YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3750
KARAR NO : 2020/16406
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık …’in, 5607 sayılı Kanunun 3/14, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1, 43/1 (iki kez), 62/1 (iki kez) ve 52/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 75.000,00 Türk Lirasi adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair BAKIRKÖY 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/02/2017 tarihli ve 2015/132 Esas, 2017/39 Karar sayılı kararını müteakip, katılan Gümrük İdaresi vekilinin talebi üzerine suçtan elde edilen 598.810,88 Türk lirası kazancın müsaderesine ilişkin anılan Mahkemenin 24/04/2017 tarihli ve 2015/132 Esas, 2017/39 Karar sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 27/08/2020 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/09/2020 tarih ve KYB. 2020/76108 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16/02/2017 tarihli asıl kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 14/02/2018 tarihli ve 2017/2158 Esas, 2018/309 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiği gözetilerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 256/1. maddesinde “(1) Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir.(2) Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri ile ilgili olarak esasla birlikte bir karar verilmemiş olması durumunda, mahkemece re’sen veya ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine karar verilir.”, aynı Kanunun 257. maddesinde “(1) 256. maddeye göre verilmesi gereken kararlar, duruşmalı olarak verilir. (2) Müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı olan kimseler de duruşmaya çağrılır. Bu kişiler, sanığın sahip olduğu hakları kullanabilirler. (3) Çağrıya uymamaları, işlemin ertelenmesine neden olmaz ve hükmün verilmesini ertelemez.” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmeyen hallerde, katılan idarenin talebi üzerine mahkemesince duruşma açılarak, müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı olan kimselerin duruşmaya davet edilmesi suretiyle müsadere hususunda bir karar verilebileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden kazanç müsaderesine ilişkin hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden BAKIRKÖY 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 24/04/2017 tarihli 2015/132 Esas, 2017/39 Karar sayılı ek kararının CMUK’nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 11.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.