YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2538
KARAR NO : 2020/14067
KARAR TARİHİ : 08.10.2020
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Kamu davasının zamanaşımı nedeniyle Düşürülmesine
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Katılan banka vekilinin … hakkındaki temyiz talebinin incelenmesinde;
Dosya sanıkları arasında … isimli bir şahsın bulunmadığı mahkemenin gerekçeli karar başlığında sehven bu ismin yazıldığı dolayısıyla ortada incelemeye konu bir hüküm bulunmadığından dosyanın bu sanık yönünden incelenmeksizin mahallinde iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2) Katılan banka vekilinin sanıklar …, ve … hakkındaki düşme kararlarına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde ise;
Hükümden önce 05/08/2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanunun 21. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nun 291. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen ve Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarına karşı 7 gün olarak öngörülen temyiz süresinin 15 gün olarak değiştirildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20/07/2016 tarihinden önce verilen ve Yargıtay’dan geçen dosyalar hakkında 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK’nun 305 ila 326. maddelerinin uygulanması gerektiği ve 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesi uyarınca da temyiz süresinin 1 hafta olduğu gözetilmeden temyiz süresinin 15 gün olduğu belirtilmek suretiyle yanıltıcı ifadeler kullanılmış olması, kanun yoluna ilişkin süreler konusunda 1412 sayılı CMUK ve 5271 sayılı CMK’da farklı düzenlemelere yer verilmesi,
7035 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra temyiz süresi konusunda tereddütler oluşması ve ilk derece mahkemelerince yanıltıcı ifadeler kullanılmasının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13/10/2015 tarih, 2015/11-120 Esas, 2015/313 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, avukatlar da dahil olmak üzere başvurucuların kanun yolunda yanılmalarına sebep olduğu gibi, Anayasa Mahkemesi’nin 09/06/2016 tarihli (Başvuru Numarası: 2014/4987) ve 22/09/2016 tarihli (Başvuru Numarası: 2014/1382) kararlarına göre bu durumun adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde bulunması nedeniyle katılan vekilinin temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1) Sanıklardan …’in katılan bankanın Bornova ve Balıkesir şubelerinin eski çalışanı olduğu ,sanık …‘ın aynı bankanın Adapazarı şubesinde şef ve sanık …’nın ise Körfez şubesinde şube 2. müdürü olarak görev yaptıkları , sanıklar … ve …’ın banka görevlisi olmaları nedeniyle mudilerin hesaplarına ilişkin hesap karton ve nüfus cüzdan fotokopilerini temin ettikleri, mudilerin kimlik fotokopilerinin bankada şubesindeki belgeler arasından alınması nedeniyle bankada fotoğraflarının bulunmadığı, bu bilgilerin sanıklardan Himmet Serçeoğlu’na verilmesi üzerine sahte evrak tanzim işlerine başlandığı, bu suretle öncelikle kimliklerdeki yaşlara uygun sahte mudiler olan diğer sanıkların bulunduğu, bu sanıkların muhtarlıklara başvurarak nufüs cüzdanı kayıp ilmuhaberi aldıkları, bunları kullanarak üzerlerine kendi fotoğrafları yapıştırılmış sahte nufüs cüzdanları çıkarttıkları, ardından bu belgelerle noterliklere başvurarak bankadaki döviz hesaplarına ait banka hesap cüzdanlarını kaybettiklerine dair içeriği itibariyle sahte şekil olarak ise usulüne uygun ibranameler aracılığıyla sahte imzalar atarak mudilerin paralarını çektiklerinin anlaşılması karşısında eylemlerin nitelikli banka zimmeti suçunu oluşturacağı, aynı yöntemlerle gerçekleşen para çekme işlemlerinden dolayı İzmir, Ankara ve Sakarya mahkemelerinde de ayrı ayrı davaların açılması ve eylemlerin katılan bankanın farklı şubelerinde işlenmesi nedeniyle TCK’nun 43. maddesinin de değerlendirilmesi, bu kapsamda anılan mahkemelerdeki dosya akıbetlerinin de araştırılarak iş bu dava dosyası içerisinde celp edilmeleri gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile eylemin basit zimmet kabul edilerek zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi,
2) Kocaeli C.Başsavcılığı’nın 2000/2835 Esas sayılı iddianamesiyle dosyamız sanıkları ile birlikte Özgür Odlukaya, … Akar, Gürbüz Kısa ve Şahin Arslan hakkında da kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2000/156 Esas, 2008/9 Karar sayılı kararı ile adı geçen sanıklar hakkındaki dava ayrıldıktan sonra, yine Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/33 Esas – 2010/402 Karar sayılı kararı ile sanıkların resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği, bu kararın Dairemizin 2013/23037 Esas-2015/18453 Karar sayılı ilamıyla da belirtildiği üzere iddianamedeki anlatım ve dosya kapsamına göre, sanıkların eylemlerinin sabit olması halinde, yargılamalarının inceleme konusu iş bu dosya üzerinden yapılan banka görevlisi diğer sanıkların suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Yasa’ya muhalefet suçunu teşkil edebilecek eylemlerine iştirak etme suçunu oluşturabileceği gözetilerek iş bu dosya ile birleştirildikten sonra olaydaki fonksiyonlarına göre hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekeceğinden bahisle bozulmasına karar verildiği halde eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
3) Dairemizin 01.11.2018 tarihli bozma ilamında bu dava dosyası ile sanıkların aynı nitelikteki eylemleri için açılan ve bozma tarihinde halen derdest olan Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/267 E. sayılı dosyası birleştirilerek banka zimmeti suçunun her bir sanık yönünden tartışılması, eylemlerin aynı bankanın başka şubelerinde işlenmesi nedeniyle TCK’nun 43. maddesinin de değerlendirilmesi gerektiğinin belirtilmesi,Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2004/155 E. sayılı kararının da aynı gerekçeyle bozulması üzerine mahkemenin 2014/267 Esas sayılı dosyası üzerinden 01.09.2014 ve 22.03.2019 tarihlerinde iki defa birleştirme için muvafakat talebinde bulunmasına rağmen bu talepler nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesis etmek suretiyle bozma kararı gereklerinin yerine getirilmemesi,
4) Dairemizin 01.11.2018 tarihli ilamında sehven İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesi olarak yazılan İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bozma öncesi esası 2000/309 Esas sayılı mahkumiyet kararının bozma sonrası akıbeti de araştırılıp değerlendirilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
5) Dosya sanıkları arasında … isminde bir sanık bulunmamasına rağmen gerekçeli karar başlığında Himmet Serçeoğlu yerine sanık olarak …’un kimlik bilgilerinin yazılması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.