Yargılamanın yenilenmesine yer olmadığına dair Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/07/2019 tarih ve 2019/360 esas, 2019/526 sayılı Kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, ihbarname içeriği bu yönüyle yerinde görülmediğinden Kanun Yararına Bozma talebinin REDDİNE,
II) 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet suçundan sanık …’ın anılan Kanun’un 3/18-b, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1 ve 52/2.maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair MERSİN 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/11/2018 tarihli ve 2018/624 esas, 2018/955 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı’ndan verilen 22/06/2020 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30/06/2020 tarih ve KYB. 2020/54472 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, olay tarihinde sanığın işyerinde 20’li adetlerde 180 paket içi tütün ile doldurulmuş makaronların ele geçirildiği somut olayda, mahkemece alınan 10/09/2018 tarihli raporda sanığın işyerinde ele geçirilen tütün ve doldurulmuş
makaronların yabancı menşeili olduğunun belirtilmesine rağmen, aynı bilirkişi tarafından ibraz edilen 27/05/2019 tarihli raporda ise bu kez ele geçirilen makaronların menşeinin belli olmadığı, kıyılmış tütünlerin ise kuvvetle muhtemel ülkemizde yetiştirilebilmiş olabileceğinin ifade edilmesi karşısında, bilirkişi raporlarında tütün ve makaronların yabancı veya Türk menşeili olduğuna ilişkin çelişkili değerlendirme yapılması karşısında, makaron ve tütünlerin yerli veya yabancı olup olmadıklarının tespiti hususunda yeniden uzman bilirkişiden rapor alınması ve sonucuna göre makaron ve kıyılmış tütünlerin yabancı menşeili olduğunun anlaşılması halinde eylemin 5607 sayılı Kanun kapsamında değerlendirileceği, yerli üretim olduklarının anlaşılması halinde ise 4733 sayılı Kanunun 8. maddesinde öngörülen idarî yaptırımı gerektiren kabahati oluşturacağı ve Kabahatler Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca mahkemece karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30/06/2020 tarih ve 2020/54472 sayılı ihbarname içeriğindeki kanun yararına bozma istemleri incelendiğinde;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/11/2018 tarihli ve 2018/624 esas, 2018/955 sayılı kararının CMK’nun 309/4.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 15/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.